Hukuk yoksa, adalet de yok

A -
A +
İş adamı "elini taşın altına sokan" kişidir. Risk alandır yani. Risk alan, kendini zora sokan insana saygı gösterilmez mi? Hele bir de istihdama katkı sağlıyorsa, katmerli saygıyı hak ediyor demektir o kişi. Bendeniz gösteririm şahsen.
Peki, yolsuzluğa tevessül eden iş adamını ne yapacağız? Politikacı ve bürokratı ne yapacağız? Türkiye 2013 yılı Dünya Yolsuzluk Raporu'nda 117 ülke arasında 53'üncü sırada yer aldı. Hiç hoş olmayan bir manzara bu!
Şayet bu manzarayı doğru analiz etme yeteneğinden mahrumsak; "kedinin kuyruğunu kovalaması" misali dolanır durur ve problemi çözme hususunda bir arpa boyu yol alamayız. Nitekim öyle de oluyor!
Son günlerde karşımıza çıkan ve hepimizi rahatsız eden meselelere şöyle bir bakalım isterseniz. Birçok kişi hakkında suistimal şaibesi var. "Rüşvet ve Yolsuzluk" iddiasıyla dosyalar açıldı. İtham edilen kişilerin suçlu mu, suçsuz mu olduğunu bilmiyoruz. Bugün değilse bile, yarın ortaya çıkacak kimin suçlu, kimin masum olduğu. Da... gecikmiş adalet, adalet olmuyor!
Hadi oldu, diyelim. Yeter mi? Yetmez. Yetmemeli. Sistemin sil baştan değiştirilmesi lazım. Suiistimalci kişileri cesaretlendiren bir yapı varsa, illaki o sistemin zayıf noktalarını zorlayan birileri olacaktır; buna mani olunamaz.
Suçlular yakalanıp cezaları verilmeli tabii. Fakat kişileri suçlamakla bir yere varılamayacağını da bilmemiz lazım. İnsanoğlu çiğ süt emmiştir. Hırs ve istekleri onu suiistimale zorlayabilir. Caydırıcı sistemin olması lazım. Sistem varsa, istediği kadar yeltensin; yapamaz.
Elbette ki düzgün insanlar var. Suistimale asla tenezzül etmez bunlar ama edeni de var. Onları ne yapacağız? Fert, toplum ve devlet ilişkilerini düzenleyen ve onlar arasındaki ortak menfaat ve iyilikleri düzenleyen sistemin adı hukuktur. Hukuk yoksa, adalet de yoktur. Türkiye hukuk zaafı  yaşayan bir ülke.
Türkiye ekonomisinin en büyük problemlerinden birisi de hiç şüphe yok ki, kayıt dışı ekonomidir. Kayıt dışı ekonominin zararları saymakla bitmez. Haksız rekabete neden oluyor bir kere. Vergisini veren, standarda uygun üretim yapan işletmeler merdiven altı işletmelerle rekabet edemediği gibi yeni yatırımlar yapmakta da zorlanıyorlar.
Ayrıca yabancı sermaye de gelmiyor. Halbuki Türkiye'nin yabancı sermayeye şiddetle ihtiyacı var. Vergi kaçırmayan sektörlere yabancı sermaye geldi, kaçıranlara gelmiyor. Rekabet edemeyeceğini bile bile neden gelsin ki?
Kayır dışı ekonominin bir diğer tehlikesi ise suistimale açık olması.  Kayıtlı ekonomide işletmeler yolsuzluk yapmayı istese dahi yapamaz. Kayıt dışı öyle mi ya? Adı üstünde kayıt dışı. Kimin eli, kimin cebinde belli değil!
Özetle söylemek gerekirse;  hukuk zaafı ve kayıt dışı ekonomi Türkiye'nin başını çok ağrıtıyor. Bu iki illetin tedavi edilmesi gerekiyor. Aksi halde Türkiye kan kaybetmeye devam eder.
Hukukun olmadığı ya da yavaş işlediği yerlerde, kurunun yanında yaşın yanması durumu da sık rastlanan bir durumdur. 
Şayet insanların haksız yere suçlamasına razı değilsek, işlerin yolunda gitmesini istiyorsak; sistemi kurmamız lazım. Bunun yolu da hukuktan geçiyor.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.