Gezgin'in ebedi yolculuğu

A -
A +

Türk sanayii bir duayenini daha kaybetti. Nurullah Gezgin'i 1980'li yılların başında tanıdım. O günlerde İSO toplantılarını takip eden bir muhabirdim. Gezgin, uzun süre İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Ama ne başkandı. Bir kere iyi bir hatipti. İrticalen konuşurdu hep, açık bir anlatımı vardı. Çok da zekiydi. Onu gafil avlayıp faka bastırmak mümkün değildi. Dobralığıyla herkesi kendine hayran bırakırdı. Hukuk Fakültesi mezunuydu. Gençliğinde avukatlık yapmış. 40'ından sonra da sanayiciliğe soyunup Hilal Ambalaj'ı kurmuş... Bunları sonradan öğrendim tabii ama doğrusu benim gördüğüm bana yeter. Hani, adam gibi adam, derler ya; tam öyleydi Nurullah Gezgin. Ona, 'Başkanlar Başkanı' da denirdi. Çünkü, TOBB Başkanı Ali Coşkun, TÜSİAD Başkanı Ömer Dinçkök ve İKV Başkanı Jak Kamhi aynı dönemde İSO Yönetim Kurulu üyesiydi ve birlikte çalışıyorlardı. Nurullah Gezgin, İSO'nun 39 yılına imza atmış bir sanayiciydi. Bunun 14 yılı bilfiil başkan olarak geçti. Nurullah Gezgin kürsüye çıktığında kükrerdi adeta. yumruğunu vurduğunda ise Ankara titrerdi. Mübalağa etmiyorum, gerçek bu. Türkiye'de sivil toplum örgütleri hâlâ öyle ya, hele o günlerde çok cılızdı. Dolayısıyla, İSO kürsüsü o zaman sadece sanayicinin değil, ayrıca halkın da sesiydi. Nurullah Gezgin, böylesine zor bir görevi bihakkın yerine getirdi. Meclis Başkanı İbrahim Bodur'un da bu sesin daha gür çıkmasında önemli rolü oldu mutlaka. Çünkü, o da; söyleyeceğini yumuşak bir ambalaj içine sarıp söylemeyi çok iyi becerirdi. Bu arada aynı dönemde görev yapan Nuh Kuşçulu'yu da rahmetle yad etmeden geçmemek lazım. İTO Yönetim Kurulu Başkanı olarak, o da; çok haysiyetli bir görev yapmış ve ticaret erbabının sesi olmuştu. Nurullah Gezgin asabi değildi ama hırçındı. Kafasındakini eveleyip gevelemeden dosdoğru söylerdi. Kibardı ama bu kibarlığını katiyen ezilip büzülme şeklinde yansıtmazdı. Dimdikti. Şayet bir şey söyleyecekse, muhatabının bakan veya başbakan olması; onun için hiç fark etmezdi, 'pat' diye söylerdi söyleyeceğini. KOBİ'lerin iflah olmaz bir savunucusuydu. Bazen bir yargıç kadar katı, bazen de bir avukat kadar inatçı olabilirdi. Müdafaa ettiği meselelerin asla günübirlik savunucusu olmadı. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için her toplantıda söyleyecek bir sözü olurdu. Ve bunları, bir şey söylemiş olmak için söylemezdi de. Her söylediği söz, içi patlayıcı dolu bir nükte yüklü olurdu. Zarif hicivler, okkalı nüktelerle süslerdi konuşmasını. Ayrıca, CHP'liydi de. Ama öyle sistemin önünü tıkayan malum CHP zihniyeti yoktu onda. O, sistemin önünü açmak için çaba harcardı. Keşke, şimdi de öyle CHP'liler olsa da; üretim için çırpınıp garip gurabanın hakkını arasa. Keşke!.. O, dürüst bir insandı. Ailesi ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.