Niye böyleyiz biz?

A -
A +

Şöyle bir iş var, yapar mısın?' Bu soru hepimizin hemen her gün karşılaştığı türden bir soru. Cevabı da üç aşağı beş yukarı belli: 'Yaparım. Bedeli şu.' Veya 'Özür dilerim. yapamam.' Ne kadar medenice şeyler bunlar değil mi? Bizde maalesef böyle olmuyor, bu işler. 'Ne demek, emrin olur abiciğim. Senin işini yapmayıp da kimin işini yapacağım!' Böylesine abartılı bir cevap ve ardından başlanan iş... keşke, başladığı gibi tatlı bitse! Ne gezer? Bu işin sonu, nedense döner bıçaklarının çekilmesiyle sonuçlanıyor! Hastanelerin Acil Servis'lerine gidip bir bakın. Karga tulumba getirilen her on kişiden sekizi bir kere bu yüzden geliyor oraya. Neden kavga ettiniz kardeşim? Hakkımı vermedi, abi!.. Veyahut: Elime tutuşturduğu para köpeğe verilmez! O kadar iş yaptım, halbuki... Tamam da, niye baştan konuşmadın be arkadaş?!. Olmaz. Serde delikanlılık var. Üç kuruş için karizmayı bozmaya değer mi? Peki, bıçak ne iş oluyor? O başka abi. İşin raconu böyle!.. Hadi, diyelim ki; iki kişi arasındaki durum böyle! Aile içi kavga ne oluyor? Koca bir aile çoluk çocuk toplanıp geliyor İstanbul'a. Başlarını sokacak bir dam bulur bulmaz çalışma başlıyor. Ama ne çalışma! Geceler gündüze karışıp, seneler seneleri kovalıyor ve gün geliyor, aile; bir ev, bir dükkan ve bir de araba sahibi oluyor. İşte gümbürtü o gün kopuyor! Evin gelinlerinden biri, elini beline koyup 'Kardeşinin o veledi var ya, veledi. Yeni bir ayakkabı daha almışlar ona!' diye şarlayınca Pandoranın Kutusu açılıyor. Bu sözler adamın içini bir kurt gibi kemirmeye başlıyor: 'Aldatılıyorsun, aldatılıyorsun!' Sonunda patlıyor tabii: 'Beni aldattınız!' Sırtından ter akarken aklın neredeydi be birader? İlla, biraz servet olunca mı aldatıldığını anlayacaksın? 'Ne bileyim ben? Güvendim işte!' Şimdi bu aile ortamından çıkıp da siyasete soyunanlardan farklı bir davranış beklediğinizi söylemeyin bana. Çok komik olur çünkü!.. Aha örneği. ABD Irak'a asker istiyor. Bizimkiler de taraftar buna. İyi de neden olmuyor bu iş? Olmaz. Çünkü, Türk milleti gururlu bir millet, öyle menfaat karşılığı iş yapmak yakışmaz ona. Kafasının arkasındakini okuyup yan cebine koyacaksın!.. İyi de, bunun da bir yolu yordamı var. Elin Amerikalısı ne bilsin onu? Apışıp kalıyor tabii. Bazen kafasının tası atıp, 'Bu işi at pazarlığına çevirdiniz' diye parlıyor. Bazen alttan alıp, 'Aslansınız' diyor. Demesine diyor ama iş olmuyor, iş!.. Sonunda bir çıkış yolu olur mu, diye ABD, kredi musluğunu açıp 8.5 milyar doları ciğer gibi dalda sallandırmaya başladı. Bekledikleri ne? Türkiye'nin hamlesini bekliyorlar elbette ki, başka ne olacak? Cevap geciktikçe gecikiyor: Kem, küm de kem, küm!.. Ha, sadece iktidar mı böyle? Asla! Hepsi öyle, hepsi. Al iktidarı, çal muhalefete. Muhalefet de gak, guk'la#la vakit geçiriyor. Maksadı, arkaya dolanıp iki puan almak. Bunun dışında ülke için ürettiği tek bir fikri yok. Ne de olsa, ikisi de aynı kumaştan dokunmuş. ABD, 'Irak'a gireceğim' dedi ve girdi. Almanya ve Fransa ise bu girişe tavır koydu. Eh, her iki tarafın da kendine göre bir maksadı var ve hedeflerine ulaşmak için diplomasi de dahil, her türlü politikaya başvuruyorlar. Türkiye ise ortaya belli bir hedef koyamadığı için tabii politika da üretemiyor. Buyur burdan yak! Vatandaş, 'Başbakanım, biz senin yürüyüşüne hastayız' pankartı açmış... Bıçkınlığın prim yaptığı bir toplumda olacak o kadar! *** 44 gün sadece su içerek yaşamaya çalışan adamın, 22. günde psikolojisi bozulmuş... Biz ne yapalım? Durumumuz üç senedir aynı! *** AB ülkelerinde 112 yılda elde edilecek faiz Türkiye'de iki yılda kazanılıyormuş... Gel de rantiye olma! *** IMF, işadamlarının fiyatları verdikleri rüşvete göre ayarladıklarını görünce şaşkına dönmüş... Hele bir de mankenlere alınan yatlar, katlar çıksın ortaya; şaşırmayı o zaman görün siz!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.