Üzerinde yürüyebildiğiniz bir kaldırımınız var mı?!!

A -
A +
Geçen haftaki yazımda belediye konusunu işlemiştim. Okuyucularımın ilgisini çekti. Çok sayıda "Bir daha yaz" talebi aldım. Belediyecilik hakkında ciltler dolusu kitap yazılsa yeridir. Şehirler, insanların ömrünün geçtiği yerlerdir. Evinden daha önemli belki de.
Uzun uzun yazacak değilim ama bugün "kaldırım" ve "meydan" konusunu ele alacağım ve yazımı bu iki mefhum etrafında şekillendirmeye çalışacağım.
"Kaldırım" deyip geçmeyin. Medeniyetle birebir ilişkili bir kere; nasıl "es" geçilir ki? Ölçü şu: "Kaldırımların yüksekliği ile medeniyet, ters orantılı." Yani, "Kaldırım ne kadar yüksekse, o şehrin medeniyet seviyesi o kadar düşük" demektir.   
Türkiye'nin hemen her şehrini gören birisi olarak söylüyorum. Bizim şehirlerimizde kaldırımlar yüksek olduğu gibi dardır da. İki kişi yan yana yürüyemez. Bir de karşıdan bir gelen varsa, yandı gülüm keten helva. Yola inmekten başka çaresi kalmaz insanın. Araç çarpmamışsa bile suyu ile ıslatır sizi.
Yaya kaldırım genişliğinin asgari 150 santim olması gerekiyor. Tekerlekli sandalyesi olan iki engelli karşı karşıya geldiklerinde geçmeleri için bu kadar alana ihtiyaç var çünkü. Ayrıca kaldırımın bina tarafında 25, bordür taşı tarafında ise 50 santimlik emniyet şeridi olması lazım.
Yüksekliğine ne demeli? 3 ile 15 santim arasında olması gereken kaldırımın 30-40 santimi bulduğuna şahit oluyoruz. Bahane hazır tabii. "Kaldırım seviyesi alçak olursa, otopark gibi kullanılıyor!" Haaa. Şehirlerin otopark problemi var, demek ki. Vatandaş, "Yürüyeceğim kaldırım isterim" diye diretse, belediyeler otopark problemini çözmek için tedbir arayacak belki de ama o tepki gelmeyince; kulağının üstüne yatıyor!
Bir de kaldırımlara ağaç dikme geleneği var, güzel ülkemin. Zaten yarım metre genişliği var; belediye kalkmış ağaç dikmiş. Ne yürüyebilirsiniz, ne de şemsiye açıp yol alabilirsiniz! Ağaç elbette lazım ama  onun yeri, park ve bahçeler. Ya da geniş yaya kaldırımı. Yeşil alan tahsis etmek lazım. Oksijen için, temiz hava için, stres atmak için, sağlık için parklar gerekli. İnsanların yürüyüp form tutması, kendini iyi hissetmesi için parklar şehrin vazgeçilmezi ama kime anlatacaksın bunu?
Hele meydan. Şehri şehir yapan meydanlarıdır. Kültür, sanat, eğlence, yeme-içme, konaklama, alışveriş mekânlarını barındıran, şehre cazibe katan bir meydan yoksa, o şehir; yaşanması zor şehirler sınıfındadır.
Tek bir meydan yetmez; onu da söyleyeyim. İrili ufaklı meydan olmalı ve bu meydanlar geniş yollarla birbirine bağlanmalı. Birbiri üstüne yığılmış kasvetli binalar arasında yaşayan insanların ruh hali bozuluyor. Kirli havayı soluyan insanlar hasta oluyorlar. Ondan sonra da gelsin ilaç, gelsin tedavi. Bu insanların kaybettiği iş gücünün maliyeti, park ve bahçe yapmaktan çok daha fazla ama kimin umurunda?!!
Son söz: Vatandaş, kaldırım ve meydan talebinde bulunmamakla; şehirlerin çirkinleşmesine ve o şehirde yaşayan insanların hasta olmasına vesile oluyor, farkında olmadan. Şuurlu olun ve bu tuzağa düşmeyin.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.