Irak'ta ABD ne kadar varsa, Fransa ve Almanya da o kadar vardır. Birisi fiili olarak oradadır, diğeri zımni!.. ABD ele geçirdiği ülkeyi sahiplenme gayretinde. AB ise ABD'nin ayakları altındaki halıyı çekmek için saman altından su yürütüyor. ABD'nin orada olması menfaatine dokunuyor çünkü! Irak'ta son günlerde olup bitenlerin kendiliğinden meydana geldiğini veya yerli halkın ABD'ye duyduğu hıncın bir mahsulü olduğunu düşünecek kadar saf olmamak gerekiyor bir kere. Şii lider A. Muhammed Bakır El Hekim'in bombalı araçların patlaması sonucu can vermesi de buna dahil. Sünnilerle Şiileri karşı karşıya getirmek isteyen gücün hedefine ulaşıp ulaşmadığı ayrı bir konu ama bu gücün her türlü kaosu istediği ve bunun için bulduğu her etnik yarayı kaşımak isteyeceği kesin. Bombalama olayının hemen ardından Şiiler'in, ABD ve Baasçıları sorumlu tutan açıklama yapması ve onları lanetlemesi de bunu gösteriyor zaten. Irak'taki etnik grupların birbiriyle kuzu sarması olmadığı sır değil? Hepsinin damarında kin ve husumet dolaşıyor. Bunu bilen ve ABD'nin Irak'a yerleşmesini bir türlü içine sindiremeyen AB, bir taraftan diplomatik yollarla onun dengesini bozmak için uğraşıyor, bir taraftan da etnik grupların öfke silahını tetikleyip ABD'yi vurmaya çalışıyor. Bu onların kendi meselesi, bize ne? Türkiye bugün bu sözü sarf edecek durumda değil. Çünkü, burnunun ucundaki bir meseleye bu kadar duyarsız kalması; Türkiye'ye kazanç sağlamadığı gibi ülkeyi çok büyük sıkıntıya da sokar. Irak olayları Türkiye'nin hemen yanında gelişiyor ve Türkiye, bu riski görmezden gelmek gibi bir lükse sahip değil. Terör olayları, geçmişte Türkiye'nin canına okudu. Milyarlarca dolar para ve on binlerce vatan evladına maloldu bu bela. Tüm bunlar kendiliğinden olmadı tabii. Dış güçlerin teröristi beslediği ve kendi çıkarı doğrultusunda kullandığı gün gibi aşikar. Herkes biliyor bunu. Şayet, Türkiye Irak't#ki olaylara duyarsız kalacak olursa; ülke yine kaosa süreklenir. Terör gruplarını birileri tahrik edebilir çünkü. Topluma Kazandırma Yasası'nın bekleneni vermemesinin tek sebebi bu. Türkiye'yi huzursuz eden terör örgütleri bugün Avrupalı ajanlar tarafından abluka altına alınmış durumdalar. Vaat üstüne vaat yapılıyor onlara. Eve dönüşlerine izin verilmiyor. Bugün; teröristin prim yaptığı, PKK ve KADEK gibi terör örgütlerinin başındakilerin itibar (!) gördüğü bir gün. Tüm bu risklerin iyi analiz edilmesi ve doğru karar verilmesi gerekiyor. Türkiye'nin, fazla gecikmeden bölgede aktif rol alması lazım. Çünkü, Türkiye bir güç. Kim yanına alırsa, o gücün rüzgarıyla pozisyonunu düzeltir ve güçlü konuma geçer. Şayet alamazsa, o zaman da Türkiye'nin huzurunu bozup gücünü pasifize etme yoluna gider. Bu şartlar altındaki Türkiye'nin suya sabuna dokanmadan durduğu yerde durması mümkün değil. Türk askeri Irak'a tatile gitmiyor elbette. Her işin olduğu gibi asker göndermenin de kendine göre belli bir riski var. Irak'a giden askerin her türlü sigortası olması lazım bir kere. Ayrıca, herhangi bir mağduriyet halinde gereken tazminat da verilmeli onlara. Her şey gözden geçirilmeli yani. MI ACABA?!. MB Başkanı Serdengeçti, "Dövizde açık pozisyonu olan yanar" demiş... Devalüasyon bağımlıları ne yapacak şimdi? * "Direnişçi" 30 milletvekilinin kaldığı lojmanlar ısıtılmayacakmış... Olsun. Isıtılmayan bedava lojman, paralı evden daha sıcaktır! * Başbakan Erdoğan, 'Bazen sigortam atıyor' demiş... Tecrübeyle sabit: Ata binsin. Sigortası hemen düzelir! * Saddam'a ihanet eden Ahmet El Tai, özel muamele görüyormuş... Kalleş dünya! * TÜSİAD Başkanı Özilhan, 'BM kararı olmadan Irak'a asker gitmesin' demiş... Başkanım. Profesyonelim. Anında çark ederim!