Koç Holding, Türkiye'nin en eski kuruluşlarından biri olduğu gibi profesyonel yönetimdeki öncülüğüyle de dikkatleri üzerine çeken bir işletme kültürüne sahiptir. Bu profesyonelliğin temelinde ise karşılıklı saygı ve sevginin yattığı hemen görülür. Koç Holding bir aile gibidir ve insan kaynakları oldukça zengindir. Zirveye çıkışlar hep tabandan olmuştur. Can Kıraç mesela... 41 sene çalıştığı Koç Holding'ten yaş sebebiyle emekli olmuştur. Bunun sayısız örnekleri de vardır. Koç Holding'ten ayrılıp başka şirkete geçenlerin sayısı bir elin parmağından daha azdır. Belki ayrıntı ama önemli olduğu için yazıyorum: Koç Holding'e dışarıdan gelen profesyoneller fazla kalamamıştır; bünye reddetmiştir onları. Çünkü, aile havası hep önde olmuş ve sonradan gelenler uyum sağlayamamıştır bu havaya. Rahmi Koç, 19 sene önce babası Vehbi Bey'den teslim aldığı Koç Holding yönetimini, geçen hafta oğlu Mustafa Koç'a teslim etti. Rahmi Koç, o kadar sene dalgalandırdığı bayrağı oğluna teslim ederken duygu yoğun anlar yaşadı ve bu hissiyatını iki damla sıcak gözyaşı ile ifade etti. İnsanları hep acı, elem ve üzüntü ağlatmaz elbette; zaferle taçlandırılmış başarılar da ağlatır. 30 Mart 1984 günü 54 yaşındayken teslim aldığı Holding'in 2.9 milyar dolar seviyesindeki cirosunu dört kat arttırıp 11 milyar dolara çıkaran Rahmi Koç, "Kurucuların işi bırakması zordur. Tabiatıyla işleri takip edeceğim ama hakikaten bırakıyorum" dedi. Altında çok önemli mesajlar yatan bu sözün biraz açılması gerektiği kanaatindeyim. Rahmi Koç'tan açık mesaj Rahmi Koç'un vermeye çalıştığı mesajın altını biraz deşelim: Rahmi Bey, işi bırakmanın zor olduğu gerçeğinin altını çizip hemen ardından, "İşleri takip edeceğim" diye eklemeyi de ihmâl etmedi. Bırakmanın zorluğunu vurgulaması ile işleri takip etme isteğini ifade etmesi bir tezat teşkil etmiyor mu, diye düşünenler olabilir. Bu iki eylem arasında herhangi bir tenakuz yok. Rahmi Koç, zaten sadece "Bırakıyorum" demek yerine, eylemini pekiştirme ihtiyacını duymuş olacak ki cümlenin sonuna, "Hakikaten bırakıyorum" ibaresini koymuş. Bir kişinin kurup büyüttüğü ve sahibi olduğu şirketi, çocuklarına veya profesyonellere terk edip bir köşeye çekilmesini düşünmek eşyanın tabiatına aykırı. Dünyada böyle bir örnek de yok zaten. Terk etmek başka şey, çekilmek daha başka! Uzmanlar, patronların şirket yönetime fazla müdahale etmelerine tepki gösteriyor ve bunun doğru olmadığının altını çiziyorlar. Uzmanlara göre; patron parasını yönetmeli, şirketi ise profesyonel yönetici. Yani patronlar paralarını saymalılar ama yönetime fazla müdahaleci olmamalılar. Yapmak zorsa da, Koç Holding bu zoru başardı. Hem de bu profesyonellik daha Vehbi Bey döneminde gelenekselleşti. Rahmi Bey, "Hakikaten bıraktım" derken, yönetime karışmayacağından dem vuruyor elbette. Mustafa Koç'un başarılı bir yönetici olmasının yanında o cin gibi Ali Koç da oturduğu yeri dolduruyor, hakeza diplomat karakterli Ömer Koç da. Profesyonel patronlar Sözün kısası Koç Holding yöneticileri ne kadar profesyonelse, aile de en az o kadar profesyonel. Bu gerçeğin bilincinde olan Rahmi Koç, gözü arkada kalmadan konuştu ve bu özgüvenle spora devam edeceğini söyledi: "Tenis oynayacağım ve bilhassa Rahmi Koç Müzesi'ne büyük zaman ayıracağım." Buraya kadar söylediklerinden dolayı Rahmi Koç'a bir diyeceğim yok. Aile fertlerinin yanı sıra Bülend Özaydınlı, Temel Atay, Cengiz Solakoğlu, Mehmet Ali Berkman gibi profesyonel yöneticiler varken ve hatta onlardan sonrakiler de yetişmişken; Rahmi Bey'e hayatını yaşamaktan başka ne kalıyor geriye değil mi? Değil işte! O kadar uzun boylu değil. Bugüne kadar biriktirdiği bilgi ve tecrübeyi ne yapacak Rahmi Bey? Bu birikimini Türkiye'ye kullandırmak mecburiyetinde. Yeni yeni palazlanan Türkiye ekonomisinin Rahmi Koç gibi işadamlarının desteğine ihtiyacı var. Elli seneyi aşkın bir süredir yaptığı sanayiciliğin eğrisini, doğrusunu yeni nesillere aktarması gerekiyor. Göstermelik bir hatıra kitabıyla bu işi geçiştiremez. Rahmi Bey'in borcu Denizde seyreden gemi gibi hep sallanan Türkiye ekonomisinin kendine has özellikleri vardır. Bu deryada denizcilik yapan işadamının şahit olduğu sayısız olaylar; yapılan hatalar olmalı. Türkiye'de sanayicilik yapıp da hiç hata yapmadığını söyleyenin alnını karışlarım. Rahmi Bey'in de yanlışları olmuştur mutlaka. Ülkeyi yönetenlerin de ayrıca ona yaptığı yanlışlar vardır. Koç Holding'i Koç Holding yapan bu yanlışlardır belki de. Rahmi Bey'in bu yanlış bulutlarının arasındaki doğru ışığı göstermesinin tam vakti şimdi. Recep Tayyip Erdoğan'ın yerinde olsam, davet ederim Rahmi Bey'i. Büyükelçi olmasını talep eder ve dünyanın dört bir yanına lobi yapmak için gönderirdim onu. Ayrıca, siyasetçilerin ne gibi hatalar yaptığını onun gözüyle görmeye de çalışırdım. Başbakan yapmasa bile Rahmi Bey'in bu işin peşini bırakmaması lâzım. Birikimlerini mutlaka ama mutlaka toplumla paylaşması gerekiyor. Görevidir onun bu; kaçamaz.