İzmir'de "İnovasyon Haftası" gerçekleştirildi. Görkemli açılış oldu.
Yetkililer konuştu ama içi boştu. "Tahta ata binen çocuk" hali! |
İnovasyon sözcüğünü dilimizden düşürmüyoruz. "Yeni ve değişik bir şey yapmak" anlamına gelen bu sözcüğe kısaca "yenilenme" ya da "yenilikçilik" demek mümkün. Bu hafta "İnovasyon Haftası"ydı ve "İnovasyonda Anadolu ateşi" İzmir'de yandı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, bu meşalenin tüm Anadolu'ya yayılacağını söyledi.
Hakkını teslim etmek lazım; TİM İnovasyon konusunda samimi gayret gösteriyor. Kongre yapıyor, sergi açıyor, üniversite sanayi işbirliği için tüm imkanlarını seferber ediyor. Hakeza Ekonomi Bakanlığı. Yenilikçi olan fikri mülkiyeti de destekliyor, sınai mülkiyet haklarını da. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, kongre salonunu dolduran üniversite öğrencilerine "Kapımız sonuna kadar açık" dedi. "Yeter ki, farklı fikirlerle gelin." Açık çek verdi yani.
De... bütün bu yapılanları bendeniz çocukların "tahta ata binmesi"ne benzetiyorum. Türkiye inovasyon kavramının başında henüz. İzmir'de gerçekleştirilen ve "Türkiye Geleceğe İnovasyonla Koşuyor" ana başlığıyla duyurulan kongrede gördüklerimi anlatayım da neden böyle bir benzetme yaptığımı siz de anlayın.
Kongrenin ilk günü Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi katıldı. Bütün protokol hazır bekledi ve Zeybekçi'yi karşıladı. Tek tek tokalaşma, öpüşme, hal hatır sormanın ardından salona geçildi. Kürsüye çıkan hatipler salonda bulunan kişileri ismen selamladı. İkinci, üçüncü çıkan da yaptı aynı şeyi. Bakan ayrılınca, bu kerede uğurlama seremonisi yaşandı. Aşağıda bekleyen eskort ve polis ordusunu zikretmeye bilmem gerek var mı?!!
Alzheimer, Astım, Parkinson gibi hastalıkların için tedaviler geliştiren Signum Biosciences'in Kurucu CEO'su Dr. Gregory Stock misafir konuşmacıydı. Yaptıkları "İnsan Gen Haritası Projesi"ni anlatan Dr. Stock "Silikon Vadisi"ni bir devrim olarak nitelendirdi ve "İnsan genini tanıyoruz" dedi. "Kişiye özel tedavi uyguluyor ve ilaç üretiyoruz" dedi. Protezden bahsetti. El ve ayağını kaybeden insanların beyin ve düşünceleriyle kullandıkları protez sayesinde normal insanlar gibi yaşadıklarını söyledi. Söyledi de söyledi. Hepsi somut şeylerdi söylediklerinin.
Türk konuşmacılar ise "cek" dediler, "cak" dediler ve temennilerle bitirdiler konuşmalarını. Dahası da var. Kongre salonunun her bir köşesi üniversite öğrencilerini yaptığı tasarım ve ürünlerle doluydu. Teşhir edilenler arasında "farklı tasarım var mıydı" derseniz; yoktu! Olması mümkün değil zaten. Öğrenci işin içinde değil bir kere. Nasıl olsun? Sanayiden kopuk, teşvikten yoksun, piyasadan bihaber. Ne kadar inovatif düşünürse düşünsün, farklı ürün üretemiyor! Bu onun suçu değil tabii; sistem sakat.
Boşuna "marifet iltifata tabidir" dememiş atalarımız. Gençlere maddi imkan tanınmalı. Onların sanayi ile iç içe olmaları sağlanmalı. Diledikleri gibi çalışacakları iklim oluşturmalı.
Son söz: Nasıl İngiliz trafiğini belli bir bölümde değiştiremezseniz; "farklı fikriniz varsa bize gelin" demekle de genç beyinlerden faydalanamazsınız. Eski alışkanlıkları atıp topyekun yenilenmek lazım. Zaman çok kıymetli çünkü; kaplumbağa hızıyla bir yere varamayız.