Fransa 22 yıl aradan sonra ilk üst düzey resmî ziyaretini gerçekleşti. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ile görüştü. Görüşmeleri dört başlık altında toplamak mümkün: 1) AB müzakereleri, 2) Yatırım, 3) Ermenistan, 4) Suriye...
Hollande 50 kadar iş adamıyla geldi. Türkiye'de yatırım yapan 400 Fransız firması bugün 100 bin kişiye istihdam imkânı sağlıyor. Daha da artabilir bu yatırımlar. Fransa Kalkınma Bakanı Montebourg, Türk firmalarının da Fransa'ya yatırım yapmasını istedi.
Fransa'da 450 bin Türk vatandaşı yaşıyor. Kimi işçi, kimi profesyonel yönetici. Ayrıca 6 bin civarında Türk girişimci var. Yatırımcı da gider.
Fakat, bu ziyaret karşılıklı yatırım talebiyle sınırlı bir ziyaret değildi; onu da söyleyeyim. Fransa fırsatçı bir ülke. Geçmiş dönemlerde Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermiş ve bunun karşılığında da Türkiye'nin kendisinden ya uçak satın almasını istemiş ya da savunma sanayinde iş birliği talebinde bulunmuştu.
Yine öyle oldu. Hollande, AB Müzakerelerinde bloke edilmiş beş başlığın açılmasına yardım edebileceği sözünü verdi ve uçak, savunma sanayi, nükleer enerji konusuna dikkat çekip; "Bizi unutmayın" vurgusunu yaptı. Bu ne ayıp ne de yanlış bir durum. Uluslararası ilişkilerde işler böyle yürüyor. Ne kadar menfaat, o kadar dostluk.
Fransa'nın Orta Doğu ve Afrika konusunda da Türkiye'den istekleri vardı: "Ortak yatırım yapalım." Bu da makul bir talep. Ayrıca Suriye, Mısır, Kıbrıs başta olmak üzere Akdeniz bölgesinde siyasi iş birliği istedi. Ermenistan konusunda ise "soykırım" meselesini üstü kapalı geçti. Diplomaside bunun adı, "Duruma göre tavır koyarım"dır. "Benimleysen senden yanayım, değilsen karşı taraftan!" Bir nevi aba altından sopa gösterme durumu.
Ermeni diasporası 2015'e hazırlanıyor. 100'üncü yılda konuyu dünya gündemine taşımanın yolunu arıyor. Türkiye de hazırladı stratejik yol haritasını. Günü geldiğinde kendi tezlerini öne sürecek tabii.
Dünya ABD, AB ve Şanghay İşbirliği Örgütü arasındaki gövde gösterisine sahne oluyor. Türkiye bu güçler arasında iyi bir pozisyon almaya ve avantajlarını arttırmaya çalışıyor.
Başbakan Erdoğan Rusya'da Şanghay İşbirliği Örgütü'ne sıcak mesajlar gönderdi. İki gün önce İran'da temaslarda bulundu ve ticari ilişkilerin arttırılması için görüşmeler yaptı.
Geçen hafta Brüksel'e giden Erdoğan'ın önümüzdeki hafta programında Almanya ziyareti var. 3 milyona yakın Türk vatandaşı yaşıyor bu ülkede. Türkiye'nin Almanya ile ticari ilişkileri her geçen sene artıyor. Ayrıca Türkiye'ye çok sayıda Alman turist geliyor. 2014'te Alman turist sayısının 5 milyon sınırını aşması ve 4 milyar 600 milyon Euro tutarında döviz bırakması bekleniyor.
Almanya ekonomisi büyüme trendine girdi. Türkiye'nin Almanya'ya gerçekleştirdiği ihracat 3-4 aydır artış göstermeye başladı.
Son söz: Türkiye'nin üretimi fazla ama iç pazarı zayıf. Daha fazla satmak için dış pazara ihtiyacı var. Bunun tek şartı ise dengeli politika üretmek. Ne kadar denge, o kadar kazanç yani.