Türkiye, Brezilya, Arjantin, İspanya gibi ülkeler benzer ülkeler. Hepsinin problemi aynı. Brezilyalı bir yönetici ile bunları konuştum.
BP Türkiye Akaryakıt Ülke Genel Müdürü Martin Thomsen Brezilyalı. Önceki akşam Türkiye-Brezilya maçı vardı malum. Türkiye 58 yıl sonra ilk defa ev sahipliği yapıyordu Brezilya Milli Takımı'na. Maçı birlikte seyrettik Thomsen'le. 4-0 mağlup olup aldık boyumuzun ölçüsünü. De... olan Martin'e oldu. Brezilya Milli Takımı taraftarı olan Thomsen bize ev sahipliği yaptığı için kibarlık gösterip sevinemedi. Ne gol (daha doğrusu goller) esnasında sevinebildi, ne de sonunda.
Martin Thomsen bu sene başında geldi Türkiye'ye. İspanya ve Arjantin'de de görev yapmış. "Bazen oradaki arkadaşlarımı arıyorum ve bana 'köklerine dönmüşsün' diyorlar" dedi. Ne de olsa, benzer ülkeler; derler tabii.
Bu benzerlikten yola çıkıp biraz da ekonomik konuları konuştuk Martin Thomsen ile. Bu ülkelerin en benzer tarafı, sürdürülebilir bir büyüme politikalarının olmaması. İki üç sene yüzde 10'a yakın büyüyorlar. Dördüncü ve beşinci sene yüzde 1-2. Bazen eksiye de düşebiliyor büyüme oranı. Üretimini o büyümeye göre ayarlayan firmalar, küçülme vakti geldiğinde sıkıntıya düşüyor. İşçi çıkarıyor, vardiya sayısını azaltıyor ve o kadar yatırım yaptığı makineleri düşük kapasite ile çalıştırmak durumunda kalıyor. Bunların her birisinin bir maliyeti var tabii.
Sürdürülebilir bir büyüme politikası takip etmek için eskilerin tabiriyle "ayağını yorganına göre uzatacaksın" başka çaresi yok bu işin. Başka bir ifadeyle, GSYH unsuru olan sanayi ve hizmet sektörlerinin sürdürülebilir olması lazım yani. Sanayi ve ticaretin yetmediği dönemlerde devletlerin inşaat sektörüyle büyümeyi bir alternatif olarak gördüğü de oluyor. Nitekim İspanya bunu denedi ve elindeki konut stoku milyonları bulunca; güm diye çöktü. Mortgage Krizi de hâlâ hafızalarda. Bu örnekler kötü örnekler. İyileri de var ama kontrolden çıkmayan politikalar sayesinde elde edildi bu iyi sonuçlar. Onu da göz ardı etmemek lazım.
Türkiye, Arjantin, Brezilya, İspanya gibi ülkeler borç kaynaklarla büyüyorlar. Krize girdiler mi borç almaları zorlaşıyor. Geri dönmeme riski olan ülke ya da projeye kim kredi açar ki, finans kuruluşları fon pompalasın. Verdiklerini de yüksek faizle veriyorlar.
Türkiye sanayi sektörünü destekleme kararı aldı. İnşaatla büyüme modelini mümkün olduğu kadar geri çekme anlamına da geliyor bu. Doğru bir karar.
Türkiye ekonomisi belki yüzde 10 büyümeyecek önümüzdeki dönemlerde ama yüzde 3-5 büyüme ile istikrarı sağlayacak. Bu da "ayağını yorganına göre uzatan" olma güvenini getirecek ülkeye.
BP dünyanın en büyük akaryakıt firmalarından biri. Petrol araştırması yapıyor, dağıtım ve istasyon işi yapıyor. BP'nin Türkiye'de 650 akaryakıt istasyonu var. Bir kısmı kendininse de çoğu bayi bu istasyonların.
Martin Thomsen BP'nin dünyanın 100'den fazla ülkesinde faaliyet gösterdiğini ve büyük projelere imza attığını bildirdi. Şah Denizi Projesi 45 milyar dolarlık bir proje mesela.
Martin Thomsen Türkiye ile de böyle büyük projelere imza atmaya hazır olduklarını söyledi.