Türkiye, paraya para kazandırmak isteyenlerin arayıp da bulamadığı bir ülke oldu! Yatırım yapmak, insanlara iş vermek, ülkeye döviz kazandırmak için çırpınmak; akıllı adam işi olmaktan çıktı. Şimdinin akıllı adamı (!), hiçbir yatırım yapmadan para kazanıyor; hem de yattığı yerden. 24 Mart 2003 günü cebindeki doları TL'ye çevirip bonoya yatırım yapan bir kişi; Haziran'ın ilk günü yüzde 8 kazandı; o da TL bazında. Hele bir de elindeki TL'yi 1 Haziran'da dolara çevirmişse; bu kazancı anında yüzde 26 oldu. Yeme de yanında yat!.. Dünyanın hiçbir yerinde 64 günde yüzde 26 kazanç yok ama Türkiye'de var işte! Birileri böyle kazanıyorsa; başka birileri de kaybediyor demektir. Ekonominin kanunu bu. Nakit kalanlar kazanıyor; elini taşın altına sokanlar ise kaybediyor. Daha çarpıcı bir ifadeyle; rantiye kazanıyor, yatırımcı kaybediyor! Türkiye'de enerji pahalı, faizler yüksek, vergi ve SSK primleri can yakıyor. Ayrıca, devletin besleyip piyasaya saldığı bir enflasyon canavarı var ki, evlere şenlik; önüne geleni haşat ediyor. Böylesine riskli bir mayın tarlasına girip de sağ kalmak isteyenlerin çoğu, çareyi; ihracat yapmakta buldular. İhracat onlara hiç olmazsa, denizde boğulmadan suyun üzerinde kalma şansı verdi. Kur artışıyla iç piyasadaki fiyat artışını dengeliyor ve böylece ticari hayatlarını devam ettiriyorlardı. İhracatçıların o şansları şimdi kayboluyor. Rantiye'nin dövizini bozdurup TL'ye geçtiği 24 Mart günü ihracat yapan bir firma, yurtdışına sattığı malın bedelini o gün bin 740 liradan muhasebeleştirdi. İhraç ettiği malın bedeli olarak gelen doların değeri ise bin 400 lira. Aradaki 340 liralık negatif artış, o işletmeyi yıkmaya yeter de artar bile. İşletme, bir milyon dolarlık satış yapmışsa; 340 milyar lira zarar etmiş demektir. İhracatçının durumu işte bu! TC Merkez Bankası'nın tüm dünyada değer kaybeden doları bir milyon 500 paritesinde tutması beklenemez. Fakat, ihracatçının içinde bulunduğu durumu da kimse gözardı edemez. İhracatçının derdine bir çare bulunmalı. Hem de hemen. MI ACABA ? ğ Ali Şen, Gazprom şirketlerinin sıkıntısını çözmek için ombudsman olup 'Mavi Akım'da vitrine çıkmış... En son Çevik Bir Paşa'nın cumhurbaşkanı adaylığında ifa etmişti böyle bir görevi! ğ Sigorta şirketleri, ayda 150 milyon lira ödeyene gelecek garantisi satıyormuş... Yeşil kart var mı abi, yeşil kart?!. ğ Cumhurbaşkanı Sezer, Telekom'un 'hisse senedine çevrilebilir tahvil' yetkisiyle satışını da veto etmiş... 'Vetocu cumhurbaşkanı' ünvanıyla tarihe geçmek istiyor anlaşılan! ğ Hızlı verilen kilolar aynı hızla geri alınıyormuş... Kilo bahane, çekilen sıkıntı şahane! ğ 6 dolarla teşviki kaçıran Trabzon'da 20 bin kişi yas tutuyormuş... Yeni bir küskünler ordusu geliyor desenize! ğ Laleli ve Aksaray'da turistleri soyan Cengiz Aksoy, "İflas edince tokatçı oldum" demiş... Bu tokatçılık nemene bir iş yahu? Zengin olmak isteyen bu yolu seçiyor! ğ Rahmi Koç, asker ve sivilin birbirini masaj yapa yapa AB için bir orta yol bulacağını söylemiş... İyi de, bizim geleneğimizde yok bu iş. Biz ancak kodun mu oturtmayı biliriz!