Narenciye tüketimi teşvik edilsin

A -
A +
Mersin'de, görkemli bir "Narenciye Festivali" daha gerçekleşti. Beşincisiydi ve 27 ülkeden gelen gruplar festivale renk kattı.
Mersin Türkiye'nin en önemli tarım bölgelerinden biri. Milli gelire yılda yaklaşık 15 milyar dolar katkı sağlıyor ve bu gelirin 3 milyar dolarını tarımdan elde ediyor. Tarımda en büyük payı ise 750 milyon dolarla narenciyeden alıyor. Rusya, Ukrayna ve Irak başta olmak üzere çeşitli ülkelere ihracat yaparak yılda 400 milyon dolara yakın gelir sağlıyor.
Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, festivali her ne kadar şehrin narenciyede farklılığını arttırmak için yaptıklarını söylese de, Narenciye Festivali Mersin halkını kaynaştırması yönünden de önemli rol oynuyor.
Mersin stratejik yönü yüksek bir ilimiz. Aynı zamanda liman kenti olmasından dolayı her aidiyetin yaşadığı bir kent olagelmiş tarih boyunca. Bu iyi bir şey tabii.  Tüccarların uğrak yeri olduğu gibi narenciye, pamuk, buğday gibi ürünlerin hasat zamanı çeşitli illerden gelen işçilerin akınına da uğruyordu. Fakat son 15 senedir bu gelişler ticaret ve iş ile sınırlı kalmadı. Terörden kaçan ya da siyasi gailelerle teşvik edilen insanların göç ettiği bir kent oldu ve Mersin ekonomisi bu yeni nüfusa iş veremez duruma düştü.
Türkiye genelinde işsizlik oranı yüzde 10 iken Mersin'de yüzde 22. Kış aylarında ise yüzde 29'a çıkıyor bu oran. İşsizliğin yüksek olduğu bir bölgede sosyal, siyasi ve tabii ekonomik problemler kaçınılmaz oluyor. Dolayısıyla Mersin'e daha fazla yatırım yapılması ve istihdamı arttırıcı tedbirlerin ivedilikle alınması gerekiyor.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, "50 sene önce ben çocukken Mersin'de 3 kilo portakal 1 liraya satılırdı" dedi ve şimdi de öyle olduğunun altını çizerek; şöyle konuştu: "Ürün fiyatı hiç değişmedi ama girdi maliyetleri kat be kat arttı." Girdi fiyatları artarken ürün fiyatı sabit kalır da, tarıma devam edilir mi? Tam aksi; tarımdan kaçış başlar ve tarım arazileri konut alanına dönüşür. Mersin'de yaşanan da üç aşağı beş yukarı bu.
Mersin Borsa Başkanı Abdullah Özdemir "Rize için çay, Giresun için fındık neyse; Mersin için de narenciye o" dedi ve narenciye ürünlerinin okullarda dağıtılmasını istedi. Kış mevsiminin başladığı şu dönemde nezle ve gribe karşı korunmanın en etkili yolu  limon ve portakal tüketmekten geçiyor. Özdemir'in teklifi hiç de yabana atılacak bir teklif değil aslında.
İhracatın artmasıyla birlikte Mersin'de narenciye üretimi 500 bin tondan bir milyon tona çıktı ama potansiyel çok daha fazla. Tüketimin artması ve fiyatlar makul seviyeye çekilmesi hâlinde, Mersin'in bugünkü üretimini ikiye katlaması işten bile değil.
Tarım ürünü ihracatının net döviz olduğunu göz ardı etmemek lazım. Sanayi ürünlerindeki girdi maliyeti tarımda yok. Turizm geliri gibi, net döviz girdisi sağlıyor. Ayrıca, tarım sektörünün canlanması köyden şehre göçü de önlüyor ki, Türkiye'nin en büyük problemi.
Mersin'de yaşanan sosyal patlamaların önüne geçmek ve köyden şehre göçü önlemek için tarımı teşvik etmek gerekiyor.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.