Yarını konuşma vakti geldi
4 Haziran 2014 01:00
Türkiye fırsatlar ülkesi. Doğru fakat daha ziyade kısa vadeli fırsatlar ülkesi. Siyasetçi de, iş adamı da, vatandaş da böyle düşünüyor. Yanlış!
Türkiye dünyanın 16'ncı büyük ekonomisi. 2013 yılında ilk 10'a girme hedefi de var ayrıca. Da... ne iç tasarrufu, ne insan kaynakları, ne projeleri, ne de araştırma geliştirme yatırımları müsait bu hedefi tutturmasına.
Fakat şunu da unutmamak lazım: Türkiye'nin bu potansiyele sahip olduğu hususunda dost, düşman herkes hemfikir. "Gerekli reformları yaparsa 10 büyük ekonomiden biri olur" deniyor. Yeter ki Türkiye bu potansiyeli harekete geçirme başarısı gösterirsin.
Ak Parti'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, işte bu reformların peşinde. Türkiye'nin son senelerde inşaat ve altyapı yatırımlarıyla büyüdüğüne dikkat çeken Kurtulmuş; "Türkiye'nin bundan sonra yeni bir büyüme modeline ihtiyaç duyduğunu" belirtti ve güçlü bir sanayi politikası ile katma değeri yüksek ürün ihracatının şart olduğunu söyledi. Gayet yerinde bir tespit.
Türkiye son senelerde ekonomik ve siyasi reformları eş zamanlı gerçekleştirdi ve bir yandan para politikalarında istikrar sağlarken bir yandan da makro dengeleri kurdu. Şimdi bunların mikro reformlarla güçlendirmesi gerekiyor.
Numan Kurtulmuş her ne kadar siyasetçi ise de yeri geldiğinde akademisyen tarafını öne çıkarmasını bilen ve aklıselim ile hareket etmeyi başaran bir siyasetçidir. Geçen hafta ekonomi yazarları ve akademisyenlerle bir toplantı yaptı. Siyasi mesajlar yerine istişare etmeyi tercih etti ve toplantı bir nevi "beyin fırtınası"na dönüştü.
Numan Kurtulmuş; "Türkiye'nin katılımcı, çoğulcu, sivil bir Anayasa'ya ihtiyacı olduğu, terörün sona erdirilmesi gerektiği, antidemokratik tüm yasaların değiştirilmesinin şart olduğu" hususuna işaret etti.
Türkiye'nin her sene 700 bin kişiye istihdam imkanı sağlaması ve en az yüzde 5 büyümesi gerekiyor. Bütün bunlar, firmaların rekabetçiliğini arttırmadan ve katma değeri yüksek ürün üretmelerine fırsat verilmeden mümkün olamaz. Daha doğrusu inovatif düşünmeden ve Ar-Ge yatırımlarını arttırmadan bu hedefe varılamaz.
Türkiye bunları yapabilir. Yeter ki Numan Kurtulmuş'un yaptığını yapsın. İstişare etsin ve ortak akıl üretsin yani.
Bazı şeyleri medya üzerinden konuşmamak lazım bir kere. Son "Merkez Bankası" konusunda yaşananlar bunun en canlı örneği. İktidarlar büyümeyi sever; bu bir gerçek. Merkez Bankaları ise istikrarı sever.
Merkez Bankası 2013 yılının son günlerinde yaşanan olaylara tedbir olsun diye faizleri 5 puan yükseltti. İyi de oldu. Bugün Türkiye'de reel faiz yüzde 9.4 iken enflasyon yüzde 9.66. Faiz Merkez Bankası tarafından 5 puan arttırılmış olmasına rağmen faiz ve enflasyon başa baş yani. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı önceki gün Kabineye mutat sunumunu yaptı ve bakanların hepsi ikna oldu bu sunumdan.
Bu da gösteriyor ki, önemli konuları yüz yüze görüşmek daha doğru. Evet bazı ülkelerin Merkez Bankası fiyat istikrarının yanı sıra büyüme ve istihdamdan da sorumlu. Şayet istenen bu ise, onun yolu kanunları değiştirmekten geçer.
Son söz: Medya aracılığıyla mesaj göndermek bazen "bağcıyı dövmek"ten ileri gitmiyor. Ki, bağcıyı dövmek toplumu mutlu etmiyor.