Kaza ve sigorta

A -
A +

Geçen hafta meydana gelen elim bir kazada 27 kişi öldü. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, insan hayatının değeri hakkında çok veciz ifadeler kullanıp, bir faydası olacakmış gibi sürücüleri kurallara uymaya çağırdı! Sonrası malum; binlerce örneği gibi sokakların nisyan ile malul hafızasına terk edilip unutuldu gitti! Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkelerde böyle bir kaza olmuyor. Cumhurbaşkanlarının beyanat vermesiyle mi olmuyor acaba bu kazalar? Kesinlikle hayır! Böyle bir örnek yok dünyada. Peki, eğitim bu işi çözer mi? Çözmez. Çözmez çünkü kimse; sonrasında hiçbir ceza görmeyeceği bir kaza için kendini sıkıntıya sokup eğitim almaz! Batı'da öyle ağır cezalar var ki, herkesi hizaya getiriyor. Madem öyle Türkiye'de de aynı cezalar uygulanarak kazalar önlensin, demek de; ucuz politika yapmaktan öte bir fayda sağlamaz. Kimse yutmaz bunu. Peki Batı'da nasıl tutmuş bu sistem? Şöyle tutmuş: Orada tazminat; mağdur olan kişiye veriliyor, bizdeki gibi devlete değil yani. Kuralsızlığı kural edinen Ahmet kaza yapıyor ve bir anda Mehmet'in ocağına incir ağacı dikiyor. Türkiye'de kimse Mehmet'in gördüğü zararla ilgilenmiyor. Varsa yoksa devlet. Trafik polisinden, Ahmet'e ceza vermesi isteniyor ve tahsil edilen paranın Hazine'ye nasıl gelir kaydedileceği düşünülüyor. Kendi kendine 'Devlet benden zengin mi?' sorusunu soran uyanık Ahmet de, polisi hislendirip cezadan yırtıyor. Mehmet tazminat alacak olsaydı, Ahmet'i polisin vicdanıyla başbaşa bırakır mıydı? Bugün Amerika'da bir sürücü sıkıysa aracını yolda giden bir yayaya çarpsın. Mümkün değil, sokaktaki her kişi sigortalı çünkü! Çarpılan adam o dakika kendini yere atar. 'Öldüm, mahvoldum' diye feryat edip dünyayı ayağa kaldırır. Velev ki bir yara izi, çizik gösteremedi. Bu sefer de; şoka girdiğini, iş yapma yeteneğini kaybettiğini iddia edip manevi tazminat davası açar. Avukat bulmak için de hiç sıkıntı çekmez. Kaza daha meydana gelir gelmez başucunda en az 3-5 avukat zaten peydahlanıverir. Amerika denilince, akla; sigorta ve avukatlar ülkesi gelir. Orada sistem bu iki sektör üzerine kurulmuştur. Türkiye'de ise ah, vah ve birkaç damla gözyaşı. Hepsi o! 27 kişinin öldüğü kazanın hemen ardından Cumhurbaşkanı'nın, bu insanların neden sigortalı edilmediğini sorması gerekirdi. Medyanın da bu konuda bir araştırma yaparak ölü ve yaralılardan kaçının sigortalı olduğunu tespit etmesini beklerdim ama maalesef kimse kılını kıpırdatmadı. MI ACABA ? ğ Merkez Bankası'ndan brifing alan Başbakan, 'Her şey kontrol altında' demiş... Bülbüle dut, Başbakana brifing!  ğ Devlet dairelerinde bugün git, yarın gel kalkıyormuş... Bugün gel, yarın da gel başlayacaktır herhalde!..  ğ Hırsızı balkonda öldüren evsahibi, ruhi durumundan dolayı beraat etmiş... İş ruh haline kaldıysa vay halimize!  ğ Hillary Clinton'ın hatıra kitabı 24 saatte 200 bin satmış... İçinde Bill olmasaydı nah satardı!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.