Şeffafsanız kazanırsınız

A -
A +

Çukurova Genç İşadamları Derneği (Çukurova GİAD) mahalli seçimleri dikkate alıp Londra ve Toronto'nun efsane belediye başkanlarını, Adana'da gerçekleştirilen "Dünya kenti nasıl olunur, nasıl yönetilir" başlıklı toplantıda buluşturdu.

İngiltere siyasetinin önemli isimlerinden biri olan ve uzun süre Londra Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Ken Livington ile Toronto'nun 62 ve 63'üncü Mayor'u, vizyoner Belediye Başkanı David Miller çok önemli mesajlar verdiler, şehircilik hakkında. Her ikisi de icraatlarının merkezine "insan"ı, daha doğrusu yönettikleri şehrin "vatandaşı"nı oturtmuştu.
David Miller belediye başkanı olduğu ilk günleri anlatırken, "Şehirde ciddi yolsuzluk skandalı vardı" dedi ve "şeffaf yönetim" sayesinde bu skandalı önlediklerini söyledi. Vakit geçirmeden "ombudsmanlık müessesesi"ni devreye soktuklarını ve "bağımsız insanlar meclisi" kurduklarını bildiren Miller; şunları söyledi: "Bu olumsuz tabloyu önlemem lazımdı. Şeffaf yönetim sergiledim. İnsanların güvenini sağladım. Yöneticilerle anlaşamayan halk, ombudsmana gelip meselesini çözmeye başladı."
Sözlerine "Vatandaşa projelerinizi anlatmazsanız, sizi desteklemezler" diye devam eden Miller, "Akademisyenler, iş adamları ve işçi temsilcileriyle oturup yol haritamızı çizdik" dedi ve böylece halkın desteğini aldıklarının altını çizdi.
Miller'ın yaptığı önemli uygulamalardan biri de halkın yönetime iştirakini sağlamak olmuş. Kapılarını vatandaşa ve sivil toplum örgütlerine açmış. Bu da halkın aktif bir şekilde yönetime katkı vermesini sağlamış. Toronto büyüdükçe şehrin problemleri de artmış tabii ama Miller, "Şehirde rahat edebilmek için kimsenin özel araca ihtiyacı olmamalı" fikrinden hareketle; Toronto'nun altyapı ihtiyacını karşılayan projeler geliştirip uygulamış.
Londra eski Belediye Başkanı Ken Livingtone'ın başarı öyküsü de üç aşağı beş yukarı aynı. Tıpkı Miller gibi o da insanların rahat etmesi için ne gerekiyorsa onu yapmış. Temel mantık bu.
Livington belediye başkanı olduğunda firmalar ufaktan ufağa Londra'yı terk ediyormuş. Şehrin altyapısı ihtiyaca cevap veremez olmuş çünkü. Hemen bir "konsey" kurmuş ve talepleri tespit edip uygulamaya başlamış. Belediyenin gücü yetmediği yerde iktidarı sıkıştırmış ve temin ettiği finans desteği ile altyapı yatırımlarını gerçekleştirmeye başlamış birer birer. 1980'li yıllarda 7 milyona inen Londra nüfusu 8 yıl sonra 8 milyon 200 bine çıkmış.
Livington kültür, sağlık, sanayi, Ar-Ge'nin şüphesiz çok önemli değerler olduğunu vurgulayıp "Fakat önce altyapı" dedi ve sözlerini şöyle tamamladı: "Batı Almanya GSYH'sının yüzde 25'ini, Japonya yüzde 38'ini altyapıya ayırdı. Şimdi aynı şeyi Çin yapıyor ve GSYH'sının yüzde 40'ını altyapı yatırımına ayırıyor."
Türkiye son senelerde ciddi altyapı yatırımı yaptı. Mahalli idareler, şehirlerindeki ekonomik faaliyetlerin artmasına ve sosyal hayatın kolaylaşmasına yönelik yatırımlar gerçekleştirdiler. Yeni seçilen belediye başkanlarının da bu yönde çalışmaları halinde Türkiye'nin daha hızlı kalkınması mümkün olur.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.