Yeteneğin kadar konuş

A -
A +
Dünya çok hızlı değişiyor. 1989 yılında Berlin Duvarı yıkıldı. Sovyetler Birliği dağıldı, komünizm iflas etti. 1980'li yıllarda dünya insanlarının yüzde 40'ı birbiriyle iletişim halindeyken şimdi yüzde 99 bu oran. Fiziki bağlılığı sanal bağlılık tamamladı ve dünya küçüldü.
Siyasi duvarlar yıkıldı da finans duvarları kaldı mı sanki? O da yıkıldı. Batı sermayesi Doğu'ya uçtu. 90'lı yıllara göre dünya nüfusu 2 milyar arttı ve 7 milyar oldu. Önümüzdeki 25 yıl içinde nüfusun 2 milyar daha artması bekleniyor.
Dünyanın bir başka gerçeği de şu: Kişi başına düşen gelir nüfustan daha hızlı artıyor. Bu da globalleşmenin bir sonucu.
Böylesine hızlı bir değişim yaşanan dünyada her şeyin normal geliştiğini söylemek mümkün değil tabii. Müthiş bir karmaşa var. Belirli olan tek şey belirsizlik! Eşitsizlik artıyor. 5 milyar kişi globalleşmenin nimetlerinden faydalandı ama 2 milyar kişi dışında kaldı!
Asya değişimi en fazla yaşayan kıta oldu. ABD ve AB'nin önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 1 büyüyeceği tahmin edilirken; Çin'in yüzde 7, Hindistan'ın ise yüzde 6 büyümesi bekleniyor. Afrika da yüzde 4'lük bir büyüme ile "ben de varım" diyor.
Türkiye her sene ortalama yüzde 5'lik bir büyüme performansına sahip. De... ne yapsın ki, bu performansı sürdürsün ve cazip ülke olma kabiliyetini kaybetmesin?
Dünya Bankası eski Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ian Golden, "ülkelerin ve şirketlerin geleceği, belirsizliği yönetmeye bağlı" dedi. Çok doğru bir tespit bu: Eski güçlerden yeni güçlere geçmek ve çeşitlemeyi sağlamak lazım.
Dünyaya entegre olmayı sevmeyenler, "geçmiş daha iyiydi" diyor ve değişime karşı çıkıyorlar. Keyifleri bilir tabii. Dünya ile bağlantı kuramayan ve güvenliğini sağlayamayan gidiyor nasıl olsa!..
Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye Yönetim Derneği ve Odgers Berndtson Türkiye tarafından dün gerçekleştirilen toplantıda  "Geleceğin Trendleri" isimli bir sunum yapan Prof. Golden, zorlukları yetenekli insanlarla aşmanın mümkün olduğuna işaret edip "Dünya bilgi patlaması yaşıyor. Teknoloji ucuzluyor. İnsan kaynaklarını güçlendiren sınır tanımaz" dedi.
Türkiye bölgenin ve diğer ülkelerin yetenek pazarı olacak vasfa sahip ama bu potansiyelini harekete geçirmesi lazım. Her şeyden önce yeteneği etkin bir şekilde kullanmasıyla mümkün bu. Türkiye'nin kırılma noktası burası. Türk firmaları yeteneğin gerekliliğine inanan yöneticiler istihdam ediyor ama iş sistemi kurmaya geldi mi, zorluklar başlıyor. Tepe noktasının bu konuya sıcak bakmaması, yöneticilerin elini kolunu bağlıyor.
Evet Türkiye dünyanın en büyük 17'nci ekonomisi ama "iş gücü piyasası verimliliği" söz konusu olduğunda; 148 ülke arasında 130'uncu sırada yer alıyor. Eğitimde ise 64 ülke arasında 42'nci.
Türkiye'nin ne yapıp edip bu çarpıklığı düzeltmesi gerekiyor.Yeteneği etkili kullanan firma, kullanamayana göre iki kat fazla verimlilik elde ediyor ve kâr sağlıyor çünkü. Hele bir de yetenek yönetimini iyi yapıyorsa, üç kata çıkıyor bu kazanç.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.