Krizden fırsat doğar mı?

A -
A +

Türkiye'nin bugünü karanlık görünebilir belki ama geleceği aydınlık. Bunu gören ve halkına anlatan iktidarlarla o aydınlığa erişmek mümkün.

İster şahsi iş olsun, ister devlet işi. Riskin yanında fırsat, fırsatın yanında risk vardır daima. Fırsatçılık yapacağım derken, kriz yaşayan; krize girmişken, fırsat yakalayan çok olmuştur.

Türkiye şu anda dünyadaki gelişmelerden ve komşularında yaşanan krizden dolayı risk altında bulunuyor. Bu, inkârı mümkün olmayan bir gerçek. Bununla cebelleşmesi ve bu krizden başarıyla çıkması lazım. Mümkün mü? Mümkün. Yeter ki, doğru yönetilsin.

Riskten çok yönetim önemli. Onu bilsin, yeter.

Avrupa ülkeleri İkinci Dünya Harbi'nde yerle bir olmuşlardı. Fakat savaş onlara tıp ve endüstri alanında müthiş bir tecrübe kazandırdı. Savaş bitince bu tecrübeleri disiplinli bir şekilde kullanıp dünyanın en önemli firmalarını kurdular ve işlettiler.

Japonya Hiroşima ile büyüdü.

Amerika göçmenler ülkesiydi. Kızılderililerle savaştı. Güney-Kuzey birbirini yedi. Sonunda dünyanın en iyi hukuk ve yönetim sistemini kurdu. Hâlâ göçmen kabul ediyor ve en fazla beyin göçü ABD'ye oluyor.

Güney Kore, Japonya ile yarışa girdi ve halkını bu yarışta motive edip sanayi devi oldu.

Hong Kong ve Singapur ticari fırsatları değerlendirdi.

Çin, açlıkla mücadele ettiği yıllarda, düşman bildiği ülkelere kapısını açtı ve dünyanın bir numaralı ekonomisi olmaya namzet hale geldi.

Daha da saymak mümkün ama gerek yok. Gelişmiş ülkelerin hepsinin, fırsatları değerlendirerek geliştiğini görürüz. O fırsatların hemen hepsi de krizle birlikte gelen fırsatlar.

Türkiye 3 saatlik bir uçuşla bir milyar 500 milyon nüfuslu bir pazara ulaşabilme şansına sahip. Bugüne saplanıp kalmaz ve 5 sene, 10 sene sonrasına göre strateji geliştirirse; o gün geldiğinde hem dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olur, hem de refah seviyesi yüksek bir ülke haline gelir.

Bu kriz ilanihaye devam edecek bir kriz değil. Türkiye'nin yapması gereken şey; 10 senelik strateji üretmek. Planlama yapmak.

Türkiye'nin sanayi, ticaret ve turizm merkezi olması işten bile değil. Yeter ki, doğru adım atsın ve yere sağlam bassın.

Bunu, ülkeyi yöneten iktidarlar yapar ancak. Lafa geldi mi özgürlükçü ve demokrat olan iktidarlar değil; halkına güven veren ve ülkenin her ferdine refah sağlayacak kadar fazla potansiyele sahip olduğu hususunda halkını ikna eden iktidarlar tabii.  

Son söz: Krizleri suçlamak yerine, yöneticilerin krizle beraber gelen fırsatları değerlendirip değerlendiremediğine bakmak lazım. Bir suçlu varsa, kriz değil, onu doğru yönetemeyenlerdir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.