Vah garibim Kemal Derviş vah!.. Üç senede başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir, be arkadaş. Bunları, hiç tahmin edebilir miydin? Yaşadıkların belki senin için sürpriz olabilir fakat bu ülkede yaşayanlar için asla sürpriz değil!.. Belki farkında değilsin ama sen çizmeyi çoktan aştın be arkadaş. Yok, türban yasağı kalkmalıymış da... Yok, CHP'de her şey tamam değilmiş de... Yok, AK Parti'nin uyguladığı politikalar doğruymuş da... Yok, Ali Babacan'ı beğeniyormuşsun da... Bu söylediklerin görülmüş, duyulmuş şey mi? Kim oluyorsun da iktidar partisinin bir bakanını beğeniyorsun sen be arkadaş... Dünya Bankası'nda çalıştığın dönemlerde bu memleketin insanları ne yaptı biliyor musun? Sağcı-solcu diye ikiye ayrılıp düşman kardeş oldular. Her grubun ayrı kahvesi vardı. Hatta biri diğerinin cenazesine bile gitmez olmuştu. Tüm bunlar kimin marifetiydi biliyor musun? Başkaları da öyleydi ama senin o, 'CHP gücünü ikiye katlayabilir. Bunu dar kadroculukla değil, sivil toplumla başarabiliriz' diye mektup yazdığın o kelli felli CHP kurmayları var ya; işte onlar!.. Nedenini sorarsan; hemen söyleyeyim. Bu memlekette siyaset, hizmet için yapılmaz da ondan. Şu güzelim ülkede siyaset nedir biliyor musun? Geçim kapısı, geçim!.. Sen kalkmış, adamların özenle birbirinden ayırdığı toplumu bir araya getirmeye çalışıyorsun. Ateşle oynadığının farkında mısın? Sen ne saf adammışsın be arkadaş. Saygı duyduğun Ecevit'in yanına girdin; kan uyuşmazlığından dolayı sistem dışı kaldın. Sola önemli katkıları olduğunu ifade ettiğin İsmail Cem ile birlikte oldun; doku uyuşmazlığından dışlandın. Ekonomik programın uygulanmasında önemli katkısı var, diye Hüsamettin Özkan'la yan yana geldin; hüsrana uğradın. CHP'siz sol olmaz, deyip Deniz Baykal'ın yanında saf tuttun; onun çevresindekiler ise seni yapayalnız bıraktı. Bu kadar saflığa pes doğrusu!.. Türkiye'de kendi yaptığı bataklıktan beslenen bir siyasetin olduğunu hâlâ anlayamamış olmanı akılsızlığına mı, yoksa iyi niyetine mi vermek lazım, doğrusu bilemiyorum!.. Çizmeyi aştığın gibi kalkıp bir de, 'Türkiye'yi batıran popülizme dayanan siyasal üslup yerine yapıcı üslupla başarıyı yakalayabiliriz' diyerek; onca parti kurmayına akıl vermeye kalkıştın. Sen, bardağı taşırdın be arkadaş. Hele, 'Örgüt düzeyinde tartışmalarda, bilime önem vermeyen, eskimiş ve popülizmi solculuk sanan bir söylemin gelişmemize engel teşkil ettiğini gördüm' gibi yaptığın o 'ukalaca' konuşmaların var ki, bunun adına 'kendi ipini çekmek' derler!... Şimdi önünde iki yol var: Ya, hatalarını anlayıp popülist politikalarla gününü gün edeceksin; ya da geldiğin yere geri döneceksin. Karar senin!.. Bana kalırsa, ikinci yolu tercih et, derim. Üniversiteye dönebileceğini söylemişsin. Asla tavsiye etmem. Orası, CHP'den de statükocu çünkü. MI ACABA?!. Türkiye'de ilk defa uluslararası standarda uygun bir bütçe hazırlanmış... Bir de içi dolu olsa ne iyi olurdu? * AK Parti, dövizle alışverişi yasaklamayı tasarlıyormuş... Onlar da lüzumsuz işlere başladı, desenize şuna! * Türkiye'de iç tüketim canlanmış... Kast edilen insansa, doğru! * Olumlu düşünenler genç kalıyormuş... Bizi aşar arkadaş!.. * Cem Boyner, ahalinin hâlâ tırsık olduğunu söylemiş... Onun Söymesi hadi neyse de, medya nasıl yazdı bunu?