Bu krizden fırsat doğar mı?

A -
A +

Hükümet ve Merkez Bankası "2014 hedefleri"ni revize etti. Kemer sıkma dönemi başlıyor. Türkiye bu dönemden güçlenerek çıkar mı?

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın Ekim ayının başında açıkladığı Orta Vadeli Program (OVP) ile  Davutoğlu Hükümeti, 2014 büyüme hedefi beklentilerini yüzde 4'ten yüzde 3.3'e çekti. Enflasyon tahmininin ise yüzde 9.4'e yükseltildiğini açıkladı aynı gün Babacan.

Ekim ayı sonunda da Merkez Bankası (MB) Başkanı Erdem Başçı, enflasyon hedeflerini revize etiklerini ve yüzde 8.4 ila 9.4 aralığına çektiklerini ve ortalama enflasyonunun yüzde 8.9 olacağı tahmininde bulundu. Sıkı maliye politikalarından söz etti.

Bu açıklamaların olumlu yönü şu: Hükümet ile MB aynı rakamları dillendiriyorlar. Ki, bu uyum önemli. Uyumsuzluk olduğunda piyasalar hemen dalgalanıyor ve bir panik havası esiyordu. Bu olmadı.

Fakat böyle bir kararın çıkmış olması, her şeyin güllük gülistanlık olduğu anlamına gelmiyor tabii. Ali Babacan kamuda "kemer sıkma" politikalarının uygulanacağı sinyalini verdi. Orada kalmaz; özel sektöre de yansıyacaktır mutlaka. Bu da yatırımların hız keseceği, istihdamın daralacağı anlamına geliyor.

Bu fotoğrafa bakıp karamsar olmak da mümkün, ümitvar olmak da. Ümidi korumak akla daha bir yatkın geliyor. Yeter ki, uzun vadeli düşünülsün ve kriz iyi yönetilsin.

Türkiye iç tasarrufu zayıf bir ülke. İç tasarruflarının GSYH'ya oranı yüzde 14. Büyümesini borç kaynaklarla gerçekleştiriyor yani. Bu da kazancının yüzde 86'sını yurt dışına transfer etmesi anlamına gelir.

Türkiye'nin iç tasarrufunu arttırması için katma değeri yüksek ürün üretmesi gerekiyor. Bunun yolu da Ar-Ge ve inovasyondan geçiyor.

Ali Babacan OVP stratejilerini açıklarken "Ar-Ge'ye önem vereceğiz" dedi. Bu söz Türkiye'nin ihtiyacına cevap veren bir söz. Yeter ki, sözde kalmasın.

İnovasyon ve Ar-Ge'ye önem veren ülkeler ileri teknoloji ürünü ihraç ediyor ve her ihraç ettikleri bir kilo ürün başına 4-5 dolar kazanıyorlar. Türkiye ise orta teknoloji ürünü ihraç ediyor ve 1.5 dolar kazanıyor. Fasoncu çünkü. Elin moda ve tasarımına işçilik giydirip ihraç ediyor. Hepsi o!

Türkiye'de katma değeri yüksek ürün üreten firma var elbette ki ama sayıları az. Bu firmaların artması lazım. O da destekle olur.

Türkiye şayet şu kritik dönemi iyi yönetir ve katma değeri yüksek ürün üretme başarısı gösterirse, birkaç sene sonra hem hızlı büyüme trendine girer hem de bunu sürdürülebilir bir hale getirir.

Türkiye'nin iki sene hızlı büyüyüp iki sene olduğu yerde sayması, dünya rekabetinden düşmesine neden oluyor ve "orta gelir tuzağı"ndan bir türlü çıkamıyor.

ABD Merkez Bankası FED ve Avrupa ülkelerinin uyguladığı sıkı para politikası piyasadaki para bolluğunu sonlandırdı. Faiz oranları artıyor. Bu da Türkiye'nin daha yüksek faizle borçlanacağı anlamına geliyor.

Türkiye'nin bu darboğazdan çıkması ve tasarruf oranını arttırması mümkün. Yeter ki, daha kârlı alanlara yatırım yapsın.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.