Dünya GDO konusunu tartışıyor. Türkiye bu konuda oldukça dikkatli. Sanayici ve üretici ise biraz esneklik istiyor.
Geçen hafta Adana'da Hububat Konseyi vardı. İlk defa yapılıyordu ve kamu ile STK'ları bir araya getirmesi yönünden çok önemliydi.
Türkiye'de 35 milyon ton hububat üretiliyor. Bunun 6 milyon tonu mısır. Mısır da tıpkı diğer hububat ürünleri gibi gıda ve yem olarak kullanılıyor. Önemli yani.
Türkiye'de 1 milyon ton mısır, nişasta ve glikoz üretiminde kullanılıyor.
Nişasta pirinç, buğday, tapyoka ve patatesten de elde edilebiliyor ama nişastanın hangi ülkede hangi üründen elde edileceğini iklimden, toprak şartlarına kadar birçok şey etkiliyor. Güneydoğu Asya'da tapyoka bitkisinden, Almanya'da patatesten, Fransa'da buğdaydan elde ediliyor nişasta. Bu ülkelerde en çok o ürünler üretiliyor çünkü.
Türkiye'de ise mısırdan elde ediliyor.
Hububat Konseyi'nde verimlilikten destek politikalarına kadar her şey konuşuldu. En fazla da Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) konuşuldu tabii.
Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) Başkanı Rint Akyüz ile GDO konusunu konuştuk. Akyüz, glikoz ve nişasta üretiminde enzime ihtiyaç duyduklarını bildirdi ve "Bu konuda sıkıntı yaşıyoruz" dedi. Ayrıca bu sıkıntıyı sadece nişasta ve glikoz üreticilerinin değil, enzim kullanarak üretim yapan tüm sanayinin yaşadığına dikkat çekti.
Enzim, nişasta zincirlerinin parçalanmasında önemli rol oynuyor. AB ülkeleri ve ABD mevzuatında enzimlerin gıdada çok az miktarda kullanıldığı ve son üründe yer almadığı için işlem yardımcısı olarak anıldığını ve etikette GDO olarak sınıflandırılmadığının altını çizen Akyüz, Türkiye'deki uygulamanın farklı olduğunu söyledi.
Türkiye'de enzim üretilmiyor. Dolayısıyla üretici olan ABD ve Danimarka ya da Belçika'dan ithal ediyor. Akyüz, sıkıntının ithalatta yaşandığını bildirdi ve şu açıklamayı yaptı: "2014 yılının mayıs ayında bir prosedür çıkarıldı ve firmalardan hem enzim hem de enzimin üretildiği mikroorganizmalar için 'GDO içermez' belgesi getirmesi şart koşuldu."
Gayet makul bir talep bu. Toplumun sağlığını korumak için Bakanlığın bu konuda her türlü hassasiyeti göstermesi gerekiyor. Da... "Kazın ayağı öyle değil" dedi Akyüz. "İthalatçı firmalar, üretici firmalardan böyle bir belge alamıyorlar. Üretici firmalar, 'sizden başka kimse bizden böyle bir talepte bulunmuyor. Size niye verelim' diyorlar. Dolayısıyla, Türkiye'deki nişasta üreticisi firmalar enzim ithal edemedikleri için fabrikalarını kapatmak tehlikesiyle karşı karşıya geldi."
Rint Akyüz GDO ile ilgili yaşanan problemlerin sadece enzimle sınırlı olmadığını ve mısır üretiminde de problem yaşandığını söyledi. Amerika ve Asya ülkelerinde GDO'lu üretim yapılıyor. Avrupa'da yasak. Ancak AB binde 9 oranında bir GDO'yu bulaşıcı kabul etmiyor. Türkiye'de ise bu oran yüzde 0 (sıfır.)
Rint Akyüz, "Türkiye'de de AB'nin binde 9 standardı uygulansın" dedi. Yem olarak gelen mısırda var bu binde 9 toleransı ama gıdada yok.
GDO'nun insan sağlığı üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmiyor. Kansere neden olduğu söyleniyor. Riski yüksek yani. Elbette ki dikkatli olmak lazım. Akyüz, "Üretim ne olacak" diye sordu. "Amerika ve Asya bol bol üretiyor. Ya Türkiye yarın o ülkelerden ürün ithal etmek zorunda kalırsa?"