Hayvancılıkta gelinen yer iyi ama yetmez!

A -
A +

 Ekmeğin hayatımızdaki yeri inkâr edilebilir mi? Ekmek kutsaldır bizim için; öpüp başımıza koyarız. "Ekmeğimle oynama" deriz. "Ekmek parası" için çalışırız. Dostlarımızla "ekmeğimizi" paylaşırız. Eskiden ekmek ana besin maddesiydi. Yemek ise katıktı, çeşniydi. Roller değişti. Şimdiki dönemde ekmek gerilerde kaldı, garnitür oldu. Bu durum fakirle zengin arasındaki ayırım oldu. Fakir ekmek isterken, zengin memnuniyeti reddeder oldu ekmeği. Fakat yine de bütün bunlar ekmeğin önemi azaldı anlamına gelmiyor.

Tadı, kokusu hoş olan o lezzetli ekmeği arıyoruz hepimiz. De... Yok! Bendeniz bulamıyorum şahsen o lezzeti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'e de bildirdim bu şikâyetimi. Bakan Eker, "Ekmeği hangi fırından alıyorsun" diye sordu doğrudan doğruya. "Hemen denetleteyim o fırını."
Fırınlar eskiden 17 çeşit madde kullanıyordu ve çoğu katkıydı bunların. Bakan Eker, "Şimdi dört" dedi. Ekmekte un, maya, su ve az miktarda tuz kullanılıyormuş. Fırınların ekmek üretiminde bu dört maddenin dışında bir şey kullanmaları yasakmış.
Bakan Eker'e yoğurt meselesini de sordum. Hani "Bir dokun bin dert işit" derler ya; aynen öyle oldu. "Türkiye 2011 yılına kadar endüstri yoğurt mayasını ithal ediyordu" dedi Mehdi Eker. "Bunu da tesadüfen öğrendim."
Yoğurt ülkesiyiz. "Yoğurt bize ait" diye böbürleniyoruz ama mayasını ithal ediyoruz! Evinde kendi yoğurdunu kendi yapan kadınlar, ya da mandıralar biliyor yoğurt mayalamayı ama endüstri ithal ediyor. Az uz bir bedel de ödemiyor ha, onu da söyleyeyim. Tamı tamına 20 milyar dolar!
Mehdi Eker, "Üç senedir yerli yoğurt mayası üretmeye çalışıyorduk" dedi ve elde ettiklerini bildirdi. Şimdi Atatürk Orman Çiftliği süt ile birlikte yerli maya da satmaya başlamış.
Devlet son senelerde süt ve et üreticisine önemli destekler verdi. Bundan 10 yıl önce tarım destekleri arasında hayvancılığın aldığı pay yüzde 4.4'tü.  2013'te yüzde 32'ye çıktı bu oran.
10 yıl önce 50'den fazla hayvan bulunan çiftlik sayısı 4 bin 300 idi. Şimdi 28 bin 400 oldu. Kültür ırkı yüzde 19'dan yüzde 41'e çıktı.
Bakan Eker'e besicinin mutlu olup olmadığını sordum. "Mutlu olanı da var, olmayanı da" dedi. Türkiye'de 3 milyon 500 bin tarım işletmesi var. Bu işletmelerden ölçek ekonomisine uygun olanlar mutlu, olmayanlar ise mutsuz!
İşletmelerin yüzde 78'i 10 baş hayvandan az hayvan besleyen işletme. Mutsuz olanlar çoğunlukta yani!
Hah deyince bu işletmeleri 40-50 baş hayvan besleyen işletmelere dönüştürmek imkânsız. Kooperatif yoluyla o insanların mutlu olması sağlanamaz mı acaba? Mehdi Eker, "Kooperatiflere Cumhuriyet Tarihi'nde en yüksek teşvik benim bakanlığım döneminde verildi" dedi ve toplumda kooperatif kültürü olmadığı için beklenilen başarının elde edilemediğini söyledi.
Son söz: Kooperatifçiliğin mutlaka yaygınlaştırılması lazım. Eğitim desteğiyle mümkün bu.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.