Türkiye garipliklerle dolu bir ülke! Konu futbol, ya da siyasi bir meseleyse; herkes carcar konuşuyor. Susturabilene aşk olsun! Çevre veya sosyal bir mesele gündeme gelmişse ara da bul, o konuşanları. Hepsi sıvışmış gitmiş! Hele inovasyon, Ar-Ge ve markaysa konu, kimseyi bulamazsın!
Türkiye 1980'li yıllardan beri "sanayi-üniversite iş birliği"ni konuşuyor. Bu konuda henüz bir arpa boyu yol alınamadı maalesef! Halbuki ne çok ihtiyaç var bu iş birliğine.
Kendi ülke sınırları içine kapanmış, geyik yapıyoruz. Başını kaldırıp dünyaya bakan yok! Evet dünya da konuşuyor sporu, sanatı, eğlenceyi ama onlar çevreyi de konuşuyorlar. Ar-Ge ve İnovasyonu da. Daha da önemlisi markalarını konuşturuyorlar. Hem çalışıyor, hem eğleniyorlar yani.
Türkiye'nin silkinip kendine gelmesi lazım. Fertler için de geçerli bu, kurum ve kuruluşlar için de. Herkesin kendine çekidüzen verme vakti geldi de geçiyor bile.
Dünya müthiş bir rekabet ortamına girdi. Firmalar katma değeri yüksek ürün üretmenin peşinde, kişiler bilginin. Rekabetten düşen yanıyor. "İki dönüm bostan, yan gel yat Osman" devri kapandı çünkü.
Eğitim yeni baştan dizayn edilmeli bir kere. Sanayinin ihtiyacı olan "nitelikli ara eleman" ihtiyacını karşılayan meslek ve sanat okullarının gözden geçirilmesi şart oldu. Keza üniversiteler. Verdikleri mezun sayısı ile değil, dünyanın her yerinde iş bulabilecek kapasitede mezun vermeleriyle övünür hale gelmeleri lazım.
Türkiye'nin hangi sektörlerde marka olacağının tespiti bir an önce gerçekleştirilmeli ve o alanda faaliyet gösterecek firmaların hangi yol ve yöntemle teşvik edileceği karara bağlanmalı ki, Türkiye rekabetten düşmesin.
Kemal Yamankaradeniz'in "Ben Buldum Başkasının Oldu" kitabını okuyorum birkaç gündür. Marka, tasarım ve patentin önemini anlatan bu kitapta fikri hakların korunması için neler yapılması gerektiğini izah ediyor ve patent müracaatlarının azlığından yakınıyor Yamankaradeniz.
Türkiye'nin beyin gücünün yüksek olduğunu savunuruz hep de patent sayısının neden bu kadar düşük olduğunu hiç sorgulamayız! Sorgulamalıyız halbuki. 50 civarında teknopark var, sanayici yanından geçmiyor! Neden acaba?
Haa, önce gerçekleştirilen patent tescil sayısına bakıp şimdikilerle kasım kasım kasılabiliriz ama bir de dünya var. Onu ne yapacağız? Yine 2000 yılından bir örnek vereyim size. Türkiye 2000 yılında toplam 3 bin 444 patent başvurusu yaptı ve söz konusu bu başvurunun sadece 266'sı yerli şahıs ve firmalara aitti.
Diğer yandan aynı yıl ABD Patent Ofisi'ne yapılan patent başvuru sayısı 300 bin idi. Dünya Fikri Haklar Teşkilatı'na (WIPO) yapılan uluslararası başvuru sayısı ise yaklaşık 100 bindi. Çin son senelerde ABD'yi geçti; onu da söyleyeyim. Hadi gelin de övünün! IBM her yıl 6 milyar dolar Ar-Ge yatırımı yapıyor. Bilgilerin gizliliğiyle ilgili yeni bir şifreleme sistemi geliştirdi ve yine fark attı.
Son söz: Başkasının patentiyle iş ya da markasına fason üretim yapmak Türkiye'yi yerinde saymaktan öte bir yere götürmez.