Türkiye tam huzura kavuşmuşken; üzerine düşen iki bomba toplumu tuz-buz ediverdi. Beş gün içinde yapılan menfur saldırılar halkın direncini kırdı, panikletti onu. Bombaların atıldığı yerlere bakınca adresin Türkiye olmadığı görülüyor. Olsa bile tek hedef değil bir kere. Dolayısıyla kalıcı olmadığı küçük bir teselli olabilir belki. Ama terör, terördür. Yapacağını yapıyor işte. Hedef belli: İngiltere Başkonsolosluğu, Sinagog ve İngiliz sermayeli bir banka!.. Yani, ABD'nin iki müttefiki. 5 gün içinde yaşanan ve 10'larca insanımızın hayatını kaybetmesine, yüzlerce vatandaşımızın yaralanmasına sebep olan bu canlı bomba örgütü; kelimenin tam anlamıyla dehşet saçıyor. Bu kadar gözü dönmüş insanların varlığını kabul etmek bile zor. Böyle menfur bir vahşetin yaşanması tüm dünyanın tüylerini diken diken etmeye yetip de arttı bile. Tıpkı 11 Eylül faciası gibi. Acımasız, vahşi ve insanın yüreğini parçalayacak kadar dehşet dolu. Bu vahşeti El Kaide'nin yaptığı söyleniyor. Ne olduğu henüz bilinmeyen, gücü hakkında tam malumat sahibi olunmayan bu terör örgütü karşısında herkes şaşkın! ABD Başkanı George W. Bush, teröre karşı mücadele ettiğini iddia ediyor. Kimliği, niteliği ve teşkilat yapısı tam olarak bilinmeyen bu terör örgütünün vermek istediği mesaj da açık: 'ABD, işgalci tutumuna bir son versin'. Fakat, bu iki gücün sergilemek istediği tavırda havada kalan bir şeyler var. Var çünkü, ABD; terörün kökünü kazımaktan ziyade petrol bölgelerini ele geçirmek ve oraları kontrol altında tutmak gibi bir görüntü veriyor. Diğer taraftan işgale karşı kendini savunduğunu söyleyen terörün de arkası boş. Lideri kim, nereden besleniyor? Hiçbiri belli değil!.. 11 Eylül'ü yapan, Bağdat'ı bombalayan, İsrail'de her gün bir yeri havaya uçuran, Türkiye'de dehşet saçan ve yarın kime vuracağı hiç belli olmayan bu örgüt kim? Gücünü nereden alıyor? Kim yıkıyor bu insanların beynini? Kim, kim, kim? Hem de kendini ölüme atacak kadar beyni yıkanan bu canlı bombaları kim üretiyor? Terör bir sektör. Tıpkı fuhuş gibi. Tıpkı uyuşturucu gibi. Arkasında çok büyük güçler var. Yüz milyarlarca doları bulan bütçesiyle, kitle imha silahlarıyla çok büyük ve bir o kadar da tehlikeli bir sektör bu. Böyle bir sektörü Körfez ülkelerinin besleyip büyüteceğini insanın aklı, hafsalası almıyor. Onlar bunu nasıl yapsın? Ha, vur-kaç desen tamam. Gerilla savaşı desen aklım erer. Ama böylesine organize ve beynelmilel bir suç örgütünün kendi paçasını toplamakta zorlanan ülkelerden çıkması imkansız! Evet, militan çıkar bu ülkelerden; figüran da ama baş aktör asla. Şimdiye kadar böyle bir emare görülmedi çünkü. Bu terör gücünün arkasından batı çıksa kimse şaşmaz. Saati kuran batılı. "Kurşun adam"ları sokağa salan batılı. Beyni yıkanık teröriste bomba yükleyen batılı... Türk halkının bunları iyi bilmesi lazım. Devletin de. Toplumun bu dehşet belasına karşı uyanık olması şart; yoksa, çok kimsenin çocuğu afyon yutmuş gibi bu suç örgütlerinin piyonu olabilir! Türkiye, verilen bu mesaj karşısında kabuğuna çekilip ABD'ye kapılarını kapatacak mı, yoksa onunla ittifak mı yapacak? En önemli soru bu. Yaşanan sıcak olaylar bu soruya cevap verme zamanını daralttı çünkü. Bush, 'Irak'tan bir santim bile geri çekilmeyeceğini' söyledi. Türkiye'nin tavrı daha bir önem kazandı şimdi. MI ACABA?! Baykal, 'Savaşların parçası olmayalım' demiş... Kendi savaşları hariç tabii! * Eşler konuşmuyor 'mana' çıkarıyormuş... Yorumculuğumuz aileden demek ki! * İngiliz Sarayı'na uşak olarak giren gazeteci, Bush'a hizmet etmiş... Demek orada da uşaklık yapıyor gazeteci? * Japon treni olsa Ankara-İstanbul 48 dakikaya inermiş... O kadar hız başımızı döndürür bizim! * Tekel'in alkol kısmı da yargıya takılmış... Sarhoşun dönüp dolaşıp geldiği yer işte!