Türk yatırımcısı nefesini tuttu, 30 Mart sonrasını bekliyor. "Seçimden sonra istikrar başlar mı?" Büyük , küçük tüm yatırımcı bu sorunun cevabını bekliyor.
Sanayici ona göre üretim planlaması yapmak durumunda. Ortalık toz dumanken nasıl planlama yapsın? Tüketici faiz , döviz ve enflasyon hareketlerini görmeden harcama yapmaya yanaşmıyor. Küçük yatırımcı ise altın , döviz , faiz ve borsa da ışık görmeden risk almak istemiyor. Gayrimenkul alacaklar için de geçerli bu. Kazanmayacaksa neden konut alsın?
Sanayici ya borç kaynak bulup yatırım yapar, ya da halka açılarak yapar. Şu günlerde kimse önünü göremiyor ve dolayısıyla tahminde bulunamıyor. Yapabildikleri tek şey; "seçimden sonra istikrar gelmesini" dilemek. Onu da can-u gönülden yapıyorlar.
Tabii aynı dilek ve temenniyi kamu da yapıyor. Ekonomi yönetimi iç tasarruf u arttırıcı bir dizi tedbir aldı. Gelirler in artması için gayret gösteriyorlar. Yabancı sermaye nin gelmesi için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorlar. Nafile!
Merkez Bankası'nın faiz oranlarını arttırmasından sonra döviz fiyatları geriledi, Borsa yükselme trendine girdi. Bunlar iyi şeyler tabii. De... yetmez. Kimse "yarın şöyle olur" diyemiyor. Piyasa için bundan daha kötü ne olabilir ki? Üstüne üstlük bu puslu havayı fırsat bilip spekülasyon yapanlar da artar ki, onlara çok dikkat etmek lazım.
Türkiye'nin bir yanda "cari açık" problemi var. Bir yanda da "istihdam" problemi. Birine çare bulayım dese, diğerini zora sokuyor. Bu dengeyi kurması ancak ve ancak yabancı yatırımcıyla mümkün. İstikrarın gecikmesi demek; yabancı yatırımcı nın gelmemesi ya da gelişini askıya alması demektir. Bir an önce bu engelin aşılması lazım.
Hasılı kelam, dönüp dolaşıp "istikrar" a kilitleniyor Türkiye . Seçim dönemlerinde ülke geçmişte de ufak tefek sarsıntılar geçirmişti ancak, bu seneki sarsıntı çok daha ciddi boyutta. Ülkenin kutuplaşması kimseye bir fayda sağlamaz. Siyasetçinin bu konuyu göz ardı etme lüksü yok.
ABD istihdam verisi açıklandı. Ocak ayı tarım dışı istihdamı 113 bin kişi olarak gerçekleşti. Tahminlerin çok altında bir gerçekleşme oldu bu. 180 bin bekleniyordu. Ayrıca ABD işsizlik oranı da yüzde 6.7'den yüzde 6.6'ya düştü ve 2008'den bu yana en düşük seviyeye gerilemiş oldu. İş gücüne katılım oranı ise yüzde 62.8'den yüzde 63'e yükseldi.
ABD'deki bu olumlu gelişmeler Türkiye piyasası nı etkiledi. Dolar 2.20'nin altına indi ve 2.16 lira seviyesine inmesi sürpriz olmaz. ABD ekonomisi olumlu rüzgârı yakaladı. Bu da Türkiye gibi kalkınmakta olan ülkeler in daha pahalı kredi kullanacağı anlamına geliyor. İstikrar olursa, nispeten aşağı iner faiz oranı .
Son söz : "Kriz" le "istikrar" arasında "tavuk-yumurta" hikâyesine benzer bir ilişki vardır. Kriz varsa istikrar yok, istikrar varsa kriz yok. Türkiye son 10 sene de yaptığı her güzel işi istikrar a borçlu. Seçim dahi olsa istikrarın bozulmaması lazım...