Martin Luther King 28 Ağustos 1963 günü
300 bin kişiye yaptığı tarihî konuşmada kalabalığa;
"Bir hayalim var benim" diye seslenmiş ve
"İnsan Hakları Beyannamesi"nde söz edilen özgürlüklerin siyahlara da verilmesini istemişti.
"Bir hayalim var benim" deyip "Bir zamanlar köle olanların evlatlarıyla yine bir zamanlar köle sahiplerinin evlatları, Georgia'nın kızıl tepelerinde, birlikte kardeşlik sofrasına oturabilsin" demişti. Onun bu sözlerle Washington DC meydanında ateşlediği meşale büyüdü, büyüdü ve gerçek oldu.
Türk insanının da bir hayali var aslında: Eğitim. De... ahaliyi toplayıp meşaleyi tutuşturacak kahraman yok! Herkes karnından konuşuyor! Nelson Mandela; "Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir" demiş halbuki.
Türkiye'de eğitime önem verilmiyor değil, veriliyor. Kitap bedava. Okul çocuklarına cep harçlığı veriliyor. Hatta "tablet" dağıtılmaya başlandı. Bunlar güzel şeyler ama yetmez! Yetmez çünkü, en temel şey olan; "neden okuduğu" anlatılmıyor öğrencilere. Daha doğrusu aldıklarıeğitimin kendilerine ne fayda sağlayacağı izah edilmiyor. Kime ne faydası olduğu bilinmeyen bir işi yapmak; adı "eğitim" olsa dahi ne kadar hedef odaklı olur ki?
Türkiye "ara eleman" sıkıntısı çekiyor fakat bu meseleye ciddi bir çözüm bulunamıyor bir türlü! Meslek liseleri o kadar mezun veriyor ama "ara eleman" olarak yine mühendis istihdam ediliyor. Bir meslek bu kadar ayağa düşer mi? Burası Türkiye; düşüyor maalesef!
Ne meslek lisesi mezunu memnun hayatından, ne de mühendis! Onlar memnun olmayınca işveren de memnun olmuyor tabii. "Muş" gibi gözükse de memnun değil. Sistem memnuniyet doğurmuyor çünkü. Teknikerle mühendisin el ele verip katma değer üretmesi lazım. Aynı sofrada oturması lazım.
Vehbi Koç Vakfı, 2006 senesinde "Koç Topluluğu"nun 80'inci yılı şerefine; Meslek Lisesi Memleket Meselesi (MLMM) projesini hayata geçirmişti. 7 yılda müthiş işler yaptılar. 81 ilde uygulanan programlar sayesinde, meslek lisesi ve teknik liselerde nitelikli öğrenciler görülmeye başlandı.
MLMM adlı bu projenin bu kadar ilgi görmesinin tek bir nedeni vardı; o da şu: Öğrenci ve ebeveynler "meslek lisesinde okumanın önemini" kavramışlardı. Öğrencilere kendilerini şanslı hissettiren koçlar vardı sistemin içinde ve onların telkinleriyle öğrenciler kendilerinin işe yarayacağının farkına varıp; başarıya odaklandılar.
Bu kadar basit aslında. İkna et, bırak. Başarı kendiliğinden gelir. Türk toplumunun bir ikna ediciye ihtiyacı var. "Bir hayalim var benim" diye başlayıp "Mesleki eğitim şart" diye bitiren bir Martin Luther King'e.
Son söz: Türkiye ne zaman ki, ara eleman ihtiyacını meslek liselerinden temin eder ve mühendisi proje üretmekte kullanır hâle gelir; işte o zaman kalkınır. Bunun yolu da o övündüğümüz insan kaynaklarını değerlendirmekten geçiyor. Nokta.