Atalarımızın bize miras bıraktığı, "Umut fakirin azığıdır" sözü ne güzel bir söz. İnsanoğlunun hayatında önemli bir yeri vardır umudun. Onunla tutunuruz hayata.
Yeni yıla umutla girmek âdettendir. 2014 Bütçesi TBMM tarafından kabul edildi. Kamunun yapacağı yatırımlar ve alacağı personeller belli oldu. İşsizlerin umut kapısı.
Kamu böyle de özel sektör farklı mı sanki? Onlar da yaptı yatırım planlarını.
Da... 2014 yılı zor bir yıl olacağa benziyor. Döviz fiyatları arttı. Faiz oranları yükseldi. Bu şartlarda özel sektörün yatırım yapması oldukça zor. "Kredi alayım" dese el yakıyor. Ülke seçim atmosferine girmiş. Ortalık toz duman. "Yargı" ile "Yürütme" kavgalı. Hava yatırım yapmaya uygun bir hava değil yani.
Devlet "cari açık" tehdidine karşı tedbir üstüne tedbir alıyor. Ek gelir elde etmek maksadıyla; otomobil, içki, sigara, cep telefonu gibi çok kullanılan ürünlerin ÖTV'sini arttırdı. Bu operasyondan 6 milyar 500 bin lira tutarında gelir bekliyor.
Diğer taraftan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kredi kartı ve kredilere sınırlama getirdi. 1 Şubat 2014 tarihinden geçerli olacak düzenlemeye göre bütün harcamalarda taksit 9 ay ile sınırlandırıldı. Cep telefonuna, kuyumculara, yemek, gıda ve akaryakıt alımlarına taksit yok.
Keşke şu çek meselesine de bir çare bulunsaydı. Vadeli çek mi olurmuş?!
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan BDDK'nın Resmî Gazete'de yayımlanan taksit sınırlamasıyla ilgili olarak "Önce hak et sonra harca" yorumunu yaptı. Babacan örnek de verdi. "2 bin lira ödeyip 80 bin liralık otomobil alanlar var. 2 bin lirayı zor denkleştirip 80 bin liralık otomobile binmeyelim."
Babacan pek de haksız sayılmaz hani. 2 bin lira ödeyip 80 bin liralık otomobile binmek; riskten başka bir şey değil. "Ya tutarsa" mantığı; daha doğrusu mantıksızlığı.
Bundan böyle 50 bin lira değerinde bir otomobil almak isteyen; bu tutarın yüzde 30'u olan 15 bin lirayı peşin ödemek zorunda. 100 bin liralık bir otomobile sahip olmak isteyen ise 40 bin lira peşinat ödemek durumunda. Vade ise azami 48 ay.
İyi hoş da vatandaş ne yapsın? Hadi kredi kartını disiplin altına aldı. Gereksiz harcamalardan kaçındı, diyelim. Ya zaruri harcamalar; onları ne yapsın? Doğalgaza ve elektriğe zam yok, deniyor ama dolar ha bire yükseliyor. Bunu devletin sineye çekmesi mümkün mü?
Yine de "umut fakirin azığı" demek lazım. Umudun bittiği yer, hayatın sonu çünkü. İhracat mesela. Pekâlâ umut olabilir. Artıyor çünkü. Avrupa pazarı canlandı. Orta Doğu ve Afrika pazarında hissedilen bir iyileşme var. İç piyasadaki daralmayı, dış piyasadan telafi imkânı doğuyor ki, bu gelişmeler Türkiye'nin elini güçlendireceğe benziyor.
Umudumuzu kaybetmeyelim.