Tıp camiası "Kan şekeri testi"ni tartışıyor. Bir kısmı ileri yaş
hamileliklerde test "gerekli ve zararsız" diyor. Bir kısmı "Zararlı,
yaptırmayın."
İç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay şekerin çok zararlı olduğunu söylüyor ve "kan şekeri testi" yaptırmanın bile "kan zehirlenmesine" sebep olacağını iddia ederek; uygulanmamasını istiyor.
Karatay'ın bu iddiasına en fazla tepki Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği'nden (TJOD) geldi. TJOD Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir, geçen hafta Antalya'da gerçekleştirilen "12. Ulusal Kadın Hastalıkları ve Doğum Kongresi"nde yaptığı konuşmada; "Karatay Hoca zararsız ve gerekli olan bir test hakkında ileri geri konuşmakla, çizmeyi aştı" dedi ve Canan Karatay'ın kendi alanında konuşması ikazında bulundu.
Canan Karatay'ın hamile kadınlara, "Kan şekeri testi yaptırmayın. Kendinizi ve çocuğunuzu tehlikeye sokarsınız" tavsiyesinde bulunmasına karşılık; Cansun Demir "Gerekli ve hiçbir riski yok" savunmasını yaptı. Kan şekeri testinin, özellikle 30 yaşın üzerinde ve fazla kilolu hamilelerde "kan şekeri" riskinin yüksek olduğuna dikkat çeken Cansun Demir, "Çocukta sarılık veya ölü doğum riski olabiliyor. Kan şekeri testi sayesinde bu risk bertaraf ediliyor" dedi.
Bir de hamilelik döneminde kansızlık meselesi var. En sık görülen kansızlık tipi ise demir eksikliğine bağlı anemi olarak biliniyor. Vücut demir olmadan yeni kan hücresi üretemiyor. Bu durumda dokulara oksijen taşıyan kan hücrelerinin azalması nedeniyle kaslara yeterli oksijen gitmiyor. Bu da kas yorgunluğuna ve halsizliğe neden oluyor. Beyne gitmediği takdirde ise zihnî faaliyetlerde aksama ve baş ağrıları görülüyor. Deriye gitmediği hallerde ise soğuğa karşı dayanıksızlık baş gösteriyor. Rahime ve bebeğe gitmediği durumlarda ise bebeğe ait olumsuzluklar meydana geliyor. Anemisi olan gebelerde erken doğum oranının iki kata çıkması da ayrı bir risk. Ki, aneminin en sık görülen etkisi ise bebeğin gelişmesinde ve büyümesinde gerilik yapıyor olması.
Kırmızı et ve yeşil sebzeler iyi birer demir kaynağıdır ama gebelik döneminde bu ihtiyaca cevap veremiyor. Dolayısıyla demir takviyesi gerekli hale geliyor.
Bütün bu bilgiler gösteriyor ki, her kişinin sağlığına dikkat etmesi gerekiyor. Onun yolu da dengeli beslenmekten, stresten uzak durmaktan, düzenli uyumaktan ve spor yapmaktan geçiyor.
Eskiler çocuklarını "Benim çocuğum doktor olacak" diye sevip yönlendirirdi. Şimdilerde ise doktorlar dahi çocuğunun doktor olmasını istemiyor. Bilhassa kadın doğumcular hiç istemiyor. TJOD tarafından yapılan ve 755 doktorun katıldığı ankette TJOD üyesi tabiplerin yüzde 80'i çocuklarının doktor olmasını istemediğini belirtmiş. Onları böyle düşünmeye sevk eden birçok neden var ise de en başta "mesleğin saygınlığı kalmadığı" gösterilmiş; doktorların yüzde 90'ı bu kanaati taşıyor. Devletin "sağlık politikasının mesleki gelişim yönünden yetersiz" olduğunu düşünen doktorların oranı da çok yüksek: Yüzde 90.
Son söz: Türkiye sağlık merkezi olma yönünde ciddi adımlar attı, teknik cihazla donattığı birçok hastane açtı fakat insan kaynakları yönetiminde hâlâ başarısız!