IMF'den kurtulma nutukları atmadan önce; neden IMF'ye mahkum olduğumuzu, hatta ondan da öte Türkiye'nin neden bu duruma geldiğini çok iyi araştırmak zorundayız. Gelişmiş ülkelerin bankalarındaki toplam mevduatları, en az ülke GSMH miktarı kadar bir kere. Türkiye'de ise öyle değil. Döviz kurlarında son dönemde yaşanan gelişmelerle birlikte kullanılan ortalama kurun değişmesine paralel olarak GSMH da değişti ve dolar bazında 210.4 milyar dolara çıktı. Kayıt dışı da ilave edildiğinde 400 milyar doları buluyor bu rakam. Bankalardaki mevduat toplamı ise 31 Mayıs itibariyle 126 katrilyon lira. Bu da üç aşağı beş yukarı 80 milyar dolar ediyor. GSMH'ın beşte biri yani! Türkiye ekonomisindeki çarpıklıklar saymakla bitmez ama bu rakam hepsinden önemli. Çünkü Türkiye, elindeki bir dolarla 5 dolarlık iş yapmak mecburiyetinde kalıyor. Siyasetçi ne kadar becerikli ve kabiliyetli olursa olsun; bu çarkı çeviremez. Çeviremiyorlar da zaten. Ya faizler yükselip sistemi kilitliyor. Ya döviz fiyatları fırlayıp piyasayı felç ediyor. Ya da borsa göçüp binlerce insan altında kalıyor. Türkiye'nin bu girdaptan kurtulması için bankalardaki toplam mevduatı 400 milyar dolara çıkarması gerekiyor. Kişi başına 2 bin 969 dolar gelir düşen bir ülke halkının hem vergi vermesi, yatırım yapması, borç ödemesi, AR-GE için fon ayırması, sağlık harcamasında bulunması ve hem de tasarruf edip, bankalardaki mevduatı 80 milyar dolardan 400 milyar dolara çıkarması mümkün mü? Mümkün değilse, tek bir yol kalıyor geriye; o da yabancı kaynak. Türkiye'ye 320 milyar dolar girse; bu paranın önemli bir kısmı bankacılık sektörüne girip faizi düşürür. Bir kısmı da yatırıma yönelir ve büyümeyi hızlandırır. İstikrarsızlığın sona ermesi demektir bu. Türkiye'deki istikrarsızlığın nedeni Anayasa kitabı fırlatmak falan değildir, esas neden parasızlıktır. Yeterli para olsa; mali sistem anında iyileşir ve milli gelirin büyüklüğüyle dengeli bir hale gelir. İç ve dış borç rahatlıkla çevrilebilir. Devlet borçlarıyla mali sistem dengesi kurulur. Hepsinden önemlisi enflasyon tek haneli rakakamlara indiği gibi kalıcı hale de gelir. Şayet Türkiye'nin AB üyeliği gerçekleşirse, tüm bunlar kendiliğinden olur. Onun için Türkiye'nin hiç vakit kaybetmeden uyum yasalarını çıkarıp AB müzakerelerini başlatması ve o rüzgarı arkasına alması lazım. IMF'nin bu noktadaki rölü, hasta olan Türkiye ekonomisine reçete yazmak ve ülkeye borç veren uluslararası finans kuruluşlarına, 'Korkmayın, kontrol altında' mesajı vermektir. Müzakerelerin başlaması halinde Türkiye'ye ihtiyaç duyduğu finansman gelir ve IMF çekip gider. MI ACABA ? ğ Dünyanın en değersiz parasına sahip olan Türkiye, Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiş... Bir rekor için bunca sıkıntıya değer miydi? ğ Denizde can simidi mecburiyeti getiren kanun Temel'i kızdırmış.... Kızar tabii, can simidiyle balık mı avlanır?! ğ Gül, AB müzakerelerinin erkene alınabileceğini söylemiş... Fena dolmuşa gelmiş anlaşılan! ğ Başesgioğlu, zam isteyen memura; yüzde 17 işsizliği hatırlatmış... İşsizler de nihayet bir yerde hatırlanmış! ğ Yolsuzluk Komisyonu'nda ifade veren bürokrat rahmetli Hayrettin Uzun'u suçlamış... Mezara kadar geldiyse bu iş bitti demektir!