Türkiye'de sayısız emlak satışı ve kiralama işlemi gerçekleştiriliyor. Birçoğu suistimale açık. Vatandaşın başı ağrıyor.
Kamu, alıcı ve satıcının güvenliğini sağlayan kanun yok çünkü.
Önceki yazımda size Fransa'daki gayrimenkul satış sözleşmelerini noterlerin yaptığını bildirmiş ve sözleşmelerin yüzde 100 sağlam olduğunu ve sistemin tarafların çıkarlarını garanti altına aldığını söylemiştim. Taraflar kamu, alıcı, satıcı, tapu ve araştırma şirketi şeklinde özetlenebilir.
Sistem şöyle işliyor: Alıcı ve satıcı notere gidiyor. Noter, tapuyu inceletiyor. Satışı yapılan gayrimenkul bir daire ise dairenin borcu var mı yok mu? Satıcı gerçek sahibi mi? mülkün üzerinde haciz ve ipotek var mı? Yıkım, tamirat, rotasyon durumu nedir? Bütün bunlar noter tarafından araştırılıyor. Binada kanserojen boya kullanılmış mı? Borularda kurşun kalıntısı var mı?
Noter bütün bunları araştırma şirketlerine yaptırıyor tabii ve haşerat durumuna kadar inceletilip "temiz raporu" alıyor.
Ödemeler; notere yapılıyor ve noter, tahakkuk eden vergiyi kamu hesabına transfer ettikten sonra kalan parayı satıcının hesabına havale çıkarıyor...
Bu süreci anlatmış ve Türkiye Noterler Birliği Başkanı Yunus Tutar'ın "Türkiye'deki noterler bu işi yapmaya hazır" dediğini ve araştırma şirketleri yeterli olmadığı için sistemin işletilemeyeceğinin altını çizdiğini yazmıştım.
Dikkatli bir okuyucum, "Hem hazır diyor, hem de sistemin işletilemeyeceğini söylüyor" şeklinde bir eleştiri getirdi.
Bu işlemde noter kadar araştırma şirketi de önemli. Araştırmayı yapan onlar. Evvelemirde o sektörün kurulup geliştirilmesi gerekiyor. Noterin kendisi yapamaz o incelemeyi. Yunus Tutar haklı olarak; "Önce araştırma şirketi" diyor tabii.
Konu emlaktan açılınca biraz da emlak komisyoncuları kurumuna değineyim istedim. Geçenlerde bir tanıdığım Barselona'da ev kiraladı. Kızı orada yüksek lisans yapacaktı ve bir sene kalması gerekiyordu. Emlakçıya gittiler. Emlakçı onlara boyası yapılmış, eksikleri giderilmiş, elektrik, su, telefon, doğalgaz borcu ödenmiş bir ev kiraladı. Tabii bir dünyanın belgesini ve teminatını istedi. Hatta Türk Konsolosluğu'ndan öğrenim belgesi dahi istedi.
Elektrik, su ve doğalgazı açtırdı ve kendilerine bir telefon verip "Burası teknik servis" dedi. "Herhangi bir arıza olduğu takdirde arayın. Hemen arızayı giderirler."
Sistemi görüyor musunuz? Ne devlet vergi kaybına uğruyor, ne de ev sahibi ve kiracının başı ağrıyor.
Türkiye'de alım satımda olsun, kira işlemlerinde olsun birçok yolsuzluk oluyor. Nedeni belli. Yeterli kanun yok. Alım satım işlemini yapanın, ya da emlak komisyoncusunun sorumluluğu sınırlı.
Hiç ehliyeti olmayan müteahhit veya emlak komisyoncusu olabiliyor bizim ülkemizde. Yanlış!
Her ülkede suistimale teşebbüs eden olabilir. Şayet yeterli kanun varsa dilediği kadar teşebbüs etsin. Başaramaz. Kanun ona o fırsatı vermez çünkü.
Geçenlerde oğlum bir ev kiraladı. Depozitoyu ve emlakçının komisyonunu ödedi. Ertesi gün ev sahibi kira akdini bozdu. Emlakçı, "aldığım komisyonu geri vermem" dedi ve vermedi. Emlak komisyoncusu sorumlu olmalı halbuki. Mağdur olan kiracı. Madem ev sahibi vazgeçecekti, neden kiraladın o daireyi?