Dar gelirliye ev

A -
A +

Hükümetin gündeminde "Dar gelirliye ev" projesi var. Seçim meydanlarında vaat etmişlerdi, şimdi de uygulamaya sokuyorlar. Tayyip Erdoğan'ın bildiği, bildiği kadar da önem verdiği bir konu, bu... Kabûl etmek lazım ki, belediye başkanlığı döneminde İstanbul'a güzel siteler ve sağlam evler kazandırdı. Emsallerine göre ucuzdu da... Ancak, iddia edildiği gibi dar gelirli sahip olamadı bu evlere. Resul İzmirli, Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı konut projesinin İzmir'deki EVKA örneğini geçenlerde kaleme aldı ve yazının sonunu, "EV-KA Projesi'yle üretilen evler daha ziyade varlıklı kişilerin oldu" diye bağladı. Ayrıca, ev sahibi yapılmak istenen fakir çoğunluğun ise sadece o evlerde kiracı olabildiği gerçeğinin altını çizdi. Hükümetin, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) marifetiyle başlatmayı düşündüğü yeni konut projesinin de yine aynı akıbete uğrayacağına imzamı atarım. Neden? Çünkü, zamanlama yanlış! Evi olmayan dar gelirlinin cebinde, bu projeye peşinat olarak yatırabileceği ne parası var, ne de aylık taksitleri ödeyecek geliri! Bugün başlatılan konut seferberliğinin fakir fukaraya faydası olmadığı gibi ekonomiye de katkısı olmaz; tam aksine zarar verir!.. Bunları yazdığım için konut seferberliğine karşı olduğum sanılmasın. Tam aksine, konut inşaatının ekonominin ayağa kalkmasını tetikleyeceği, istihdam imkanı getireceği ve bankacılık sektörünü büyüteceği kanaatindeyim. Sadece sıralamanın yanlış olduğunu söylemek istiyorum! Türkiye ekonomisinin en büyük problemi yüksek faiz. Bugün dünyada reel faizler yüzde 2-3'lerde seyrediyor. Türkiye'de ise yüzde 30 bu oran. Reel faizlerin yüzde 30'lara çıktığı bir ülkede sanayi olmaz... yatırım olmaz... istihdam olmaz ve tabii fakir fukaraya konut da olmaz... Dar gelirliyi ev sahibi yapmak için, konutun bir rant olmaktan çıkarılması lâzım. Bunun yolu da faizlerin düşürülmesinden geçiyor. Bunun için de kamu harcamalarının kısılması ve kamunun finans talebinin asgariye indirilmesi gerekiyor. Enflasyon tek haneli olması ve kamunun finans talebinin azalması halinde; finans sektöründe, sanayiciye kullandıracağı uzun vadeli fonlar oluşur. Bu fonlardan yüzde 3-5 reel faizle kredi kullanmaya başlayan sanayici yatırım yapar ve yeni istihdam imkanları doğar. Böylece iş bulan vatandaş, kendi bütçesi ile bankanın verdiği 15-20 senelik kredi desteğini birleştirir ve kira öder gibi ev sahibi olur. Bütün dünya bunu böyle yapıyor. Euro-dolar paritesi nereye? Euro-dolar paritesi 1.1'in üstüne çıktı. Dolar'dan Euro'ya zamanında geçenler yüzde 20 gibi bir kazanç elde etti ki, hiç de küçümsenecek bir rakam değil bu. Peki, bundan sonra ne olacak? ABD, bugünlerde dayılanıyor! Dayılanmanın da bir bedeli vardır. ABD'nin dış açığı daha şimdiden GSMH'sının yüzde 5'ine gelip dayandı. Bu durum 2003'te de devam edeceğe benziyor. Amerikan Merkez Bankası FED, bu açığın yüzde 6'lık büyüme oranını geride bırakacağından endişe ediyor. Ayrıca 100 milyar dolarlık bir vergi indirimine gidildi ki, bu da ABD'nin GSMH'sının yüzde 1'ine tekabül eden bir oran. Bütün bunlar Amerikan dolarının değer kaybetmesine sebep oluyor. Dolar, Irak savaşı esnasında yükselir ama bu yükselişin, yukarıda saydığımız sebeplerden dolayı uzun vadeli olmayacağı kanaatindeyiz. Borsa ne olacak? 1990'lı yılların sonunda borsa endeksinin 3 doları aşacağı tahmininde bulunanlardan birisi de benim. Şimdi 60-70 cent aralığında gidip geliyor. Bizi yanıltan reel faizlerdeki artış oldu. O günlerde enflasyon yine azgındı ama reel faiz makûl seviyelerdeydi. Şimdi reel faiz yüzde 30. Türk tasarrufçusunda hem faize, hem repoya, hem dövize, hem de borsaya ayıracak kadar tasarruf yok. Yatırımcı, en büyük kazancın nerede olduğuna bakıyor ve ona göre hareket ediyor. Faiz ve repo gelirleri çok yüksek olduğu için de faize kayıyor bütün yatırımlar. Faiz düşmeden borsa kalkmaz!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.