Sigorta fonlarının cazibesi

A -
A +

Koç Üniversitesi'nde geçen hafta Özel Emeklilik Fonları Konferansı yapıldı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Michal Rutkowski ve Daniele Fano öyle şeyler anlattılar ki, utandım doğrusu. Vah memleketim vah! Ülke ölmüş de ağlayanı yok. ABD'li sigortalılarının emeklilik fonları tamı tamına 7 trilyon dolar; 1999 rakamı bu. Şimdi belki de 8 trilyon doları aşmıştır. Hadi diyelim ki orası Amerika, nüfusu fazla, refah seviyesi yüksek, normaldir. İngiltere'nin sigorta fonları da 1 trilyon 226 milyar dolar. Onu da geçelim, 12 milyon nüfuslu Hollanda bile literatüre, "Hollanda hastalığı" olarak geçen bir tasarruf anlayışıyla emeklilik fonlarına prim ödemiş ve bugün bu fonlarda 448 milyar 500 milyon dolar var. Türkiye'de ise sıfır. Evet, yanlış okumadınız: Sı-fır! Türkiye'deki sosyal güvenlik sistemi içinde 12 milyon kişi bulunuyor; bu rakam aktifiyle, pasafiyle 59 milyona çıkıyor ama ödenen primler yok ortada, fonların içi boşaltılmış. Kim yapmış bunu? Konuşmaya başladığında mangalda kül bırakmayan siyasetçi yapmış, başka kim olacak? Bir işyerinde çalışan kişiler, sağlık hizmeti ve yaşlanıp çalışamaz duruma geldiğinde emekli maaşı almak için SSK ve Emekli Sandığı gibi kurumlara prim ödüyor; üstüne üstlük işveren de katkı veriyor bu ödemeye. Esnaf ve sanatkâra yönelik bir de Bağ-Kur var tabii. Primlerin toplandığı havuza fon deniliyor. Elin gâvuru fonlarda toplanan parayı işletmiş! Banka kurmuşlar bu fonlarla. Bankalar da açtıkları kredilerle sanayinin önünü açmış. Bugün dünyanın çeşitli ülkelerine kuşlar gibi uçan bu fonları nemalandıran risk yönetim uzmanları var. Bu risk yöneticileri ellerindeki parayla bazı ülkelerde borsaya giriyor, bazı ülkelerde Hazine Bonosu satın alıyor, bazı ülkelerde dövize yatırım yapıyorlar. Maksat, tasarrufları iyi değerlendirip fona para kazandırmak! Türkiye ne yapmış? Uyanık iktidarlar, fonla monla uğraşmak yerine bodoslama dalıp fonların içini boşaltmışlar. Çerez parası olmuş o tasarruflar. Kalan parayı da şan olsun diye seçmene peşkeş çekmişler!.. Sonra da dönüp, emeklilik yaşını indirip kaldıran kanun çıkarmak için yarışa girmişler. Göz boyamanın daniskası yani! Ve tabii sistem çökmüş ve daha 80'li yıllarda kaynaklar tükenmiş. 1990 ile 2000 arasında ise açık büyümüş ve GSMH'nın yüzde 3.7'sine ulaşmış. Bu açığın böyle giderse 2050 senesinde GSMH'nın yüzde 17'sine ulaşacağını bildiren Koç Allianz Şirketleri Genel Müdürü Kemal Olgaç, bir an önce tedbir alınmasını istedi. Siyasetçinin bir şey yapamayacağını anlayan vatandaş ise kurtuluşu gayrimenkul almakta bulmuş ve kazandığı parayı betona yatırmış. Sistemden kaçmış yani! Enflasyonun esas sebebi de bu işte. Tasarruflar verimsiz alanlara kayınca, sanayici yatırım yapacak parayı bulamıyor bir türlü! Dünya Bankası Sosyal Güvenlik Direktörü Rutkowski ile Pioneer Global Araştırma Bölümü Direktörü Fano emeklilik sisteminin politik etkilenmelere açık olduğunu belirterek; siyasetçilerin nasıl miyoplaşabildiklerinin örneklerini verdiler ve fonların iyi değerlendirilmemesi halinde tasarrufların yönetilemeyen varlıklara kayacağı tehlikesinin altını çizdiler. Ne kadar yanlış varsa Türkiye hepsini yapmış yani. Türkiye'de şayet bu fonlar iyi yönetilseydi, o fonlarda hiç değilse 50 milyar dolar para olurdu ve Türkiye bugün ne IMF'nin eline bakardı, ne de faizler bu kadar yüksek olurdu. Şıkır şıkır işleyen kale gibi bankaları ve herkesin faydalanabileceği finans sistemi olurdu. Ayrıca, öyle 60-70 centlerde değil, en az 3 dolar seviyesinde bir borsaya sahip olurdu Türkiye. MI ACABA?!. ğ Ecevit, "Eğer kendi kendimizi engellemeyip de birkaç ay daha iktidarda kalabilseydik, Demokratik Sol'un değerini halkımız çok daha iyi anlayacaktı" demiş... Amelenin tembeli paydos saatine doğru çalışır diye boşuna dememişler!  ğ Diyarbakır'daki bir okulda tam 5 bin 200 öğrenci okuyormuş... Türküm, doğruyum, herhalûkârda okurum!  ğ Amerikalı finans dergisi Forbes'in yaptığı araştırmada bir Alman'ın ekonomik gücü 10 Türk'e eşit çıkmış... İş yüreğe kalsa tersi olurdu ama nedense araştırmada yok bu kategori!  ğ Başbakan Erdoğan, Matrix filmiyle birlikte patlayan gözlük modasına uymuş... Kimliğini gizlemeye gerek görmüyor anlaşılan!..  ğ Şili üzümü, manavda 25 milyon liraya satılıyormuş... Fiyatı düşürmek çok kolay; etiketteki ismi Türkçe yapın yeter!  ğ CHP lideri Baykal, "Tarihî bir yanlışı düzeltip sosyal demokrasiyi merkez yapıyoruz" demiş... Çalıyı tersine sürüme üstadıdır kendileri!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.