Antalya'daki
Growtech Tarım Fuarı'nı gezip;
Türkiye'nin
tohum, fide, gübre, sera ve
tarım ekipmanlarında eskiye göre çok daha iyi yere geldiğini gözlerimle gördüm. Ayrıca
fuarcılık sektöründe tahminlerin ötesinde mesafe aldığına şahit oldum. Ülke adına memnuniyet verici şeyler bunlar.
Fazla geriye gitmeye gerek yok. 2004 yılında Türkiye ihtiyacı olan tohumun yüzde 90'ını ithal ediyordu. 2000 yılında yüzde 70 oldu bu oran. Şimdi ise yüzde 50.Türkiye tohum ihraç eder hale geldi. Bu nasıl oldu peki? Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sektörü destekleme kararı alıp 5 araştırma enstitüsü ve 5 üniversite ile yola çıktı. Özel sektörden de 38 firma iştirak edince, sistem işlemeye başladı ve bugün mango, avokado, papaya gibi egzotik meyveler dahil birçok tohum ve fide ülkemizde yetiştiriliyor.
Sadece Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) 81 tarla bitkisi ile 41 meyve çeşidi geliştirdi ve patentini aldı. Yerli tohum ve fide üretiminin gelişmesi biraz da tüketici talebiyle gerçekleşti. Onu da göz ardı etmemek lazım. Vatandaş, "Yerli ürün istiyorum" deyince; işler hızlandı ve dışa bağımlılık azaldı.
Gelelim fuar meselesine. Türkiye'de İstanbul, Antalya, Gaziantep ve İzmir birer fuar merkezi ama henüz Avrupa standardında bir fuarı yok Türkiye'nin. Halbuki fuarcılık her bakımdan gerekli bir sektör.
Ürünü tanıtmanın en kestirme yolu fuardan geçiyor bir kere. Antalya'daki fuarda 25 ülke stant açtı ve 100'ün üzerinde yabancı firma ürünlerini sergiledi. 500 kadar da yerli firma vardı. Yarın kapanacak olan fuarı 70 bin kişinin ziyaret edeceği tahmin ediliyor.
Fuar başlı başına bir sektör ama esas önemliliği, diğer sektörlere verdiği katkıda yatıyor. Oteller lebalep doluyor. Ulaştırma sektörü ve taksici esnafı iş yapıyor. Restoran ve alışveriş merkezleri dolup taşıyor. Esas kazanç fuar dışında yani. Kış mevsiminde böyle bir canlılık sağlayan sektör ihmal edilir mi? Ama burası Türkiye; ediliyor işte!
Planlama bu ülkenin en büyük problemi. Expo Fuarı için daha fazla alan ayrılabilirdi ama yapılmamış. 40 bin metrekarelik bir alana sıkışıp kalmış. Tıkış tıkış! Çok daha büyük olabilirdi halbuki. Ne sosyal alanı var, ne alışveriş yerleri. Biraz yağmur yağdı, insanlar fuar alanı dışına çıkıp hava alma imkânından mahrum kaldı. Bir değil birkaç fuarı aynı anda yapmak mümkünken, tek bir fuar bile sıkıntıya neden oluyor!
Hannower öyle mi ya? 500 bin nüfuslu bir şehir ama fuarcılıkta bir numara olduğu için her gün 500-600 bin ziyaretçi çekiyor. Antalya neden bir Hannover olmasın?
Fuar'a Ziraat Bankası ve Denizbank başta olmak üzere birçok banka da iştirak etmişti. Ayrıca Turkcell ve Vodafone da vardı. Turkcell çiftçiye "hasat dönemi" ödeme imkânı veriyor, "tarım doktoru" uygulamasıyla teknik destek sağlıyordu. Tam donanımlı bir fuardı yani. Çiftçiye sahip çıkıldığının göstergesi bunlar.