Orkestra şefleri!

A -
A +

Deneyimden daha güçlü bir öğretmen var mıdır? Ama öğrenme isteği bulunmadıktan sonra, deneyimlerden ne öğrenilebilir ki? Bir düşünür demiş ya hani: "Dün, iptal edilmiş bir çektir... Yarın, emre hazır bir senet... Bugün ise peşin paradır... Öyleyse bugünden yararlanın!" Geçmişteki çirkinlikleri devam ettirme inadı yüzünden, bugünün kıymetini bilemeyenlerin, bizleri sıkıntılara sürükleme gayretlerini nefretle karşılıyoruz... Çağın akışında yüzebilmek için, bir çaba sarfetmemek, ne büyük bir inatçılık... *** Bilgisayarı futbolun taa gözüne sokmakla ünlenen Ersun Yanal'ın, bugün geldiği noktada, spor kamuoyu ile ters düşmesi, o ters düştüğü insanların bilgisayar çağını yakalayamamasından mıdır? Yoksa "Bilgisayarı çok iyi kullanıyorum" diye fazla hava atmasından mıdır? "Dediğim dedik, çaldığım düdük" anlayışındaki bir insan, kendisine lâyık görülen, futbolun en yüksek mertebesindeki koltukta, hep doğru işler peşinde koşacağını zannederken, spor dünyasının düşüncelerine kulaklarını tıkarsa, bu onun "Çok biliyorum" kostümünün iğreti dikildiğinin bir örneğidir... Türkiye'de nice takımları 2.Lig'den, Süper Lig'e çıkaran tonla şanssız hocalar dururken, sadece Denizlispor'daki başarısı ile Milli Takım zirvesine taşınmış birisi için "Süper apoletli" yakıştırması nasıl yapılabilir ki? Bazı insanlar, şanslarının itme gücü ile bazen hiç de haketmedikleri yerlere gelebilir... Bu, toplumun her kesiminde olduğu gibi, sporun içinde de büyük bir ivmedir... *** Hakan Şükür gibi, Türk futbolunda anıtı dikilecek birisini, en formda, en olgun ve en verimli döneminde "Tamamen teknik" kaytarma ifadesiyle Milli Takım dışına iten Ersun Yanal'ın arkasında kaç kişi vardır? Kendi takımlarında bile forma bulamayan, forma bulsa bile, formsuzluklarıyla her hafta taraftarlarının tepkisini çekenlerden kurulu bir Milli Takım kadrosu oluşturan Yanal, bilgisayarının verdiği verilerin kurbanı olmaktadır! Yanal'ın unutmaması gereken bir şey vardır... Bilgisayarlar da insan yapısıdır... Onlara hükmedenler insanlardır... Ona nasıl hükmederseniz, sizin istediğiniz gibi konuşur o... Yanal'ın hesap vereceği insan sayısı, sadece federasyon başkanı değildir... O, bir ulusa hesap vermek zorundadır... Keyfiliği, inadı, programı ile sadece kendini tatmin edemez o... Sorumlu olduğu herkesin, yani 'Türk ulusu'nun, ondan her konuda hesap sorma hakkı vardır... Unutulmamalıdır ki: oyun bitti mi; şah da, piyon da aynı kutuya girer... *** Ersun Yanal'ın her isteğine "Peki" diyen; demek zorunda olan federasyon, radikal kararlarla yıllardır Türk futboluna hizmet eden hocaların biletini bir çırpıda kesiverdi... Kapıya konan teknik direktörler, aldıkları tazminatların hatırına, şimdilik konuşmuyorlar... Ayrıca konuşsalar ne yazar... Bunca operasyona imza atan federasyonun Trabzonspor gibi bir camia ile önce "ters" düşüp, sonra da "gönül alma" dönekliği tazeliğini korurken, yapması gereken nice işi unutması normaldir... Süper Lig'de daha 8 hafta bitmişken, 5 kulüp hocasına yol verdi... Daha niceleri de sırada... Beşiktaş'ın, şampiyonluğa oynayan Trabzonspor takımının hocasına "Bize gel" diye kafa bulandırıcı teklif yapması gibi etik değerlerle bağdaşmayan çirkinliklere bir son vermelidir önce federasyon... Nasıl mı? İtalya'da olduğu gibi, bir teknik direktörün, aynı sezon içinde sadece bir takımı çalıştırabileceği yasağını koymak bu kadar zor bir şey değil her halde... *** Nasıl geçtiğimiz sezonlarda, ligin zirvesinde mücadele eden G.Birliği'nin hocası Ersun Yanal'a "Bize gel" teklifi götüren F.Bahçe'nin, bir anda Ankara ekibinin konsantrasyonunu bozduğu zihinlerde dururken, bu sezon aynı senaryoların tezgâhlanmasına göz yummamak, federasyonun asli görevi olmalıdır... O federasyon, sadece Ersun Yanal'ın radikal isteklerine değil, toplumu rahatsız eden çirkinliklere de derman olmalıdır... Ama diyeceksiniz ki; idari menajer olduğu halde, teknik direktör ile basın toplantısına çıkan, sahada yedek kulübesinde teknik direktör edasıyla oturan... Kadıköy'deki bir maç için, Yeşilköy'de "körün taşı" gibi bellediği aynı oteli seçip, Milli Takım'ı yoğun trafikte defalarca Kadıköy'e antrenmana götüren... Her dönemin adamı Can Çobanoğlu'nun saçma uygulamalarına bile göz yuman federasyon, neden yeniliklere damga vursun ki? Bir düzen kurulmuş... Bazı görevsiz kişilerin bile, kendini "kral" zannettiği, gemisini her dönemde yürüttüğü bir teşkilattan örnek ve geleceğe ışık tutacak kararlar beklemek hayal gibi bir şey aslında... Binlerce asker toplamak kolaydır ama onlara müthiş bir general bulmak zordur her zaman... Bilinmelidir ki; kendini "Orkestra şefi" zannedip, sırtını halka dönenlerin saltanatları asla uzun ömürlü olamaz...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.