Hülya Avşar'ın peşinde koşun

A -
A +

Hülya Avşar konfeksiyon sektörüne girip 'Hülya' markalı tişört çıkarmış. Aferin ona! İşadamıyım diye kostaklanan bunca sanayici varken; Hülya Avşar elini çabuk tuttu ve reklam filminde kendisinin oynadığı 'White Company by h' tişörtlerini, önümüzdeki günlerde Mudo mağazalarında satışa sunuyor. Türk Patent Enstitüsü'ne başvurarak ismini markalaştırdığına göre işi sıkı tutuyor Hülya Avşar. O bir marka ve bu markanın ürünlerini çoğaltması da doğrusu çok akıllıca bir düşünce. Tebrik ediyorum kendisini. Kasım kasım kasılan işadamları da onu örnek alırlar inşallah. Bu konuda Arçelik'in hakkını yememek lazım. O da, buzdolabı makinesinin motorunda yaptığı değişikliği 'Çelik' adını verdiği bir robotla tanıtmıştı. Robot öyle ilgi gördü ki, şimdi piyasada 'Çelik' maketleri peynir ekmek gibi satılıyor. Ticaret işte bu. Kuru kuruya marka olmanın ne anlamı var? Laf olsun diye marka olunmayacağı gibi, markanın hakkını vermemenin de hiçbir ticari mantığı yok tabii. Eğer ticaret, para kazanmaksa; marka olmak lazım. Ha, geçmişte niye böyle olmadı? O zaman enflasyon vardı. Stok ve rantiye ile köşe dönmek mümkündü. Dolayısıyla marka olmak, kimsenin aklının ucundan bile geçmedi. İşte enflasyonun faturası: 25 sene devam eden o sanal ekonominin önümüze yığdığı cüruf molozunu seyredip saçımızı başımızı yoluyoruz. Sıfıra sıfır, elde var sıfır. Boşu boşuna geçen koca bir 25 sene!.. Uyanık Amerikalı Dünyada satışı şova dönüştürüp ticareti zevk haline getiren ülke: ABD. Koca ülke baştanbaşa öyleyse de ben size Atlanta'dan iki örnek vereceğim. Bu iki örnek, ne demek istediğimi anlatmaya yeter de artar bile. Coca Cola'nın merkezi bu şehirde. Ayrıca ilk üretimin yapıldığı atölye de. Dünyanın dört bir bucağından Atlanta'ya gelen turistler, tabii burayı da gezip görüyorlar. İçeride eczane gezdiriliyor onlara. Şişeler gösteriliyor, dolumun nasıl yapıldığı anlatılıyor, bu arada da dünyada kaçıncı litre kolanın üretildiğini yazan elektronik bant ha bire dönüyor... Ve sonunda çıkış noktasına geliniyor. O çıkış noktası neresi biliyor musunuz? Bir satış mağazası!.. Üzerinde Coca Cola markası bulunan çeşit çeşit ürün satılıyor burada. Kimi tişört alıyor, kimi mont. İçeriye giren herkes ayrılırken bir şeyler alıyor yani. CNN de bu şehirde. Bilet alan ziyaretçiler, gruplar halinde tüm stüdyo ve haber merkezini geziyorlar. CNN çıkışı da yine bir mağazaya açılıyor. Ha, bu söylediklerim sadece büyük şirketlere mahsus bir şey de değil. Restoranlar, eğlence merkezleri bile yapıyor bunu. En azından kendi adına yaptırdığı tişörtü satıyor. Farzımuhal, bu söylediklerimi Koç Holding uygulasa fena mı olur? Tabii ki olmaz! Nakkaştepe'deki Holding Merkezi'ne gelen insanlar, Holding'in kültürünü teneffüs eder, oradaki güzellikleri görüp kuruma hayranlığını pekiştirir ve tabii çıkarken de kurumun markalı ürününü alıp giyer onu. Ama bizim geçmişteki kültürümüz buna pek müsait değil. Yadırganır bu. Onun için Türkiye'nin kültürünü değiştirmesi gerekiyor. Hem de hemen! MI ACABA?!. Libya Lideri Kaddafi Araplıktan istifa etmiş... Saddam gittikten sonra o işin kıymeti harbiyesi kalmamıştı zaten! * ABD'li Dennis Hop, Ay'ı parselleyip satarak dolar milyoneri olmuş... Lafını bizim uyanıklar etti, parsayı o topladı! * Arnold Schwarzenegger California eyaleti valisi seçilmiş... Baykal "terminatör" mü olsa acaba? * 'Koca kafalı' insanlar, hafızaları güçlü ve daha zeki oluyorlarmış... Nereden bulacağım ben şimdi 'koca kafa'yı! * Erdoğan, 'Koşmak yetmiyor, sıçramamız lazım' demiş... Otursun oturduğu yerde. Ata bindi, gördük! * Dolara göre en değerli üçüncü para TL imiş... Sanal, kelimesinin bundan daha iyi tarifi mi olur?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.