Hayatı kitaba sığmayanlar
6 Temmuz 2014 01:00
Türkiye beşeri sermayesi oldukça zengin bir ülke. Bilhassa fikir adamı yönünden zengin. Ayrıca onlara vefa gösteren sevenleri de var.
Şayet bugünlerde ofisimde bir fotoğraf çektirmiş olsam, "peşin satan esnaf"ı tasvir eden o resim gibi bir resim çıkardı ortaya. Masamın üzeri her birisi hazine değerinde kitaplarla dolu çünkü.
Ünlü Türk mütefekkir Cemil Meriç Hataylı ya, Hatay Valisi Celalettin Lekesiz kadirşinaslık gösterip Murat Yılmaz'ın yayına hazırladığı "Cemil Meriç" kitabını göndermiş. En önemlisi de Cemil Meriç'in Reyhanlı'da doğduğu evin restorasyonunun tamamlandığını ve bu evin "Cemil Meriç Kültür Evi" olarak düzenlenip tefriş edildiğini bildiren resimli bir kitapçıkla birlikte göndermiş. Ziyadesiyle mutlu oldum.
Türkiye sanatçılarına, yazarlarına, çizerlerine, aydınlarına değer vermeye başladı. O değerli şahsiyetlerin hatırlanmalarına ve sevenlerinin onlara kolay ulaşmasına imkân veren bu faaliyetler, hiç şüphe yok ki takdir-i şayan faaliyetlerdir.
Celalettin Lekesiz, "Bir medeniyetin ne kadar mükemmel olduğunu; insana verdiği değerle ölçebiliriz" diye bir not düşmüş yazısına. Kesinlikle doğru. Fikir adamına ve onun bıraktığı eserlere değer verdikçe "büyük ülke" ve "medeni" olunur.
Cemil Meriç ise "Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık; zihninin aydınlığı kadar olacaktır" diye çiziyor aydınlığın ve özgürlüğün çizgisini çizerken. "Kafan aydın değilse, -boşuna arama- aydınlığı bulamazsın" diyor yani...
Gazetemiz yazarlarından Rahim Er'in kaleme aldığı "Sevgili Peygamberim" eseri de masamdaki kitaplar arasında yer aldı, birkaç gün önce. Bu eserin hazırlanışına az da olsa şahidim. Müthiş bir emeğin, dikkatin ve sabrın ürünü. Ve tabii sevginin.
Geçenlerde kitapçıya uğradığımda "Sabri Ülker'in Hayat Hikayesi" adlı biyografi eserine rastladım ve hemen satın aldım bir tane. Binbir zorlukla iş kurmuş, fabrika sahibi olmuş iş adamlarının hayat hikâyelerini okumayı seviyorum ve eşime dostuma da sürekli tavsiye ediyorum. Her birisi ayrı bir başarı öyküsü çünkü.
Sabri Ülker'in hayatı sadece başarılarla süslenmiş bir hayat değil ayrıca. 93 Harbi ile Bolşevik İhtilali arasındaki dönemde Türkiye'den Kırım'a, Kırım'dan Türkiye'ye savrulan bir Türk ailenin çocuğu olduğunu söyleyeyim de varın siz hesap edin o hayatta yaşanan acı ve zorlukları. Kırım'da doğdu, Türkiye'de yaşadı ve ağabeyi Asım Ülker'in mütevazı şekerci dükkanında işe başladı. Koca bir holding bıraktığı yetmezmiş gibi Murat Ülker gibi başarılı bir iş adamı da hediye etti Türkiye'ye.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Sabri Ülker'i anlatırken "İş hayatında dürüstlüğü, söze sadakati ve kaliteyi her şeyin üstünde tuttu" ifadesini kullanmış. Cemil Çiçek ise "Sabrın, sebatın ve azmin insanı" tanımını yapmış.
Sabri Ülker kendilerinden sonra gelen kuşağın kendilerinden daha başarılı olmaları gerektiğine vurgu yapıyor ve "yeni kuşakların daha doğru ve dürüst olmaları gerekiyor" diyor. Başarı ile dürüstlüğü birlikte zikrediyor. Ki, işin püf noktası burası. Biri yoksa diğerinin ne kıymeti kalır ki?
Kendi alanında önemli boşluğu dolduran bu kitapları okumak için can atıyorum. Başladım bile. Yemeğin sofraya gelmesini bekleyemeyip açlığını bastırmak için ekmekten kopardığı küçük lokmaları atıştıranlar gibi ben de gelip gidip okuyorum bu kitapları.