Türk mimarlar Venedik yolunda

A -
A +

Son yüzyıl içinde dünyanın mimari tarzı çok değişti. İstanbul, Roma, Pekin, Yeni Delhi, Kahire gibi tarihi şehirlerin silüeti ile şimdiki silüeti aynı mı? Eskiler yataydı, şimdikiler dikey. Eskiler taş ve ahşaptandı, şimdikiler çelik ve camdan. İstanbul'a bakın yeter; ne demek istediğimi anlarsınız. Tarihi Yarımadanın mimarisi ile yeni İstanbul'un mimarisi bir mi? Mukayese edilmeyecek kadar farklı hale geldi. Devir gökdelenler devri.  

Şanghay'da 1988 yılında on beşgökdelen vardı. 20 yıl sonra beş bin oldu. Ki, New York ve Los Angeles'taki gökdelenlerden daha fazla bu sayı. Bilhassa geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkeler, olur olmaz yerlere diktikleri gökdelenlerle gövde gösterisi yapmayı seviyorlar. Vatandaşlarına, "Bakın biz ne kadar güçlüyüz. Dünyanın en yüksek gökdeleni bizde" mesajı verip iktidarlarını güçlendiriyorlar.
İstanbul da gökdelenler şehri olma yolunda hızla ilerliyor. Bu devasa binalara dışarıdan bakanların nasıl bir estetik beklentisi varsa, içinde yaşayanların da var. Konforlu, kullanışlı, rahat ve sağlam olsun ki, rahat etsinler. Peki, kim cevap veriyor bu taleplerine? Mimarlar tabii.
Türk müteahhitleri dünyanın her yerinde iş yapıyorlar. Mühendislerimiz uluslararası projelere imza atıyorlar. Onlar öyle de, mimarlarımız farklı mı sanki? Onlar da başarılı. Türkiye'de ve dış ülkelerde çok önemli tasarım yapıyor ve ödül alıyorlar.
Şimdi önlerine bir fırsat daha çıktı: Venedik Bienali. Türkiye, dünyanın en önemli sanat ve mimarlık etkinlikleri arasında sayılan Venedik Bienali'ne ilk kez katılıyor. Hem de uzun süreli bir mekana sahip olarak katılıyor.
Türkiye'ye 2014 - 2034 yılları arasında eserlerini sergileme fırsatı veren bu mekana; İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın (İKSV) girişimi ve Schüco Türkiye ile Vitra başta olmak üzere 21 kurum ve kuruluşun verdiği 3 milyon avroluk destek ile sahip oldu. Dışişleri Bakanlığı ile Kültür ve TurizmBakanlığı'nın yanı sıra Başbakanlık Tanıtma Kurulu da destek verdi.
7 Haziran – 23 Kasım 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Venedik Bienali, dünya mimarlarını buluşturan bir arena ve bienallerin zirvesi. Türkiye de artık bu bienalde göğsünü gere gere ürünlerini sergileme fırsatı bulmuş oldu.
İKSV Başkanı Bülent Eczacıbaşı, "İstanbul Bienali, dünyadaki 3 önemli bienallerden biri. Venedik Bienali ise en büyüğü ve fark mukayese edilemeyecek kadar fazla" dedi ve böyle bir bienalde yer almanın Türkiye'ye prestij kazandıracağını söyledi.
Eğer mimarinin bir "Oskar"ı olsaydı; bu Venedik Bienali olurdu. Venedik'te ödül verilmiyor. Mimarlar çıkıp kırmızı halıda boy göstermiyor ama orada mimarların eserleri sergileniyor. Dünyaca tanınmış mimarların, adamlarının ve politikacıların katıldığı bu bienalde mimarinin geldiği noktayı mukayese etme imkanı oluyor. Her ülke kendi eserini sergiliyor. Bir nevi gövde gösterisi yani.
Bu seneki Venedik Bienali'ne birçok üniversite katılıyor ve küratörlüğünü Murat Tabanlıoğlu yapıyor. Tabanlıoğlu, tecrübeli bir mimar. Türk mimarlarının ve üniversitelerin iyi temsil edilmesi için çok iyi bir ekip kurmuş. Başarılar dilerim.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.