Ben İstanbul'u sevdireni severim

A -
A +

İş yapan insanlara ille de bir siyasi kulp takma alışkanlığımız var.. Becerikli bir bürokratın yaptığı güzel işleri değerlendirmekten çok, onun hangi partiye mensup olduğunu soruştururuz. Eğer bizim kafamıza yatkın bir partide ise, oh ne âlâ; değilse yaptığı işleri görmezlikten geliriz.. Hele bu becerikli insanımız bir belediye başkanı ise, ona her parti sahip çıkmaya kalkar ve âdetâ zorla onu kendi partilerine kazandırmaya çalışırlar.. Bunun en tipik misalini şimdilerde Tayyip Bey'in Yenilikçiler'i ile Recaî Kutan Bey'in Saadetçi'leri arasında paylaşılamayan Ali Müfit Gürtuna bahsinde görüyoruz.. Acaba hangi partiye katılacak? Anlaşılan politikaya bulaşmadan doğru dürüst iş yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Gürtuna'yı rahat bırakmayacaklar.. Son 50 yıldan bu yana dünyanın bu en güzel mega kenti İstanbul ilk defa kimsenin şikayetçi olmadığı bir belediye başkanı görüyor; bunu İstanbullulara çok görmeyin lütfen.  Evet bu başkanı Fazilet Partisi aday gösterdi ama İstanbul halkı seçti onu.. Ve o da tıpkı Dalan gibi, Tayyip Erdoğan gibi bu kente hizmet vermek ve partizanlık yapmamak için büyük projelere imza atıyor.. Şimdi Fazilet Partisi ikiye bölündü diye onu bir tarafa çekmek, İstanbullulara, ona oy veren, hatta oy vermeyenlere de nezâketsizlik olur. Bırakın Ali Müfit Gürtuna'ya şu veya bu parti değil, İstanbul halkı olarak biz sahiplenelim, aklımızı tutkularımızın kölesi haline getirmiyelim.. Belediye hizmetlerinde partizan olmayan insanlara ihtiyacımız var.. Kendisiyle ve çevresiyle barışık, uzlaşmacı ve yapıcı insanları tutmalıyız, desteklemeliyiz. Ankara'da partizan bürokratlardan az çekmedik.. Türkiye'nin, bugünkü hengâmede uzlaşmaya, uzlaşarak, anlaşarak iş gören insanlara müvazene unsuru olacak şahsiyetlere ihtiyacı var.. Bizim siyaset koridorlarımız politikacılarımızı yıpratan, Meclis'in itibarını öğüten karanlık bir dehliz haline gelmiş.  Bırakalım bu keşmekeşi.. Eğer Türkiye'yi refaha ve ekonomik güce kavuşturmak istiyorsak, önce İstanbul'dan işe başlamamız ve şu anda belediye başkanımızın önünde bulunan büyük projelerle işlere destek vermemiz gerekir.. Akıllı bir ekonomist bu projeleri gözden geçirirse bunların turizme ve hizmet sektörüne üretime dönük büyük çaplı planlar olduğunu görür.. Biz İstanbul kalkınmadan Türkiye'nin kalkınacağına inanmıyoruz.. Türkiye'nin ekonomisini düzelteceği umuduyla Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in, bugüne kadar İstanbul gibi bir mega kentin belediye başkanı ile "acaba ne gibi tedbirler alabiliriz, nasıl katkı sağlayabiliriz" gibi bir görüşme yapmamış olması, Gürtuna'nın değil, ama Derviş için talihsizlik olmuştur. Şimdi eminim Ankara Belediye Reisi Melih Gökçek'i de her iki taraf kendi partilerine çekmeye çalışacaklar.. Oysa o da bütün Ankaralıların belediye başkanı.. Ankaralılar ona da sahip çıktılar... Onun da yakasını bırakın lütfen.. Türkiye'nin 15 milyon nüfusuna hizmet veren bu iki Belediye Başkanımızı bırakalım iş görsünler; bugüne kadar gösterdikleri başarıları devam ettirsinler..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.