2013 yılı ezber bozan bir yıl oldu. Her şeyden önce dünyanın konuştuğu dil yönüyle enteresan bir yıldı. Çince en çok konuşulan dil oldu. İkinci dil ise İngilizce. Hemen hatırlatayım ki, İngilizce en yaygın lisan olma özelliğini sürdürüyor. Türkçe beşinci, Arapça ise altıncı.
Dünya ekonomi çevreleri en çok Amerikan Merkez Bankası FED'i (Federal Reserve Banks) konuştu hiç şüphesiz. Bir de tabii dünyanın içinde bulunduğu krizi. Krizden çıkış yolu arayan herkes FED'e kilitlendi. Bilhassa kalkınmakta olan ülkeler, âdeta yalvardı FED'e; "Para bas, para bas" diye. Bu taleplere dayanamayan FED; her ay 85 milyar dolarlık tahvil satın alma geleneğine ara vermeden devam etti. Ardından da "azalttım" deyip ters köşeye yatırdı dünyayı!
Dünyada en çok konuşulan lider Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad oldu.
"Gezi" Türkiye'nin gündemine bir oturdu, pir oturdu. Cemaat de öyle. Barış süreci ise Türkiye gündeminden hiç düşmedi. Başörtüsü de öyle; konuşuldu, konuşuldu. Sonunda 4 kadın milletvekili Meclis'e başörtülü geldi de konu kapandı.
Fakat "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" sözünü hatırlayıp esas yapılanlara bakmak lazım. Dünya müthiş bir değişim yaşıyor. Yeniden yapılanıyor. "Sermaye" Doğu'ya, "beyin gücü" Batı'ya göçüyor. Batı "tasarım merkezi", Doğu ise "üretim üssü" olma yolunda hızla ilerliyor.
Dünya "bilgi teknolojisi"ne odaklandı. "Yazılım" ve "akıllı ürün"ler endüstrinin vazgeçilmezi hâline geldi.
Sosyal medya tahminlerin üstünde ilgi gördü ve bu ilgi dünyanın daha da küçülmesine neden oldu. Hâliyle pazarlama, satış, tanıtım teknikleri de değişti. Bilgi önem kazanırken, insan unsuru fazlasıyla öne çıktı. Bilgili insan, şirketlerden daha önemli hâle geldi.
Gelişmiş ülkeler katma değeri yüksek üretim kanallarına geçerken, gelişmekte olan ülkeler işçilik ücretiyle geçinme riskiyle karşı karşıya kaldılar.
Türkiye ekonomisi büyüdü büyümesine ama henüz sürdürülebilir büyümeye geçemedi. İnşaat sektörü Türkiye'yi bir yere kadar taşıdı ama o da topallamaya başladı. Yeni alternatifler üretme ve başka stratejiler geliştirme vakti geldi de geçiyor bile.
Kısaca Türkiye'de konuşulanlar da yapılanlar da incir çekirdeğini dolduran şeyler değildi. Bunların hepsini geride bırakan Türkiye'nin inovasyonu, Ar-Ge'yi ve değişimi konuşması şart oldu.
Yetenekli insan yetiştirme konusundaki beceriksizliği ise affedilir gibi değildi. Türkiye'de üniversite mezunlarının yüzde 37'si işsiz. Yurt dışına öğrenci gönderen 5'inci ülke maalesef ve en entersanı da; bu öğrencilerin yüzde 77'sinin ülkeye geri dönmek istemiyor olması!
Şu "rüşvet ve yolsuzluk" operasyonu Türkiye'nin prestijini sarsan bir durum oldu. Sistemsizliğinin üzerine tüy dikti. Kredi derecelendirme kuruluşları ve yabancı yatırımcı bu durumu dikkate alacaktır hiç şüphesiz. Türkiye'nin kirlilikten arınması lazım. Bu gelişme, o arınmaya sebep olur inşallah.