İş! İş! İş!..

A -
A +
Türkiye'de "cari açık" konuşuldu. "Enflasyon" konuşuldu. Gerekli tedbirler alındı. İnşaat, ekonomik büyümenin lokomotifi yapıldı.
Ancak istihdam hiç konuşulmadı. Eldeki beşeri sermayenin değerlendirilmesi hususuna kafa yoran olmadı. Halbuki devletin en temel göreviydi bu.
İktisadi ve İdari Bilimler (İİBF) mezunları arayıp "400 bin İİBF mezununun işsiz olduğunu" söylüyor ve kadro verilmediğinden yakınıyorlar.
Sağlık Bilimleri Fakültesi'nin "Sağlık Kurumları İşletmeciliği Bölümü" mezunları, her çaldıkları kapının yüzlerine kapandığını ifade ediyorlar.
Yerel Yönetimler Bölümü mezunları mahalli idarelerin kendilerine ilgi göstermediğine vurgu yapıyor ve "Bizim ideallerimiz ne olacak" diye soruyorlar.
Öğretmenler kadronun yetersizliğinden dem vuruyorlar. Sosyologlar "hani bize iş" diyorlar.
"Sosyal dayanışma yeteneği gelişmiş, işletmelerin hukuki yapısını iyi bilen, inisiyatif kullanma ehliyetine sahip ve uluslararası gelişimleri takip etme kabiliyeti yüksek gençler yetiştireceğiz" diye gençlere işletme ön lisansı eğitimi aldıran yetkililere sesleniyorum? Bu gençler işsiz! Hani verdiğiniz o sözler?
Beslenmenin önemli olduğunu ve iyi beslenmenin yolunun sağlıklı gıdadan geçtiğini söylenip duruluyor ama iş tedbire geldi mi, sessiz kalınıyor. Denetim yapılmıyor, ya da 'yapılıyor' densin diye yapılıyor. Hem de merdiven altı üretimin ve zararlı katkı maddelerinin sorumsuzca kullanıldığı bir dönemde denetimlerin ehliyetsiz kişiler tarafından yapılması hangi akla ve izana sığar?
Gıda mühendisleri "Biz bunun için eğitildik. Denetim yapmamız, toplumun sağlıklı beslenmesini sağlamamız gerekiyor ama bize iş vermiyorlar" diye feryat ediyorlar.
3000 ve 4000'li KPSS kodlu üniversite mezunları var bir de. "Unutulduklarını" iddia ediyorlar.
Dahası da var ama burada keseyim. Yaklaşık bir milyon üniversite mezunu genç işsiz. 3-5 sene olmuş iş bulamamış.
Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Devlet sanayiden ve hizmet sektöründen çıktı. Sadece sağlık ve eğitimle ilgileniyor ki, onu da yavaş yavaş özel sektöre devrediyor. Dolayısıyla kamunun istihdama katkısı azalıyor. 400 bin İİBF mezunu gence kadro açmasını beklemek hayalden öte bir anlam taşımaz.
Da... böyle diye devleti sorumsuz sayamayız. Devlet her zaman sorumlu. Gençlerin çalışacağı iş yerlerinin çoğalması için tedbir alması lazım. Yerli ve yabancı yatırımcıların yatırım yapacağı iklimler oluşturması gerekiyor.
Bir milyon üniversite mezunu genç, neresinden bakarsanız bakın 250-300 milyar lira sermaye demektir. Böyle bir beşeri sermayeyi bu ülkenin heba etme lüksü yok!
Gelişmiş ülkelerde devlet vatandaşının eğitim, sağlık ve istihdamını garanti altına almış. Okutuyor ve iş veriyor. İş veremiyorsa maaş veriyor.
Türkiye'nin maaş veremiyor diyelim. İstihdam alanı açma potansiyeli var. Bu potansiyeli harekete geçirmesi lazım. Yabancı yatırımcının ülkeye gelmesi için şartları iyileştirmesi ve yolsuzlukla ciddi mücadele etmesi lazım.
Son söz: Davutoğlu Hükümeti başlattığı "Orta Vadeli Program"ı hızlandırırsa, Türkiye'de işsizlik problemi çözülür. Bu kadar basit.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.