Bugünkü yazımı iki okuyucuma ayırdım. Önce Ali Balak'ın mailiyle başlayayım. İki hafta önce kim ne yaparsa yapsın, yaptığının olumlu bir geri dönüşünün olması gerektiğini söylemiş ve kişilerin de, kurumların da, devletin de bu konuda sorumluluğu olduğunu vurgulamıştım.
Devletin asli görevi olan güvenlik, sağlık ve eğitim hizmetlerine temas ederek; bu hizmetlerin toplumu huzura, sağlığa, bilgiye kavuşturması gerektiğine işaret etmiştim. Bu geri dönüş olmadığı takdirde yapılan yatırımların heba olacağının altını çizmiştim.
İş adamlarının da kâr etmeleri ve vergi ödemeleri lazım geldiğini; Türk Ticaret Kanunu'nun "basiretli tacir" başlığı altında emredici hükmüne atıfta bulunarak belirtmiştim.
Ali Balak isimli okuyucum; her ne kadar nezaket sınırları dışına çıkmamışsa da ağzına geleni söylemiş. "Kalp para gibisin" diyor mesela. Hep kendimi tekrarlıyormuşum! Ne dese haklı. Okuyucum, nihayetinde; velinimetim yani. Ne diyebilirim ki?
"İstihdama katkı sağlamak maksadıyla iş yeri açan bir müteşebbisin kaç kişinin elini öpmesi, kaç kişiye rüşvet vermesi gerektiğini biliyor musun" diye soruyor. Yerinde bir soru.
"Birçok harcamamız gider kabul edilmiyor! Farkında mısınız" diye soruyor. Haklı bir soru.
Bir başka satırda ise şöyle soruyor: "Mal aldığı bir yer sahte fatura kesiyor ve fabrika sahibi hapiste yatıyor! Haberiniz var mı?" İnsanın kanını donduran sorular bunlar. Ve aynı zamanda ülkemizin gerçeği!
De... Bendeniz de dilimin döndüğü kadar bu konuları mercek altına almaya çalışıyorum ama belli ki kesmemiş Ali Balak'ı. Kimi keser ki, Ali Balak'ı kessin?!
Maliye Bakanı Şimşek de üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri dile getiriyor ama kangren olmuş. Çare bulamıyorlar demek ki. Hâl böyle olunca ülkeye yabancı sermaye de gelmiyor. Gelen de kayıt dışı ekonominin olmadığı finans, sigorta, enerji, perakende gibi sektörlere geliyor.
Gelelim Seyfullah Öztürk'e. Seyfullah Öztürk KOSGEB mağduru. "Dünyanın en zeki müteşebbisi olsun, dünyanın en önemli yenilikçiliğini yapsın. İstediği kadar KOSGEB'in şartlarını yerine getirsin. KOSGEB desteğini alamaz" diye başlamış yazısına.
"İnternet sayfalarında girişimciye 70 bin lira faizsiz kredi verdikleri yazar ama 3-5 bin liradan fazla verdiği yok" diye devam ediyor. "İstihdama katkı sağlayacak birkaç projeyi desteklemek bu kadar zor mu" diye de bağlamış yazısının sonunu.
KOSGEB konusunu bendeniz kadar gündeme getiren olduğunu sanmıyorum. Sürekli yazıyorum. Bundan önceki yazım da KOSGEB'le ilgiliydi. KOSGEB'in teknik altyapısının mükemmel olduğunu ancak kaynaklarının yeterli olmadığını söyleye söyleye dilimde tüy bitti ama dinleyen kim?
Başbakan Davutoğlu, KOSGEB Bütçesi'ni iki katına çıkaracaklarını söyledi. İnşallah mağdur olan işletmelerin derdine merhem olur bu uygulama.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, işletmelerin personel maaşını banka kanalıyla ödemesi uygulamasını getireceklerini ifade etti. Vergi reformu için de bir şeyler yapmaları lâzım.
Her iki okuyucuma da teşekkür ederim. Bizim işimiz onların sesi olmak. Duyan olsa da olmasa da devam edeceğiz buna.