Akıl, çoğu kez yanıltır da...

A -
A +

Büyük psikolog Karl Gustav Jung, "herkeste bir muhite intibak telâşı var; kimse ruha intibakı düşünmüyor, işler sadece akılla çözülmeye kalkışılıyor" diyor.. Aklın üstünlüğünü, yol göstericiliğini, düşünce sistematiğini inkâr eden yok.. Ama binlerce yıldır akıp gelen dinlerin bir davranış, belirli bir iç ve dış adaptasyon tarzı olduğu gerçeği unutuluyor.. Akıl dediğimiz fenomenin herşey demek olmadığını, insanı zaman zaman sapık yollara da sürükleyebileceğini gözden ırak tutmamak gerekir.. Nefis azdı mı akıl tırısa kalkar.. Eğer akıl doğrunun kaynağı olsaydı Karl Marks'ın aklı ile Karl Gustav Jung'un aklı hiç bu denli birbirine zıt düşer miydi? Demek ki yüzdeyüz akla güvenmemiz doğru değil.. Ruh ve akıl zıtlaşmadığı zaman insanın ve insanlığın doğru yolda olduğu anlaşılır.. Dinler bunun için vardı; son din de bunun için varoldu.. Ruhu dışlayan bir düşünce sistematiği insanları önyargılara, dogmalara bağlar.. Bu durumda akıl, her doktrini putlaştırma eğilimine girer.. Bilimler, bilimsel bilgiler, bilimsel araştırmalar bile putlaşır, tabulaşır.. Eric Fromm "Bilim ve bilimsel araştırmalar ve siyasi doktrinler de Tanrı düzeyine yükseltilebilir" diyor.. Bilim mutlak gerçeklerle değil, evrenle sınırlı gerçeklerle uğraşır.. Ne var ki insanoğlu bir konuyu aklı ile benimsediği zaman ona inanmak ihtiyacını da duyuyor.. Bizim aydınımız aklıyla Avrupalı insanı ararken kendi insanını kaybetmiş.. Modernleştikçe kendi kendine yabancılaşmış, yeni kimlikler arar hale gelmiş.. "Bizde toplum bilimcisi yok, toplum fotoğrafçısı var" diyor Cemil Meriç.. Ve, nihayet Batılaşalım derken bilim dünyasından çok Batı'nın kültürü ile Batılılaştık.. Rasyonalizmin bizi getirdiği nokta bu...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.