Bütün dünya ülkeleri zaman zaman otomotiv, inşaat ve tekstil sektörlerini ekonominin lokomotifi olarak kullandı ve bu politikanın faydasını gördü. Türkiye de bunlardan biri; son senelerde inşaat sektörüyle büyüdü. Bir kısım insan bu büyüme modelinin sonuna geldiğini belirtiyor ve üstüne basa basa "yeter" diyor. Bir kısmı ise "yetmez." Elde bir milyon konut stoku var. Dolayısıyla, "yeter" diyene de "sen haklısın", "yetmez" diyene de "sen haklısın" deme eşiğinde sallanıp duruyor Türkiye.
Bu kritik noktaya emlak fiyatlarının cazibesinden tutun da vergi kolaylığına kadar birçok fırsat sunumuyla gelindi. Otomobil almak isteyene ağır vergi uygulanırken emlak alana indirim yapıldı. Otomobil sahibi olmak isteyenin kredi kullanması zorlaştırılırken emlak alana kolaylık sağlandı. İş adamı sanayiciliği bıraktı, müteahhit oldu. Kâr neredeyse iş adamı oraya gider; suçlayamazsınız.
Bu politikaların faydası olmadı değil; oldu. Türkiye'de geçen sene 850 bin araç satılmışken bu sene bu rakamın 650 binde kalması bekleniyor. Bu düşüş önemli ölçüde Hükümet'in aldığı tedbirden kaynaklandı tabii.
En olumlu gelişme ise ihracatın artışında görüldü. Geçen sene ihraç edilen araç ile ithal edilen araç sayısı başa baş iken; bu sene ihraç edilen araç sayısının oldukça yüksek olacağı tahmin ediliyor. Bir milyondan fazla otomobil ihraç edilirse, şaşmayın. Bu da tabii "cari açık" probleminin asgariye inmesinde önemli rol oynamış oldu.
Madalyonun öbür yüzü var bir de. Onu da göz ardı etmemek lazım. ABD'nin 2008 yılı sonunda yaşadığı ve tüm dünyayı etkileyen Mortgage Krizi hatırlardaki tazeliğini koruyor. Türkiye için de söz konusu aynı risk! Hasılı kelam; Türkiye çok dikkat edilmesi gereken bir tünele girdi. Sanayiciye ne zaman yeni kazanç kapısı açılırsa o zaman asli işine döner ve tünelin ucunda aydınlık gözükür.
Başbakan Davutoğlu, "Katma değeri yüksek ürün üretmemiz lazım" diyor ve Ar-Ge'ye önem vereceklerini söylüyor. Tam vakti. Türkiye'nin kendine yeni alanlar açması ve katma değeri yüksek ürün ihraç etmesi zaruret haline geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün önemli bir konuşma yapması bekleniyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) koordinasyonunda uzun süredir "Türkiye Markası" çalışması sürüyordu. Tamamlandı ve onun tanıtımını bizzat Erdoğan yapacak. Bugün bir milat olsun. Türkiye bundan sonra markayı, Ar-Ge'yi, inovasyonu ve refahı konuşsun.
Bu arada Türkiye'nin suyu kıt bir ülke olduğunu ve en az petrol kadar suya da önem vermesi gerektiğini hatırdan çıkarmamak lazım. Dünyadaki suyun yüzde 3'ü tatlı su, yüzde 1 içme suyu. Avrupa ve Amerika suyu bol ülkeler yine de ama Türkiye öyle değil. Orta Doğu gibi kurak bölgede kalıyor.
Bir otomobil üretilirken 450 ton su kullanılıyor. Bir kilo et için koyun ya da sığırın 15 bin litre su içmesi gerekiyor. Bir adet muz meyvesi için bitki topraktan 200 litre su emiyor. Bu örnekler de gösteriyor ki, su dünyanın vazgeçilmezi ve korunması elzem olan bir nimet.