Erdoğan dediğini yapar mı?
13 Temmuz 2014 01:00
Erdoğan demokrasisini geliştirmiş, "müreffeh ve öncü" bir ülke sözü veriyor. "Planlı büyüme" ve "kavgasız dönem" ile mümkün.
Başbakan Erdoğan önceki gün gerçekleştirdiği "Cumhurbaşkanlığı Vizyon Belgesi" tanıtım toplantısında Türkiye'nin değişmesi gerektiğinin altını çizdi. Eski iktidarlar ve tabii askerî vesayetler dönemi için "Değişimi istemediler. Değişim talep eden milletin sesini darbelerle kıstılar" ifadesini kullandı. AK Parti'nin ise "değişim partisi" olduğunu söyledi.
Erdoğan'ın Haliç Kongre Merkezi'nde yaptığı bu konuşma ve verdiği görüntü çok yönlü mesajlarla doluydu. Sanatçıdan sporcuya, iş adamından işçiye, STK temsilcilerinden engellilere kadar her kesim vardı. Her kesimin temsil edildiği Küçük Türkiye idi yani. Erdoğan bu görüntüyle, "Tüm kesimler yanımda" mesajı veriyordu âdeta.
Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan, "Mevcut Anayasa'nın dönüşüme ve Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu açılımlara cevap verecek felsefe ve yapıda olmadığı"nı ileri sürdü. Türkiye'de bu sözün aksini iddia eden bir Allah'ın kulu çıkacağını sanmıyorum. Mevcut Anayasa "devleti, vatandaşa karşı koruyan" bir Anayasa ve bunu hepimiz biliyoruz.
Da... çözüm ne? Erdoğan çözümün kendilerinde olduğunu iddia ediyor. Geçmiş iktidarların "Önce devlet, sonra millet" dediklerini; kendilerinin ise "Önce millet, sonra devlet" diye diye gelmiş olmalarının bunun teminatı olduğunu ifade ediyor.
"Yeni Türkiye Yolunda" başlığını taşıyan 84 sayfalık "Cumhurbaşkanlığı Vizyon Belgesi" konuşmasında Erdoğan "Demokratik-Müreffeh ve Öncü Ülke" temalarına yer verdi.
Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde "Terör" ve "Anayasa" problemlerinin çözüme kavuşturulması için gerekli desteği vereceğinin altını çizen Erdoğan Türkiye'nin en büyük problemlerinden birinin de "muhalefet" olduğunu belirtti. "Muhalefet gelişimin ayak bağı" diyor.
Erdoğan'ın "Ekonomik Refah" başlığı altında ele aldığı meseleyi biraz irdelemekte fayda var. Evet, 2002 yılında 230 milyar dolar seviyesindeki Gayri Safi Milli Hasıla 2013 yılı sonu itibariyle 840 milyar dolara yükseldi. Bu rakamın 2023 yılında 2 trilyon dolar olması gibi bir de hedefi var Türkiye'nin. Bu hedefe ulaşmak için her sene yüzde 10 büyümesi gerekiyor.
Türkiye 2023 hedefini de gerçekleştirebilir. Öncü ülke de olabilir. O potansiyeli var bu ülkenin. Fakat "kavga" ve "plansızlık" gibi iki de handikabı var. Kavgayı seviyor ve plansız hareket etmeye bayılıyor! Bu iki illetin yan yana gelmesi demek; "vakit israfı" demektir halbuki.
Türkiye'nin kaynaklarını doğru planlaması ve kavga etmeden hedefine gitmesi gerekiyor. Şayet bunu gerçekleştirebilirse 2023 yılında hem kişi başına düşen milli gelirini 25 bin dolara çıkarmış, hem ülkede sosyal refahı sağlamış, hem de bölgede istikrarın merkezi olmayı başarmış bir Türkiye olur.
Anayasa'sı vesayet altında, toplumu kavgalı, komşuları ile problemli bir Türkiye ise yerinde saymaya mahkûmdur.