ABD'nin bugün elindeki en önemli güç, mali piyasalarından da öte bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) sektöründeki büyümede yatıyor. Son 10 senedir her sene ortalama yüzde 9 büyüyor bu sektör. Türkiye ise internet yatırımı, bilgisayar kullanımı ve gücü bakımından ancak Şili'den daha iyi. Ha bir de Arjantin'den. Hepsi o!.. Teknolojik rekabette 49 ülke sıralamasında 33'üncü. Bilgisayara dayalı işlerde, küreselleşmede, ekonomik rekabet ve dinamizmde de öyle; üç aşağı beş yukarı 30'uncu sıra... Dijital ekonomiye dönüşüm ve teknolojik yenilik yapma işin içine girince hepten çuvallıyor Türkiye; 40'ıncılığı bile yakalayamıyor. Zurnanın son deliği yani!.. Bereket insan kaynakları pek geri değil: Türkiye nitelikli mühendis, yetişmiş personel ve üst düzey yönetici sıralamasında oldukça başarılı bir grafik çiziyor ve ilk 20'nin içine giriyor. Teknolojik mal ihracatında gerilerdeyse de ticari hizmetlerdeki yeri yine de fena sayılmaz. Doğrudan yatırım ve AR-GE araştırmalarında ise Türkiye'nin esamisi bile okunmuyor. Dolayısıyla alınan teknoloji patenti de yok denecek kadar az. Uyum sağlama yeteneği ise süper: Brezilya, Hong Kong ve Estonya'dan sonra 4'üncü sırada Türkiye. Her şeyde olduğu gibi Türk insanı bu konuda da yeteneğini konuşturuyor ve ta tepeye çıkıp oturuyor. İşin en enteresan tarafı ise; bu kadar yetenekli insanların verimli çalışamaması. Genel verimlilik düyezi 39'uncu sıralarda çünkü. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından yayınlanan bir rapordan yazıyorum tüm bunları. Çok değişik fotoğraflar bulmak mümkünse de; "Türkiye'nin Bilgi Ekonomisi Yarışmasındaki Yeri" konulu araştırmadan benim çıkardığım sonuç; özetle şu: Türk insanının uyum sağlama kabiliyeti tartışılmayacak kadar yüksek ama verimli çalışmıyor; yeterli eğitim verilmiyor çünkü. İnsana yatırım yapılmadığı gibi teknoloji ve AR-GE için de harcama yapılmıyor Türkiye'de. 50 Zorlu yıl Türkiye'deki binlerce olumsuzluğun arasında bazen güzel bir şey ortaya çıkıyor da karanlığı aydınlatan güneş gibi toplumun moralini yerine getiriyor. Zorlu Holding geçen hafta 50'nci yılını kutladı. Holding patronu ve profesyonel yöneticilerinin vurguladıkları sözleri dinleyince motive oldum. TİSK'in hazırlattığı araştırma raporundaki olumlu grafiklerin ucundaki ok hep Zorlu Holding'i gösteriyor... Vestel Grubu Başkanı Ömer Yüngül, bundan 7 sene önce Silikon Vadisi'ne genç mühendisleri yerleştirdiklerini söylerken de, 2 yıl önce İngiltere'de satın aldıkları AR-GE şirketinde istihdam ettikleri 40 mühendisle 50 patent başvurusunda bulunduklarını ifade ederken de; işte bu doğruların altını çiziyordu. 50 yıl önce Denizli'deki tezgahın başında baba Mehmet Zorlu'nun nasihat olarak söylediği sözler de çok önemli: Yapacaksan en iyisini yap!.. Babalarının çizdiği bu çizgiden yürüyen Ahmet Nazif Zorlu ve ağabeyi Zeki Zorlu; bugün tekstil, enerji, bankacılık ve elektronik alanında 2.3 milyar dolarlık bir dev haline geldi. Türkiye'nin geldiği yeri küçümsemediğini ancak, daha büyük olabilecekken iyi yönetilmediği için koca ülkenin cüce kaldığının altını çizen Zeki Zorlu, ülkenin hantal yapısından şikayet etti haklı olarak. Olacaksan en güçlü ol. Çıkacaksan en yükseğe çık... Gideceksen en uzağa git... Yapacaksan en iyisini yap... sloganıyla hareket eden bir grubun penceresinden bakınca Türkiye elbette ki hantal kalıyor. Zorlular'ın sayısı arttıkça Türkiye zorlu bir ülke olur. Bilmem anlatabildim mi?