Türkiye'nin
eksikleri var,
yanlışları da.
İyi ve
doğruları yok mu? O da var; onları da göz ardı etmemek lazım.
Sosyal sorumluluk projeleri mesela. Bilhassa
özel sektör bu konuda oldukça başarılı bir performans gösteriyor.
Kale Holding bir adım daha attı ve eylemi
yurt dışına taşıyıp
Roma'da
"Piri Reis Yılı"nı kutladı.
Roma'daki "Yunus Emre Kültür Merkezi"nde sergilenen 90 Piri Reis haritası ile bu haritaları yorumlayan Türk ve yabancı seramik sanatçılarının eserleri, görenleri hayran bıraktı.
Türkiye'nin marka olma çabası var. Zor bir süreç bu. Kamuya, özel sektöre ve sivil toplum kuruluşlarına çok görev düşüyor bu süreçte. Kale Holding bu şuurla gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projesini baştan sona başarıyla yönetti ve Roma'da müthiş bir sükse yaptı.
Kale Holding Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay bu hassasiyetlerini, "Biz, içinde yer aldığımız sektörde ilgili tüm vizyoner yaklaşım ve çalışmalarda bazen uygulayıcı, bazen de destekleyici bir rol üstlenerek; ülkemiz adına Türk ve dünya kültür-sanat mirasına katkıda bulunmaya özel bir gayret sarf ediyoruz" şeklinde ifade etti.
İşin bir de ekonomik yönü var tabii. Orası ne durumda acaba? Eskinin o kolay para kazanma dönemi bitti bir kere. Kaliteli, standardı yüksek ürün dahi zar zor para kazanıyor. Karma değeri yüksek üretim yapmak lazım. Farklı olmak gerekiyor yani. Bunun için ise Ar-Ge yatırımı şart oldu. O da büyük sermaye gerektiriyor.
Zeynep Bodur Okyay seramik, inşaat malzemeleri, kimya, maden, ulaştırma, havacılık ve savunma sanayinde faaliyet gösterdiklerini belirtti ve her alanda Ar-Ge yatırımı yaptıklarına dikkat çekerek; savunma sanayinde yaşadıkları zorluğu ifade ederken; şu örneği verdi: "Savunma sanayinde yatırım yapmak bir ömür törpüsü. Hem maddi açıdan, hem zaman yönünden zor ve uzun bir süreç. Her şeyi tamamlıyorsunuz, 'Sizinle birlikte filanca da aynı ürünü üretecek' deniyor. Nereye gitti benim onca yatırımım?" Müteşebbisin şevkini kırıcı şeyler bunlar!
Zeynep Bodur Okyay'ın Türkiye'nin gerçek fotoğrafını gösteren bir diğer tespiti ise şu: "Türkiye bu sene yüzde 3.8 büyümeyi hedefliyor. Avrupa'nın hayal bile edemediği bir rakam bu. Türkiye'nin bu cazibesini koruması lazım. O da rekabet şarlarını yerine getirmekle mümkün."
Türk iş âlemi Avrupa pazarının küçüldüğünün farkında. Avrupa'da kriz var. Türkiye ise markalaşma sıkıntısı çekiyor. Avrupalı sanayiciTürkiye'ye yatırım yapmayı düşünüyor; Türkiye de Avrupa'nın markasını satın almayı. Türk iş adamları ve bürokratlarının bu süreci doğru yönetmesi şart. Bu yapılsın ki Türkiye sürdürülebilir bir büyümeyi yakalasın.
Bürokrasinin keyfiliği, iş adamının boş vermişliği Türkiye'nin fırsatları kaçırmasına neden oldu hep. Okyay'ın ifadesiyle, "Sektörlerin problemlerini el yordamıyla tespit etmeye çalışmak; Türkiye'ye yapılacak en büyük kötülüktür." Bu kötü alışkanlığı terk etmesi lazım.