İşimi sevdim, başarılı oldum
29 Haziran 2014 01:00
Size bir başarı öyküsü anlatacağım. Aynur Boldaz'ın öyküsünü. Motive edici bir öykü bu...
Aynur Özdemir Boldaz Tunceli'de doğdu. 13 çocuklu bir ailenin kızıydı, ilkokulu ancak okuyabildi. 1987 senesinde 19 yaşındayken Berlin'e gelin gitti. Yeterli tahsili yoktu. Dil bilmiyordu. Köyünde tabiatla iç içe yaşayan bir genç kadın olan Özdemir'e Berlin ağır geldi. Gördüğü tek büyük şehir İstanbul'du. Onu da vize almak için kaldığı bir dönemde görmüştü.
Bir müddet, "yapamayacağım" dedi. Bildiği tek dil Zaza diliydi. Eve kapanmış ve yaşadığı kültür şoku tahammül edilemez bir raddeye gelmişti. Eşi demiryolu işçisiydi. Hiçbir yere gidemiyordu. Bunalmıştı.
Sosyal uyum için dil kursuna gitti. Dokuz ay sonra çat-pat Almanca konuşmaya başladı. Almancasını biraz ilerletince kendine güven geldi, iş aramaya başladı. Hastane temizliği yapan bir firmada iş buldu. İzne giden elemanların yerine geçici olarak çalışıyordu. Sabah 03.00'te kalkıyor, 04.00'te işbaşı yapıyordu. O günleri anlatırken; "İşim ağırdı fakat ben mutluydum. Dil öğrenmiştim. İşim vardı. İşime sevinçle gidip geliyordum" dedi, gözlerinin içi parlaya parlaya.
Aynur Özdemir Boldaz için en önemli şey, "işini sorumluluk duygusuyla" yapmaya özen göstermesiydi. Onun bu hâli, amirlerinin dikkatini çekti ve takdirlerini kazandı. Kadroya aldılar onu. Bir sene sonra da "personelin vardiya kayıtlarından sorumlu" yaptılar. Boldaz, önce bu görevi kabul etmek istemedi. 150 personelin vardiya kayıtlarını tutmak onun için gerçekten zordu. Daha Almancayı dahi doğru dürüst konuşamıyordu! Amirleri ona güveniyordu, "Yaparsın" dediler ve yaptı.
Boldaz "Dil konusunda sıkıntım kalmamıştı" dedi ve bir yıl sonra teklif edilen "müdürlük" görevini tereddüt etmeden kabullendiğini söyledi.
Aynur Boldaz'ın kendine güveni artmıştı. Daha fazlasını istiyordu. Şirket yöneticilerine gidip "Ben" dedi, "çıkışımı istiyorum." Büyük işler yapmak için eğitim almasının şart olduğunu biliyordu. O maksatla, istiyordu işini bırakmayı.
Bıraktı da. Bir sene çeşitli seminerlere katıldı. Daha sonra da 1.5 yıl girişimcilik eğitimi aldı.
Takı dükkanı açmak istiyordu fakat Alman yetkililer, "Temizlik şirketi kur, daha başarılı olursun" dediler ve ikna olup 1999 yılında Forever Clean adını verdiği temizlik şirketini kurdu. O gün bir kişi çalışıyordu. Şu an 400 kişi çalışıyor. Banka, market ve restoranların temizlik işini yapıyor. Boldaz Almanya'da sadece iş yapmakla kalmadı. Siyasette de aktif görev aldı. Haftada üç gün parti toplantılarına katıldı. Parti üyelerinin çoğu iş adamıydı. Onlarla tanıştı ve çevresini genişletti.
2009 yılında Türkiye'de de şirket kuran Boldaz'ın müşterilerinin önemli bir kısmı Alman ve Avrupalı.
Aynur Boldaz'a başarısının sırrını sorduğumda aldığım cevap çok netti: "İşimi sevdim ve en iyisini yapmaya özen gösterdim. İş bağlantısı için bir firmaya gittiğimde, ya da kredi için bankaya müracaat ettiğimde işimde iyi olduğumu görmeleri lazımdı."
Bu öykü de gösteriyor ki, başarılı olmak için azim ve yapılan işi sevmek gerekiyor. Almanya'daki sistem kişileri teşvik eden ve onların yeteneklerini sergilemelerine imkân veren bir sistem. Üstüne üstlük; "sen şusun, busun" da demiyor. Müteşebbisin elinden tutuyor, yol gösteriyor. Dil kursu olmasa Boldaz olmazdı mesela.
Türkiye bunu KOSGEB aracılığıyla yapmak istiyor. KOSGEB oldukça başarılı da ama finans gücü sınırlı. Biraz desteklense, orası da yeteneklerin girdiği kapı olur.