Türkiye'de olup bitenleri anlamakta çok zorlanıyorum, çok. Ticaretin maksadı kâr olmasına rağmen, kâr edip zengin olana kızıyoruz. Başarıyı çekemiyor, illa ki bir kulp takıyoruz. Çalışana köstek olmayı hüner sayıyoruz. Üretenden kesinlikle hoşlanmıyoruz. Yenilikten korkuyoruz. Asla reformcu değiliz. Oturduğumuz yerden ahkam kesip kimsenin bir adım öne çıkmasını istemiyoruz... Her şey ters işliyor bu ülkede. Tam bir hastalık hali! Ha, ben kendim de bu hastalıktan azade değilim, onu da söyleyeyim. Bu illet hepimizi sardı, yiyip bitiriyor. Şu son olaya bir bakın hele: Hükümet, fakir ve zeki çocukların özel okullarda okutulması için bir proje geliştirdi. Bu proje, 10 bin öğrenciyi özel okullarda okutmayı hedefliyordu. Her öğrenci için devlet, 3 milyar 500 milyon lira ödeyecekti. Kıyamet koptu! Vay efendim, nasıl olur da devletin parası çarçur edilir-miş? Mesele özel okullara kaynak aktarılması meselesi değil, aslında. Bütün mesele, öküzün altında yatan muhafazakâr buzağı! Hepsi birer hüsn-ü kuruntu. Ömrünü muhafazakârların köküne kibrit suyu dökmeye adayan sözüm ona aydınlarımız için şayiası bile yeterliydi; hemen kolları sıvadılar. Bağcıyı dövmek için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı. İspanyol boğası gibi halkın arasına dalıp ülkenin altını üstüne getirdiler. Sesleri ayyuka çıktı. Bu tepkiye, mal bulmuş magribi gibi sarılan kerameti kendinden menkul Eğitim-Sen, soluğu Danıştay'da aldı: Özel okullara kaynak aktarılıyor. Mani olun bre! Ve nihayet bekledikleri cevap fazla gecikmeden Danıştay 8'inci Dairesi'nden geldi: "Anayasal eşitliğe aykırı." Kına yakın, diyeceğim ama sahibinin muhafazakâr olduğunu görüp attar dükkanına da gitmezler diye söylemiyorum! Hadi diyelim ki; bu okulların hepsi muhafazakâr sermayeye ait! Onların işletmecilik yapma hakkı yok mu? Ölsün mü onlar? Bu hakkı elde edebilmek için tam 24 bin öğrenci başvuruda bulunmuştu. Şimdi hepsinin hayali söndü, hevesi kursağında kaldı. Özel okulların diğer işletmeler gibi 3-4 senedir krizin etkisiyle zarar ettiği ve özkaynakları yiyerek yaşadıkları biliniyor. Devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin, 80-90 kişilik sınıflarda eğitim yaptığı da ortada. Çok zeki ve başarılı olmalarına rağmen maddi imkansızlıktan dolayı telef olan fakir çocuklarının durumu da belli. Hakeza devletin verdiği para, ahım şahım bir şey de değil. Devletin yeni okul açamadığı da dikkate alınınca; bu kadar olumsuzluğu olumlu hale getiren bir karara tepki göstermek ve böyle bir uygulamayı önlemek kime ne kazandırır? Eşitlik ilkesiymiş! Siz onu benim külahıma anlatın. Hep fakirlikte mi eşit olacağız Allah aşkına! Seneler önce Rusya bile terk etti bunu. Irz düşmanını serbest bırakan af kanunu çıkaran siyasetçiyi alkışlayacaksın; zeki çocuklara daha iyi okuma imkanı hazırlamak isteyene mani olacaksın! Anlayamıyorum bu mantığı. Anlayamıyorum, anlayamıyorum!.. MI ACABA ? ğ Kızılay yönetimi, 22 bin öğrenciye verilen bursu durdurmuş... Aldıkları maaştan vazgeçecek değillerdi herhalde! ğ Faize saatte 8 trilyon lira gidiyormuş... İş saate kaldıysa kolay. Durdurun saati! ğ Erdoğan, ücretleri protesto eden memurlara, "Nereye dökülürseniz dökülün" demiş... Başbakan, seçim meydanlarında estirdiği rüzgarın karşısında duruyor! ğ Alışveriş hastalığını önleyen ilaç bulunmuş... SSK reçetesine yazıyorlar mı acaba? ğ Adalet Bakanı Çiçek, bilirkişi müessesesinin yolsuzluk pisliğine battığını söylemiş... İşbilir kişilerle, bilirkişiyi karıştırmış anlaşılan! ğ TSE standardı getirilen kapıcılar, Türkçeyi etkili ve güzel konuşacaklarmış... Bendenize bir emriniz var mı, abula gıız! ğ Blair'in imajı yerde sürünüyormuş... Bizimkilerinki dimdik ayakta! ğ Rektörler, Sezer'e kaygılarını anlatmışlar... Sezer, ağlama duvarı mı ki!