Gölgeni gördüm...

A -
A +

(Ben, saymayı Arnavut kaldırımlarında öğrendim) Siniyordu şehir ve sis gibi yumuşacık ama kararlı bir şekilde iniyordu akşam... Akşam iniyor, şehir siniyor ve her şey siliniyordu sanki!.. Sayısız evler vardı rengârenk, güneş altında parlayıp duran... Peki, soğuyan bir ölü gibi matlaşıyorken şehrin yüzü, renkler nereye gidiyordu?.. * Ben, şimdi derin sokakların içine, çamur rengi havayı soluyarak; sanki kaybolmak için, ve sanki boğulmak için giriyordum!.. Karanlık, her an artan yorgunluğuyla; bastonuna dayanan bir ihtiyar gibi, elini enseme bastırıyordu sanki... Yürüyordum; boynuma kadar kimsesizliğe batmış olarak... Nefessizliğim demek belli oluyordu ki; öksüren bir fukara çocuğuna acıyarak bakarken kendi çocuğunu düşünen anne gözlerine benzeyen "pencereler" görüyordum... Bana bakıyor ve kendi "çocuklarını" düşünüyorlardı!.. Ben, yere bakıyordum. Ben, zaten saymayı bile böyle, yerlere bakarken öğrendim! * Ben, saymayı Arnavut kaldırımlarında öğrenmiştim; on tane fasulyem bile bulunmadığı zamanlarda!.. Silinen şehrin, silinmemeye direnen evlerinin bulunduğu sokaklarda... Hani, Arnavut kaldırımlarına, iri mektup pulları gibi sarı ışıklar yapıştıran pencerelerin önünden geçerken... Yola dökülen bu güzel ışıklara basamazdım korkudan... Sanırdım ki; ayağım değerse murdar olacak... Ziyan olacak bir parça ekmek gibi... Ve gül ağacının altına bile süpürülemeyecek, ve kırıntılarını serçeler bile yiyemeyecek!.. * Ben önce yolumdaki taşları saydım... Sonra, Arnavut kaldırımlarında tıkırdayan adımlarımı! Sonra, hiçbirine başımı kaldıramadığım pencerelerden dökülen sarı ışıkları saydım yerde, pul pul... Sonra bir başka pencerenin ışığını gördüm. Ama, açılmış bir pencereydi bu ve önümü aydınlatıyordu ışığı... Ve ışığın ortasında; Gölgeni gördüm!..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.