Teşvik verilsin ama neye?

A -
A +

Başbakan Erdoğan, geçen hafta İstanbul sanayicileriyle birlikteydi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis üyeleri sırayla kalkıp temsil ettikleri sektörlerin dertlerini sıraladılar. Hepsi dersine iyi çalışmıştı. Başbakan da sabırla dinledi onları. Söylenenleri alt alta sıralayınca; üç aşağı beş yukarı şöyle bir tablo çıkıyor ortaya: Türkiye'de enerji çok pahalı... Vergi kanunları karmaşık olduğu gibi oranları da çok yüksek. Hakeza SSK primleri de öyle... KDV'de kantarın topuzu kaçtı... Faizler yüksekten de öte değdiği yeri yakıyor... Bir başka dert ise KKDF... Bürokrasi çilesi bitmek bilmiyor... Teşvikin T'si bile yok bu ülkede... Üstüne üstlük ülkenin bir sanayi envanteri bile çıkarılmadı... Kayıtdışı ekonomiden kaynaklanan haksız rekabet var bir de tabiî!.. İSO Meclis Başkanı Hüsamettin Kavi, tüm bu olumsuzluklara rağmen sanayicinin geleceğe ümitle bakmak istediğini vurguladı ve tek parti iktidarının bir fırsat olduğunu ifade edip hükümete elini uzattı: Gelin elbirliğiyle vites değiştirelim. Sıkıntıların önemli bir kısmının koordinasyonsuzluktan kaynaklandığının altını çizen Ömer Dinçkök ise oyunun kuralına göre oynanmadığını belirtti. Sahada bol faullü bir maç oynanıyor ama hakem tribünlerde oturuyor diyen Dinçkök, hükümeti sahaya çağırdı. Hasılı sanayici dertli. Peki hükümet ne durumda? Enflasyon, yüksek faiz, bütçe ve cari işlemler açığı... Taşıması oldukça zor bir iç ve dış borç yükü... IMF ve Dünya Bankası ile aşık atmak da işin cabası!.. Bu yükü taşımak her babayiğidin harcı değil elbette. Peki, ne olacak bu memleketin hali? Buraya nasıl gelindi? Türkiye'nin başına ne geldiyse önceliklerini bilmemesinden gelmiştir. Vur deyince öldürmek birinci önceliği olan bir ülkeden daha başka ne beklenir ki. Vergi, sigorta, yatırım, teşvik... aklınıza ne gelirse; hepsinde durum aynı. Türkiye ekonomisinin bugünkü durumuysa belli: Borç faizleri ve personel harcamalarını öde, yapabilirsen azıcık da yatırım yap; hepsi o! Yatırım yok. Teşvik yok! Her şeye rağmen işletmelere bir miktar destek verilemez mi? Verilir. O kadar da ölmedi Türkiye. Verilir elbette ama usulûne uygun yapılmalı bu; onun da bir yolu, yordamı olmalı yani. Türkiye hep aynı noktada çakıldı kaldı. Patinaj yaptıkça da derinleşti yara. Öncelikleri tespit edemiyor çünkü! Hükümetler, seçmene selam, vazifeye devam politikası güdüyorlar bir kere... Sanayiciler, sadece kendilerinin teşvik edilmesini istiyorlar... Çiftçiler, kendi kendine yeten bir ülkenin tarım ürünü ithal etmesinden yakınıyorlar... Kobiler çok ihmal edilmelerinden şikayet ediyorlar... Küçük esnaf ve sanatkârlar, ağızlarına bir parmak bal sürülmesini istiyorlar... İyi de tüm bunları yerine getirecek para nerede? Zurnanın zırt dediği yer işte burası! Geçmişte ülkeyi yönetenler, ekonomik büyümeye odaklanma yerine sistemi ters yüz edip işi menfaat ilişkilerine dönüştürünce; borçlar arttı, faiz yükseldi, borsa dibe vurdu. Her kafadan bir ses çıkmaya başlayıp da toplum panikleyince ne yapacağını bilemeyen hükümetler ise; çaresizlikten apışıp kaldılar ve ona biraz, buna biraz telaşına girince de kaynaklar kuruyuverdi... Türkiye'nin bugün dövize ihtiyacı var, bu bir. Yeni yatırım yapacak finans kaynakları yok, bu iki. İşsizine iş bulması gerekiyor, bu da üç. Böyle bir çıkmaza giren Türkiye'nin dokuz düşünüp bir karar vermesi gerekiyor. Vakit geçirmeden hükümetle özel sektör temsilcileri biraraya gelip ekonominin önceliklerini belirlemeli, hatta sivil toplum örgütleri de katılmalı bu mutâbakata. MI ACABA ? İSO Başkanı Tanıl Küçük, sanayiciden piyasa canlanıyor diye zam yapmamasını istemiş... Hele bir canlansın, zam kolay!  ğ MB Başkanı Süreyya Serdengeçti, 2001 krizini patlatanın Ecevit olduğunu söylemiş.. Oh be, nihayet suçlu bulundu!  ğ Türkiye müziği ve sinemasıyla Avrupa'ya girmiş... Sanayisiyle girecek değildi ya!  ğ Güney Afrika'da bulunan çift başlı bir kaplumbağa, diğer kaplumbağalara oranla çok daha yavaş yürüyormuş... Bizdeki üç başlı demek ki! ğ Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Victor Kaluzhny, Türkiye'nin doğalgaz fiyatlarında sürekli indirim talebinde bulunmasından şikayet etmiş!.. Eder tabii. Eski kıyakçılar yok artık!  ğ Kitle imha silahları var diye Irak'ı vuran ABD'nin bu sözü yüzyılın yalanı seçilmiş... Bizimkilerin, "AB'ye giriyoruz" sözü ne olacak peki?  ğ Eurovision birincisi Sertab Erener, Ankara'ya gidip devlet erkanının tebriklerini kabul ettirmiş... Onları bekleseydi evde kalırdı zaten!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.