Pes doğrusu!

A -
A +

Türkiye'de kimin eli kimin cebinde hiç belli değil, kimin kafasında kaç tilki dolanıyor, o da belli değil! Fırsatçılık gibi kötü bir huyumuz var ki, evlere şenlik; her şeyin üstüne tuz biber ekiyor!.. Maliye'nin saldığı vergiden tutun da kayıtdışı ekonomiye kadar zaten bir sürü yozluk yaşanıyor, bu ülkede. Haliyle bu çarpık uygulamalar ekonomide yeteri kadar haksız rekabete sebep oluyor. Hadi diyelim ki, bu devletin ayıbı. Sanayicinin yaptığına ne demeli? Pazarlık etmek demek; 'öldürmek' demek mi be arkadaş. O ülke Türkiye ise biraz düşüneceksin! Türk tüccarının çok değişik bir pazarlık anlayışı var bir kere. Müşteri, piyasadaki fiyatları bilmiyorsa yandı. Bizimki hiç insaf göstermez ona. Yarın yine bana gelsin, diye düşünmez bile. Adamın elinde ne varsa, o gün söğüşleyip rahatlayacak! Hele bir de iş yaptığı firmanın sıkıntıda olduğunu fark etmişse; yandı o firma. Fiyatı düşürmek için tıpkı rakibinin açılan kaşına çalışan boksör gibi ha bire vuruyor. Ta ki havlu atıp pes edinceye kadar. Yapma be arkadaş. Bırak o da ekmek yesin. Yarın ikinci kez gittiğinde hayatta bul adamı. Yok, illa ölsün. Öyle çok indirim istiyor ki, ona o fiyatla mal satanın yaşamasına imkan kalmıyor. Mal aldığına böyle de sattığına farklı mı? Nerde! Müşterinin piyasayı bilmediğini fark etmesin yeter ki; sattığı malın fiyatı hemen iki kat oluyor. Rakibinin mal sattığı firmaya gitmişse şayet; o zaman da fiyat kırıyor. Rakibin 2 dolar fiyat verdiği malı, bir dolar 60 sente teslim etmeyi taahhüt ediyor. İhracatta 40 sent büyük para. Müşteri de olur, diyor haliyle. Bir parti mal gönderiyor ama arkası gelmiyor. Rakibi de gümlüyor bu arada, kendi de. Bunu hangi akla hizmet yaptığını anlamak mümkün değil. Geçenlerde ihracatçı bir dostumu ziyarete gittim. Dokunsam ağlayacak bir vaziyette buldum onu. Bir Alman markasına fason yapıyor bu konfeksiyoncu dostum. Alman firması, onu kendisi için ürettiği tişörtlerde kullanması için başka bir Türk firmasına yönlendirip etiket, askı, naylon, poşet gibi aksesuarları ondan almasını istemiş. Buraya kadar her şey çok iyi. Konfeksiyoncu dostum birkaç defa bazı eksiklerini o firmadan temin etmiş de. Bunda da bir şey yok; her şey normal. Gürültü ondan sonra kopmuş. Yeni sipariş vermek için gittiğinde fiyatların anormal yükseldiğini görüp şaşıran dostum, biraz araştırınca fahiş fiyatın sebebini hemen anlamış. Kendisi gibi birkaç firmayı daha yönlendirmiş ya Alman. Müşteri bolluğunu gören bizim uyanık, hemencecik fiyatları arttırıvermiş tabii!... Firmaların şikayeti üzerine Alman ithalatçı, başka adres göstermiş ve tabii bizimkinin uyanıklığı suya düşmüş ama bu arada ne Türkiye imajı kalmış, ne de firma prestiji. Böyle bir ticari ahlakla Türkiye nereye gider? MI ACABA?!. Çinli aşçı, sevgilisine 300 bin kelimelik aşk mektubu yazmış... Bürokrasiyi gören devletin bizi ne kadar sevdiğini hemen anlar! * Rauf Denktaş, 'Yunanistan yanlıştan vazgeçmeli' demiş... Türkiye'nin de vazgeçeceği doğru yok mu acaba? * İmar Bankası'na ombudsman atanıyormuş... Barış çubuğunu yakmak içindir herhalde! * CHP'li Memduh Hacıoğlu da türban serbestisi istemiş... Derviş'le birlikte etti iki! * Erkekler ağlasaymış dünyada şiddet kalmazmış... Ağlama bahane, erkeklik elden gidiyor be! * Büyükşehirlerde ilmuhaberli vize uygulanacakmış... Muhtarları zengin etmekten öte ne işe yarar ki?..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.