Büyüyelim fakat dikkatli de olalım

A -
A +
Türkiye büyüme potansiyeli çok yüksek olan bir ülke. Para bol, faizler düşük olsa; dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olur. Fakat...

Türkiye'nin 2014 yılında 164 milyar dolar tutarında yatırım yapması bekleniyor. "Ekonomik kriz vurdu" dediğimiz İspanya 256,  Fransa ise 568 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyorlar.
Japonya'nın 1 trilyon 50 milyar, Almanya'nın 675, İngiltere'nin 420, Güney Kore'nin 349, Suudi Arabistan'ın 221 milyar dolar tutarında yatırım yapması bekleniyor.
Avustralya 385, Endonezya 286, Meksika 284 milyar dolarlık yatırım planlarken Çin 4 trilyon 770 milyar, ABD ise 3 trilyon 480 milyar dolar yatırım hedefiyle aralarındaki yarışı sürdürüyorlar.
Bu verdiğim rakamlar yatırımların niceliğiyle ilgili. Bir de niteliği var bu işin. Esas ele alınması ve analiz edilmesi gereken konu bu.
Kalkınmış ülkelerin yatırımları teknoloji ve Ar-Ge ağırlıklı iken, gelişmekte olan ülkeler sanayi yatırımı yapıyorlar. Türkiye ise altyapı.
Dünya ihracat ürünlerinin ortalama yüzde 25'i teknoloji ürünü. Türkiye'de ise bu oran yüzde 4! Türkiye kendisine doğru bir hedef seçti ve ihracatla büyümeye çalışıyor. Fakat teknoloji ürünü ihraç etmeden bu hedefi yakalaması imkansız. Dolayısıyla Ar-Ge yatırımı yapması ve inovatif düşünmesi lazım.
Türkiye ihraç ettiği her bir kilo ürün karşılığında 1.5 dolar elde ediyor. Teknoloji ürünü ihraç eden ülkeler ise 4.5 dolar kazanıyorlar. Bu makasın daralması için Türkiye'nin bir taraftan alt yapı eksiğini tamamlaması, bir diğer taraftan ise sanayi ve teknoloji yatırımı yapması lazım.
                                         
Merkez Bankası kararları
Başbakan Erdoğan Köln dönüşü Merkez Bankası'nın (MB) faiz politikalarını eleştirdi ve "Sen dalga mı geçiyorsun. Yükseltirken 5 puan birden yükseltiyorsun, şimdi yarım puan indiriyorsun. Olmaz böyle şey" diyerek; kendisine çekidüzen vermesini istedi.
 Başbakan'ın Merkez Bankası politikalarını eleştirme hakkı var tabii. De... MB tarafına da bakmamız lazım. Faizlerin 5 puan arttırıldığı dönem, çok kritik bir dönemdi. Aralık ayının son günlerinde gerçekleşti bu operasyon. Ki, 17 ve 25 Aralık olayları yaşanmış ve siyasette olduğu gibi sosyal hayatta ve piyasada da dalgalanmalar başlamıştı. Döviz fiyatları kontrolden çıkmış, Borsa tepetakla olmuştu. Merkez Bankası faiz oranlarını artırdı ve istikrarı sağladı. Faiz artışının akabinde döviz fiyatları düştü, Borsa yükseldi zaten.
Son günlerde ABD Merkez Bankası FED "Faizleri uzun sürede arttırmayacağını" açıkladı. Avrupa Merkez Bankası "Para politikalarını gevşetebileceğini" bildirdi. Bu olumlu açıklamalardan sonra Merkez Bankası faizleri yarım puan indirdi. İhtiyati bir karar bu. Önümüzdeki günlerde peyderpey ineceğinin sinyali olarak kabul etmek lazım bu düşüşü.
Türkiye bu sene yüzde 4 büyümeyi, enflasyonda yüzde 6.6 hedefini tutturursa; bunu başarı kabul etmek lazım. Merkez Bankası bu hedefi tutturma çabasında.
Başbakan Erdoğan'ın tepkisi de yersiz bir tepki değil aslında. İktidarlar ekonomik büyümeyi severler. Dolayısıyla, bu büyümeyi engelleyen tedbirlerden pek hoşlanmazlar.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.